Eski Medeniyetlere Ait Alanları Gezmek Caiz mi?
Eski medeniyetlere ait alanları gezmek caiz midir? Buraları gezerken nelere dikkat etmeliyiz? Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Hamdi Yıldırım cevaplıyor.
Şimdi, muhterem kardeşlerim… Cenâb-ı Hak Kur’ân-ı Kerîm’de, “Yeryüzünün her tarafını dolaşın ve Allah’ın sizlere verdiği rızıklardan yiyin.” (Bknz. Mülk Suresi 15. ayet) buyuruyor. Başka ayetlerde ise helak olmuş kavimlerin yurtlarını ibretle gezmemizi emrediyor. Yani Rabbimiz, geçmiş toplumlara bakarak ders çıkarmamızı istiyor.
Bugün Göbeklitepe olsun, başka bölgeler olsun… Buralarda zamanında nice insanlar yaşamış. Medeniyet kurmuşlar, ilerlemişler; fakat sonunda yok olup gitmişler. Nitekim Kur’an’da anlatılan Âd ve Semûd kavmi de böyle. Allah Teâlâ, eğer bu olayların bilinmesi, duyulması bize fayda vermeseydi onları kitabında zikretmezdi.
Tefekkür Etmeyi Unutma!
Hele bir de bizzat o beldelere gidip, “Burası Kur’an’da geçiyor… Burada yaşayan kavimler şu günahları sebebiyle helak edilmişler.” diye düşünmek, tefekkür etmek Müslüman için önemli bir vazifedir. Ama oralara gidip hiçbir ibret almadan dönmek ise—Allah korusun—büyük bir nasipsizlik olur.
Kardeşlerim, Müslüman buralardan ders almalıdır. Ne kadar güçlü olursan ol, bir gün öleceksin. Ne kadar servet sahibi olursan ol, Karun kadar zengin birinin dahi daha gelmediğini biliyoruz; ama o bile servetiyle birlikte yerin dibine geçirildi. Demek ki bu dünya fâni bir dünya…
Hâlbuki insan ebediyet için yaratılmıştır. Evet, bu beden ölür; fakat ölümle birlikte asıl hayat başlar. Tıpkı bir imtihana girip birkaç saat sonra çıkmak gibi… Bu dünya hayatı da öyle; süresi bizim ölçtüğümüz saatler gibi değil ama neticede bir gün bitecek. Bittiğinde ise ebedi hayat başlayacak.
İşte bu sebeple, gördüğümüz her ibret sahnesinin bizi ahirete hazırlığa yöneltmesi gerekir. Rabbim, ibret alabilen, anlayan ve hazırlık yapan kullarından eylesin. Âmin.