Diri Diri Gömülen Kızlardan Alemlere Rahmet İkramına
Câhiliyye karanlığında diri diri toprağa gömülen kız çocuklarının feryadından İslâm’ın mahlûkātı kuşatan sonsuz rahmet ve şefkat iklimine uzanan ibretlik dönüşüm.
İslâm’ın fecri sökmeden önceki câhiliyye karanlığında da kadının hâli böyle perişandı. Kız evlât; daha doğduğunda babasının abus, öfkeden kararmış çehresiyle karşılaşmakta; nice talihsiz bebek, babasının elleriyle, ana yüreğinden çaresiz feryatlar içinde sökülüp diri diri toprağa gömülerek katledilmekteydi.
Ölümden kurtulsa da çilesi bitmezdi. Süren kabîle çekişmelerinde, onun ırzını pâyimâl etmek düşmana yapılacak en büyük hakaretti.
Evlense de çilesi bitmezdi. O hak ve hukuk tanımaz, terör ve anarşi devrinde, evli kalsa da boşansa da dâimâ horlanan, ezilen, hakları gasp edilen, eşya gibi devredilen, ancak nefsânî maksatların tatminine yarayan, aşağılık bir varlık olarak görülmekteydi.
Fuhşiyâtın revaçta olduğu cemiyette, iffetsizlik girdabı kadını daha perişan dehlizlere fırlatmaktaydı. Nesil, sahipsizdi. İster anne, ister eş, ister evlât... Kadın, sahipsizdi!..
CAHİLİYE TERÖRÜ NASIL SON BULDU? KARANLIKTAN RAHMETE
O karanlık devir, tam bir terör devriydi. Varlığın Nûru Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in risâlet ömrü bir veçhesiyle bu vahim ve şedit terörle mücadele hamlesiydi.
Mekkî sûrelerde birbiri ardına îkazlar geldi:
“Diri diri toprağa gömülen kıza, hangi günah sebebiyle öldürüldüğü sorulduğunda, ... Kişi neler getirdiğini öğrenmiş olacaktır.” (et-Tekvîr, 8-9, 14)
“Onlardan birine bir kızının dünyaya geldiği müjdelenince, öfkesinden ve üzüntüsünden, yüzü kapkara kesilir. Müjdelendiği bu kötü haberin etkisiyle utanıp, eşinden-dostundan saklanmaya çalışır.
Şimdi ne yapsın: «Hor, hakir, itilip kakılan bir belâ olarak onu hayatta mı bıraksın, yoksa toprağa mı gömsün, ne yapsın?» diye kara kara düşünür! Dikkat ediniz, ne fena hükümlerdi verdikleri bu hükümler!” (en-Nahl, 58-59)
Âlemlere sonsuz bir rahmet ikrâmı olan Kâinâtın Fahr-i Ebedîsi; kabalık, zulüm, çirkinlik ve hırçınlığın elinden, kadını ve erkeğiyle, yaşlısı ve çocuğuyla insanı kurtarmakla kalmadı, hayvanâtı, hattâ nebâtâtı dahî rahmet ve şefkatle muhafaza etti.
Bir bakıma bütün mahlûkātı merhamet kanadının altına aldı.
Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Hidayet Güneşi, Yüzakı Yayıncılık