Dağınık Ümmet Birleşik Düşman!

ÜMMET

Gazze’nin imdadına, tam mânâsıyla ne soydaşları Araplar, ne dindaşları müslümanlar koşabiliyor. Çünkü büyük İslâm birliğinin parçalanmış küçük devletçiklerinin her biri, kendi küçük kavminin sözde menfaatlerine teksif oluyor. Kardeşlerine bîgâne kalıyor yahut; «Buna mecburum.» diyor. Kimi iktisâdî, kimi siyâsî, kimi başka sebeplerle…

İki senedir devam eden İsrail zulmü tam bir ırkçı harekettir. Onlar dinlerini tahrif ederek, kendi ırklarına aitmiş gibi bir şekle sokmuşlardır. Kendilerinden olmayan milletleri; insan dahî kabul etmeyen, onlara her türlü zulmü revâ gören korkunç bir kavmiyetçilik anlayışı vicdanlarını kurutmuştur.

Diğer taraftan;

Gazze’nin imdadına, tam mânâsıyla ne soydaşları Araplar, ne dindaşları müslümanlar koşabiliyor. Çünkü büyük İslâm birliğinin parçalanmış küçük devletçiklerinin her biri, kendi küçük kavminin sözde menfaatlerine teksif oluyor. Kardeşlerine bîgâne kalıyor yahut; «Buna mecburum.» diyor. Kimi iktisâdî, kimi siyâsî, kimi başka sebeplerle…

Lâkin buna karşılık, zâlim Siyonistlere, Protestan hıristiyanlar büyük bir destek veriyor.

Câlib-i dikkattir ki;

Yahudiler Hazret-i Meryem’e iftira atıyor ve Hazret-i İsa’nın bir mûcize olarak babasız doğduğu hakikatini reddediyorlar. Yani Hazret-i İsa’ya -hâşâ- gayr-i meşrû evlât yakıştırmasında bulunuyorlar.

Buna rağmen hıristiyanlar, en aziz varlıklarına dil uzatan bu zâlimleri destekliyorlar.

Bu akıl almaz bir gaflet ve hıyânettir. Şahsiyetsizliğin geldiği noktadır. Bunlar menfaatlerinin etrafında tavaf eden insanlardır.

Diğer taraftan yahudi ve hıristiyanların bu dostluğunu; Kur’ân-ı Kerim, bir mûcize olarak haber veriyor. Zira âyet-i kerîmede, yahudi ve hıristiyanların birbirine dost oldukları bildirilmiştir:

“Ey îmân edenler! Yahudileri ve hıristiyanları dost edinmeyin. Zira onlar birbirinin dostudurlar (birbirinin tarafını tutarlar)…” (el-Mâide, 51)

Çünkü mevzu İslâm düşmanlığı olunca; yahudi ve hıristiyanlar, aralarındaki çekişmeleri bırakıp ittifak etmektedirler. Müslümanlar ise, maalesef, dâimâ; «Böl-parçala-yut!» şeklindeki yabancı oyununa aldanmaktadır.

Kaynak: Osman Nuri Topbaş Hocaefendi, Yüzakı Dergisi, Yıl: 2025 Ay: Ekim, Sayı: 248