Cuma Namazının Ehemmiyeti ve Hutbenin Adabı
Hadis-i şeriflerle cuma namazının fazileti, hutbeyi huşû içinde dinlemenin önemi ve cuma namazını terk etmenin vebali.
Cuma namazı, bütün mü’minleri Allâh’ın evi olan mescidlerde bir araya getirir.
HUTBEYİ HUŞÛ İÇİNDE DİNLEMENİN ÖNEMİ
Cuma namazı; vaaz ve hutbesiyle, İslâmî hakikatlerin duyurulması ve öğrenilmesinde mühim bir vazife îfâ eder. Bilhassa cuma namazının rüknü olan hutbeyi, namaz içindeki huşû hâlinde dinlemek lâzımdır. Hutbe okunurken; konuşmak, telefonla oynamak veya uyuklamak asla bu ibâdetin maksadıyla bağdaşmaz.
Hazret-i Ali, Kûfe’de hutbe verirken, Allah Rasûlü’nden işittiğini bildirerek şöyle buyurmuştur:
“Cuma günü olunca şeytan erkenden çarşı ve pazara bayraklarıyla gider, insanlara bin bir engel çıkararak mânî olmaya, (en azından) onları cumaya geciktirmeye çalışır. Melekler de erkenden gidip mescidin kapılarına dururlar. Gelenleri; birinci saatte gelenler, ikinci saatte gelenler diye yazarlar. Bu hâl, imam (hutbeye) çıkıncaya kadar devam eder.
Kişi mescidde, imamı görüp dinleyebileceği bir yere oturur, can kulağıyla dinler ve konuşmazsa, kendisine iki kat sevap vardır. Kişi uzakta kalır ve imamı dinleyemeyeceği bir yere oturur, sessiz durur ve konuşmazsa bir sevap alır. Eğer, imamı görüp dinleyebileceği bir yere oturur, fakat boş konuşma yapar, sessiz kalmazsa, ona iki vebal yazılır...” (Ebû Dâvûd, Salât, 209/1051)
CUMA NAMAZINI TERK ETMENİN VEBALİ
Cuma namazının ehemmiyeti hakkında hadîs-i şeriflerde şöyle buyurulmuştur:
“Birtakım insanlar ya cuma namazını terk etmeyi bırakırlar yahut da Allah onların kalplerini mühürler, artık gafillerden olurlar.” (Müslim, Cum‘a, 40)
“Her kim önemsemediği için üç cumayı terk ederse, Allah onun kalbini mühürler.” (Ebû Dâvûd, Salât, 212)
Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Mü'minin Hayatında Namaz ve Zekât, Yüzakı Yayıncılık