Çorap Üzerine Meshin Hükmü Nedir?
Mestin adı mı önemli, vasfı mı? Her çoraba mesh edilebilir mi? Mezheplerin 'dayanıklılık ve su geçirmeme' kriterleri ışığında, abdestte meshin fıkhi sınırları.
Hazırlayan: Dr. Mehmet Büyükmutu
Abdest alınırken hangi uzuvların yıkanacağı konusu, “Ey iman edenler! Namaza kalktığınızda yüzlerinizi, dirseklere kadar ellerinizi ve kollarınızı yıkayın, başlarınızı meshedin ve topuklara kadar da ayaklarınızı yıkayın!” (Mâide/5-6) şeklinde belirtilmektedir. Bu sebeple aslolan, ayet-i kerimede belirtildiği gibi abdest alırken ayakların yıkanmasıdır.
SÜNNET EKSENİNDE AYAKLARIN MESHİ
Bununla birlikte Hz. Peygamber'in (s.a.v.) abdest alırken bazen ayaklarını yıkamak yerine giydiği mestlere mesh ettiği birçok sahih rivayette nakledilmektedir. (Buhârî, Vudû 35, 48; Müslim, Tahâret, 72, 73)
Bu konudaki rivayetlerin kuvveti ve çokluğundan dolayı mest üzerine mesh etmek mânen mütevâtir derecesine ulaşmış, bundan dolayı îtikâdî bir unsur haline gelmiştir. Bundan dolayı Ebû Hanîfe mest üzerine mesh yapmanın sünnetle sabit olduğunu ifade etmiş ve “ehl-i sünnet akidesinin temel alametinin, mest üzerine mesh yapmayı kabul etmek” olduğunu belirtmiştir. (el-Mâturîdî, ts., 75; Aliyyü’l-Kârî, 2019, 122; el-Magnîsâvî, 2024, 75)
KAVRAMSAL ANALİZ: CEVRAB, HUFF VE CÜRMÛK NEDİR?
Rivayetlerde meshe konu olan giysiler farklı kavramlarla ifade edilmiştir: Bunlar “جَوْرَب”, “خُفّ”, “جُرْمُوق” olup her birinin belirli bir kullanım amacı ve alanı bulunmaktadır.
- Cevrab “ayak sargısı / ayağı saran örtü” şeklinde tarif edilmektedir. (İbn Manzûr, 1414, 1/263) Pamuk, yün, keten, bambu gibi malzemelerden sentetik-merserize kumaş şeklinde yapılan ve ayağa doğrudan temas eden çoraplar için kullanılmaktadır.
- Huff, Araplar arasında devenin çift parmaklı tırnağının birleştiği kısım anlamına gelmektedir. Buradan kinaye yoluyla insanların ayak giysisi olarak giydiği mest (huff) için kullanılmış ve ayakların yere basan taban kısmı kastedilmiştir. Hadislerde ayakların mesh edilebileceğine dair sıklıkla zikredilen asıl giysi türü de budur. Farklı materyal ve malzemelerden üretilmekle birlikte ağırlıklı olarak deriden yapılmaktadır.
- Cürmûk, kış mevsiminde veya soğuk günlerde mestlerin (huff) üzerine giyilen ayak giysisidir. Tarihsel süreçte mestin üzerine koruyucu amaçla giyilen “cürmûk”, işlevsellik açıdan günümüzde topukları tamamen örten ve dizlere kadar (kaval kemiği kısmı) uzanan bot veya postal kategorisindeki dış ayakkabılarla benzerlik göstermektedir. (ed-Dihlevî, 2014, 2/251)
Çoraplar üzerine mesh etmek ile alakalı rivayet, Muğîre bi Şu’be’den (r.a.) nakledilmekte ve bu rivayette Muğîre (r.a.) "Allah Rasûlü abdest aldı, iki çorabı ve iki pabucu üzerine mesh etti." demektedir. (Ebû Dâvud Tahâre, 61; Tirmizî, Tahâre, 74, 75; İbn Mâce, Tahâre, 88; İbn Hanbel, IV, 252) Bu rivayette geçen çorap ve pabuç ifadesi hem mana yönünden hem de mest yerine geçip geçemeyeceği açısından birtakım ihtilaflara sebep olmuştur.
MEZHEPLERİN ÇORAP ÜZERİNE MESH İÇİN ARADIĞI TEKNİK ŞARTLAR
Hanefî mezhebinde Ebû Hanîfe ile İmâmeyn (Ebû Yûsuf ve İmam Muhammed) arasında ictihad farklılıkları bulunmakla birlikte su geçirmeyen kalın çorabın bacakta bağsız durması, altının görünmemesi ve üzerinde yürünebilmesi gibi vasıfları taşıması durumunda çoraplar üzerine mesh yapılmasına cevaz verilmektedir. Ebû Hanîfe’nin son görüşü ve İmâmeyn’in kabul ettiği görüş bu şekildedir. (eş-Şeybânî, 2012, 1/72; Kutluboğa, 2002, 146; İbn Nüceym, 2002, 124)
Mâlikî ve Şâfiî mezheplerinde de ölçüt, meshe konu olan giysinin dayanıklılığıdır. Mâlikî mezhebine göre çorapların altı ve üstünün deriden olması, yani vasıf olarak mestin taşıdığı şartları bulundurması durumundan üzerine mesh yapılabileceği ifade edilmektedir. (İbn Abdilberr, 1407, 27; İbn Ebî Zeyd, 1999, 1/95-96)
Şâfiî mezhebinde İmam şafiden farklı görüşler nakledilmekte, bu görüşleri değerlendiren İmam Nevevî üzerinde mutat yürüyüşün mümkün olması hâlinde çoraplar üzerine meshin câiz olacağını, bu vasfı taşımayanlarda ise câiz olmayacağını ifade etmektedir. (en-Nevevî, ts., 1/18-19)
Ahmed b. Hanbel ise çorap üzerine mesh yapılabilmesi için “herhangi bir ilave tabana ihtiyaç duymaksızın çorabın kendi başına ayakta sabit durabilmesini” yeterli görmüştür. Bu şartı taşıması durumunda çorapların altına özel bir na’lin uygulamasına (kalıp, perçin, taban, vs.) gerek olmadığını belirtmiştir. (el-Kevsec, 2002, 2/287-288; İbn Kudâme, 1994, 29-30; el-Hırakî, 1993, 1/16)
Mezheplerin İçtihat Farklılıkları ve Ortak Paydalar
Mevcut nakilleri ve mezhepler arası ihtilafı şu şekilde özetlenebilir: müctehidlerin bir kısmı çoraplara mesh yapılabilmesi için “mücelled/müna’al” şartını aramakta, bir kısmı ise çorapların “kalınlık ve yürünebilme” vasfını taşımasını yeterli görmektedir. (el-Kudûrî, 1997, 17-18)
Sonuç itibariyle mest (huff) üzerine mesh edilebileceği hususunda fukahâ arasında bir ihtilaf bulunmamaktadır. Bu uygulama, sahih ve mütevâtir derecesine ulaşan rivayetlerle sabit olup fıkhî literatürde yerleşik bir kabul niteliği taşımaktadır.
Çorap üzerine mesh mes'elesi ise isimlendirme tartışmasından ziyade, meshe konu olan giysinin mestin taşıdığı vasıfları taşıyıp taşımadığı sorusu etrafında şekillenmektedir. Nitekim bir ayak giysisine çorap, çizme veya mest denilmesi tek başına belirleyici değildir. Belirleyici olan, söz konusu giysinin mestin işlevsel ve hukûkî vasıflarını taşıyıp taşımadığıdır.
Rivayetlerde geçen cevrab, cürmûk ve huff gibi kavramların tarihsel bağlam içerisinde değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu kavramların klasik dönemde ifade ettiği nesneler-giysiler ile günümüzde üretilen ayak giysileri birebir örtüşmeyebilmektedir. Nitekim mezheplerin değerlendirmeleri de isimden ziyade illet ve vasıf çerçevesinde cereyan etmektedir.
Fıkhî Ölçüler Işığında Uygulama Esasları
Bu çerçevede ulaşılan sonuçlar şu şekilde özetlenebilir:
- Mezhep imamları, çorap üzerine mutlak ve kayıtsız bir mesh anlayışını benimsememiştir. Çoraplara mesh edilebilmesi için genellikle şu şartlar aranmıştır:
- Ayaktaki farz mahalli (ka’blere kadar olan yıkanmasıgereken bölgeyi) tam olarak örtmesi,
- Kalın ve dayanıklı olması,
- Şeffaf olmaması ve suyu geçirmemesi,
- Kendi başına ayakta durabilmesi ve üzerinde mutat yürüyüşe elverişli olması,
- Bazı mezheplere göre alt ve üst kısmının deriyle kaplı (mücelled) veya tabanlı (müna’al) olması.
- Çorap giymeksizin doğrudan giyilen ve mest vasıflarını taşıyan bot, çizme veya benzeri dayanıklı ayak giysilerin mest hükmünde olabilmesi ve üzerine mesh yapılabilmesi, mestin taşıdığı şartları bulundurmasına bağlı olarak uygun görülmektedir.
- Mest üzerine giyilen bot, çizme ve postal gibi giysiler üzerine mesh edilmesi konusunda Şâfiîler hariç diğer mezheplerin cevaz verdiği belirtilmektedir. Bu bağlamda, necasetin giderilmesi şartıyla bu tür giysiler üzerine mesh edilmesinde sakınca bulunmadığı ifade edilmektedir. (Duman, 2010, 71-72) Dolayısıyla çerçevede, kış mevsimi gibi zorlayıcı şartlar altında yahut (eğitim, tatbikat ve benzeri faaliyetler gibi) askerî hizmet sırasında giyilen postal, bot ve çizme türü ayak giysileri üzerine, necaset bulunması hâlinde bunun izâle edilmesi şartıyla mesh edilmesinde bir sakınca bulunmamaktadır.
- Mestlerin korunması amacıyla üzerine giyilen ince çorapların, meshin ıslaklığını alttaki meste geçirecek nitelikte olması hâlinde, bazı fakihlerce engel teşkil etmediği ifade edilmiştir. Burada da belirleyici unsur, meshin fiilen meste ulaşmasıdır.
Burada şu husus da ifade etmek gerekmektedir: çoraplar üzerine mesh yapılabileceğine dair bazı rivayetler nakledilmektedir. Ancak rivayetlerin hüküm istinbâtına elverişliliğini salt olarak o rivayetin mevcudiyeti ve çokluğu değil, aynı zamanda sıhhat derecesi, delâleti, kavramsal analizi, sahâbe uygulamaları ve şer'î maksatlar (mekâsıt) belirlemektedir.
SONUÇ: İSİMDEN ZİYADE VASIF VE ŞER'Î MAKSAT
Sonuç itibariyle çorap üzerine mesh meselesi, yalnızca rivayetlerin mevcudiyetine indirgenebilecek bir konu değildir. Mesele; tarihsel bağlam, kavramsal çözümleme, illet ve vasıf tespiti ile şer'î maksatların birlikte değerlendirilmesini gerektiren çok boyutlu bir fıkhî problem niteliğindedir. Mezhep imamları ve müctehidler de bu konuyu, yukarıda ifade edilen usûl ve esaslar çerçevesinde ele alarak hükme bağlamışlardır.
Kaynakça:
- Aliyyü’l-Kârî, Molla Ali b. Sultân Muhammed el-Herevî. Şerhu’l-Fıkhi’l-ekber. Beyrut: Dâru’l-Kütübi’l-İlmiye, 2019.
- Dihlevî, Abdülhak b. Seyfeddîn el-Buhârî. Leme’âtü’t-tenkîh fî şerhi Mişkâti’l-Mesâbîh. Dımaşk: Dâru’n-Nevâdir, 2014.
- Duman, Soner. Günümüz Fıkıh Problemleri. İstanbul: Beka Yayıncılık, 2. Baskı., 2010.
- Hırakî, Ebü’l-Kâsım Ömer b. Hüseyn. Muhtasaru’l-Hırakî. yy.: Dâru’s-sahâbe li’t-Turâs, 1993.
- İbn Abdilberr, Ebû Ömer Yûsuf b. Abdillâh b. Muhammed. el-Kâfî. Beyrut: Dâru’l-Kütübi’l-İlmiye, 1407.
- İbn Ebî Zeyd, Ebû Muhammed Abdullâh el-Kayravânî. en-Nevâdir ve’z-Ziyâdât. Beyrut: Dâru’l-Garbi’l-İslâmî, 1999.
- İbn Kudâme, Ebû Muhammed Muvaffakuddîn el-Makdisî. el-Mukni’ fî fıkhi’l-İmâm Ahmed b. Hanbel. Beyrut: Dâru’l-Kütübi’l-İlmiye, 1994.
- İbn Kutluboğa, Kâsım. et-Tashîh ve’t-tercîh. Beyrut: Dâru’l-Kütübi’l-İlmiye, 2002.
- İbn Manzûr, Ebü’l-Fazl Cemâleddîn Muhammed b. Mükrim. Lisânü’l-Arab. Beyrut: Dâru Sâder, 1414.
- İbn Nüceym, Siracüddin Ömer b. İbrâhim b. Muhammed el-Mısrî. en-Nehrü’l-faik şerhu Kenzi’d-dekaik. Beyrut: Dârü’l-Kütübi’l-İlmiyye, 2002.
- Kevsec, İshâk b. Mansur. Mesâilü’l-İmâm Ahmed b. Hanbel ve İshâk b. Râhûye. Medine: İmâdetu’l-Bahsi’l-İlmî, 2002.
- Kudûrî, Ebü’l-Hüseyn Ahmed b. Ebîbekr Muhammed b. Ahmed. Muhtasaru’l-Kudûrî fi’l-fıkhi’l-Hanefî. nşr. Kâmil Muhammed Muhammed el-Uveyda. Beyrut: Dâru’l-Kütübi’l-İlmiye, 1997.
- Magnîsâvî, Ebü’l-Müntehâ Ahmed b. Ahmed. Şerhu’l-Fıkhi’l-ekber. İstanbul: Dâru’s-Sirâc, 2024.
- Mâturîdî, Ebû Mansûr Muhammed b. Muhammed b. Mahmûd es-Semerkandî. Şerhu’l-Fıkhi’l-ekber. Katar: Nafakatü’ş-Şuûni’d-Diniyye, ts.
- Nevevî, Ebû Zekeriyyâ Yahyâ b. Şeref. el-Mecmû’ şerhu’l-Mühezzeb. Cidde: Mektebetü’l-İrşâd, ts.
- Şeybânî, Muhammed b. Hasen. el-Asl. ed. (thk. Mehmet Boynukalın). Beyrut: Dâru İbni Hazm, 2012.