Cemaatle Kılınan Namazlarda Saf Düzeni Nasıl Olmalıdır?

Namaz İlmihali

Namazda saf düzeni nasıl olmalı? Kadın ve erkek yan yana namaz kılabilir mi? Namazda saf düzeni ile ilgili hadisler.

İmama uyacak kişi sadece bir erkek kişi ise imamın sağına durur. İki kişi olursa, birisi arkaya, diğeri onun sağına durur. Hz. Ali’den rivâyete göre, Nebî (s.a.s), “İki kişi olunca, onlardan birisi, diğerinin sağına dursun.” [1] buyurmuştur. İmama uyanlar ikiden çok iseler imamın arkasına dururlar. İmama uyacak kişi tek kadın ise imamın arkasına durur. Erkek ve kadın cemaat birlikte namaz kılacaklarsa saf düzeni, önce erkekler safı, sonra çocuklar safı ve onun arkasında da kadınlar safı olacak şekilde yapılır. Erkeklerle, erkek çocuklar arasındaki düzene uymak sünnet, kadınların saf düzenine uyması ise farz hükmünde görülmüştür.

Arada namaz kılan bir kişinin sığabileceği kadar bir aralık bulunmaksızın veya duvar, perde, ayakkabılık gibi bir engel olmaksızın erkeklerin kadınlarla aynı hizada namaz kılması, namazı bozan hallerdendir. Bu kadın ister yabancı olsun, ister eşi, kızı veya kız kardeşi gibi hısımlarından bulunsun hüküm değişmez.

KADINLAR İÇİN NAMAZDA SAFLARIN EN HAYIRLISI VE ŞERLİSİ

Namazda saf düzeni hadislerle belirlenmiştir. Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: “Kadınları Allah’ın koyduğu yere, arka saflara yerleştirin” [2] “Kadınların saflarının en hayırlısı son saf, en şerli olanı ise ilk saftır. Erkeklerin saflarının en hayırlısı ilk saf, en şerlisi ise son saftır.” [3] Fakat namazda olmayan bir kadının, namaz kılmakta olan bir erkeğin önünde bulunmasında bir sakınca yoktur. Hz. Âişe (r. anhâ)’den şöyle dediği rivâyet edilmiştir: “Yatağım Hz. Peygamber (s.a.s)’in namaz kıldığı yerin önünde idi.” [4]

Aynı hizada namaz kılmanın, namazı bozması için şu şartların gerçekleşmesi gerekir:

1) Kadının akıllı ve ergen olması veya ergenliğinin yaklaşmış bulunması,

2) Kadının, erkeğin önünde veya onun tam bitişiğinde namaz kılması,

3) Erkek ile kadının iftitah tekbiri bakımından aynı namazda bulunması. Erkek vaktin namazını, kadın ise kaza namazı kılsa aynı hizada bulunma namazlarını etkilemez.

4) Kadın ile erkeğin namaz kıldıkları yerin perde veya benzeri bir şeyle ayrılmamış ve arada bir boşluk bulunmayan aynı mekân olması. Kadın erkekten bir insan boyu kadar yüksek yerde namaz kılmakta olsa, aynı hizada olmaları namazın sıhhatine zarar vermez.

5) Namazı bozacak derecede aynı hizada bulunmanın süresi, Ebû Yusuf’a göre, rükû ve secde gibi bir rüknün fiilen eda edilebileceği kadar olmalıdır. İmam Muhammed’e göre, bir rüknü yerine getirecek kadar (yani üç tesbih miktarı) bir süre aynı hizada bulunmuş olmak şarttır.

Yukarıdaki şartlar gerçekleşince erkeğin namazı bozulur. Ancak imama uyan kadınlar, erkeklerin safı önünde bir saf teşkil edecek olsalar, arkalarındaki bütün erkeklerin namazı bozulur. Erkeklerin arasında üç kadın bulunsa, bunların hem sağ, hem de sol yanlarındaki birer erkeğin, hem de arka hizalarındaki her saftan üç erkeğin namazları fasit olur. Aradaki kadınlar iki olursa, yanlarındaki birer erkek ile arka taraflarındaki yalnız iki erkeğin namazı bozulur, daha arka saflardakilerin namazları bundan etkilenmez. Aradaki kadın, bir tane olunca sağ ve sol tarafındaki birer erkekle, arkasındaki bir erkeğin namazı bozulur. Bu son iki durumda namazları bozulan erkekler, kadınlar ile diğer erkekler arasında bir perde oluşturacağı için, artık bu bozulma başkalarına geçmez. Yukarıdaki durumlarda namazın bozulması, saf düzenine uymama yüzündendir. Nitekim imama uyan bir erkek, imamın hizasından öne geçse, saf düzenini bozduğu için namazı fâsit olur.

Buna göre kadınların mescitlerde erkeklerin arasına karışmaktan veya aynı hizada namaza durmaktan sakınmaları gerekir. Kadınlar mescitte kendilerine ayrılan yerde imama uyarak namaz kılabilirler. Ancak cemaate çıkmayıp evlerinde namaz kılmaları da hadis-i şeriflerde teşvik edilmiştir. Hatta evde kılacakları namazın daha faziletli olduğu belirtilmiştir.[5]

Şâfiler’e göre kadının erkek hizasında namaza durmasının erkeğin namazına bir etkisi olmaz. Ancak böyle bir durumda saf düzeni ile ilgili sünnete uyulmamış bulunur.

Dipnotlar:

[1] Zeyd b. Alî, Müsned, s. 104. [2] Zeylâî bu hadis hakkında merfû olarak gariptir demiştir. Musannef’te Abdurrazzak yolu ile  mevkûf olarak rivayet edilmiştir bk. Zeylâî, Nasbu’r-Râye, II, 36. [3] bk. Müslim, Salât, 132; Ebû Dâvud, Salât, 97; Tirmizî, Mevâkît, 52; Nesâî, İmâme, 32; İbn Mâce, İkâme, 52; Dârimî, Salât, 52. [4] Buhârî, Salât, 107; A. İbn Hanbel,VI, 322. [5] bk. A. İbn Hanbel, VI, 297, 301; İbnu’l-Humâm, age, I, 257 vd.; Zeylâî, age, I, 137 vd.; Lübâb, I, 82, 83; İbn Âbidîn, age, I, 514, 535-537; Zühaylî, age, II, 22, 23, 241 vd., Bilmen, age, 151, 152.

Kaynak: Prof. Dr. Hamdi Döndüren, Delilleriyle İslam İlmihali, Erkam Yayınları