Bu Seneyi Hayırlarla mı Doldurdum? Yoksa Şerlerle mi?
Bir yıl bitmek üzere kendine bu soruları sordun mu?
Bizim takvimimiz bile aslında kamerî / hicrî takvimdir. Biz onun sene başını, yani 1 Muharrem’i hicreti yâd etmeye bir vesile sayarız.
Bir yılın bitip, diğerinin başlaması, bir insana ancak şu minvalde bir ömür tefekkürüne vesile olmalıdır:
“–Ömrümden bir sene daha tükendi. Acaba bu seneyi hayırlarla mı doldurdum? Yoksa şerlerle mi?
Bir yaş daha yaşlandım. Acaba olgunlaştım mı, ahlâken tekâmül ettim mi, yoksa yerimde mi saydım, geriye mi gittim?
Tarihi meçhul fakat gelmesi muhakkak olan ecele bir adım daha yaklaştım. O büyük ebediyet yolculuğuna ne kadar hazırım?”
Heyhât!
Gafil insanlık böyle bir tefekküre teksif olmak bir tarafa; sene başı eğlenceleri tertip ederek, çılgınlaşıyor, aygırlaşıyor. Alkol, piyango, kumar, fuhşiyat gibi fecaatlere dalıyor. Bazı gafil mü’minler bile; başka zamanlarda girmedikleri yanlışlara, yılbaşı âdetiymiş diye giriyor.
Âhiretini düşünen müslümanlar, sene başı gecesinde bu tertiplenen eğlencelerden tamamen uzak durmalıdır. Bu gece, erkenden yatmalıdır. Ayrıca Cenâb-ı Hakk’ın bu gece irtikâb edilen günahlardan dolayı gazaba gelip, umûmî bir ceza vermemesi için duâ ve istiğfâr ederek yalvarmalıdır.
Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Yüzakı Dergisi, Yıl: 2025 Ay: Aralık, Sayı: 250