Bollukta Da Darlıkta Da Allah İçin İnfak Edenler

HİZMET

Kalbi zengin olana, cüzdan fakirliği bir zarar vermez. Kalbi fakir olana da, cüzdan zenginliği bir fayda vermez.

Kalbi zengin olana, cüzdan fakirliği bir zarar vermez. Kalb zenginliğiyle birlikte cüzdan zenginliği de olursa, bu onun gönül zenginliğini ve güzelliğini daha da artırır. Kalbi fakir olana da, cüzdan zenginliği bir fayda vermez. Üstelik onun gönül fakirliğini artırır. Kalbiyle berâber cüzdanı da fakir olanlar, -Allâh muhâfaza buyursun- iki cihân bedbahtı olurlar.

ASIL ZENGİNLİK GÖNÜL ZENGİNLİĞİDİR

Hazret-i Peygamber -sallallâhu aleyhi ve sellem-, asıl zenginliğin, mal çokluğu ile değil, gönül zenginliği ile olduğunu belirtmişlerdir. Buna göre herkes, kanaati kadar zengindir. Kanaat ise hadîs-i şerîfte bildirildiği gibi bitmez tükenmez bir hazînedir. Gerçek müminler de, bu zenginlik nîmetine sâhip olup infakta bulunanlardır. İnfak, bir müminin hassâsiyetinin ve mükellef olduğu diğergâmlığın kâmil bir tezâhürüdür.

Hazret-i Ömer -radıyallâhu anh- Şam’a giderken deveye binme sırası kölesine geldiğinde, şehrin kapısına varmış olmalarına rağmen deveye ısrarla kölesini bindirmiş ve kendisi yaya, kölesi ise devenin üzerinde olduğu hâlde Şam’a girmişti. İşte bu da, kâbına varılmaz bir infak ve îsâr tezâhürüdür.

KENDİ HAKKIMIZI KARDEŞİMİZE DEVRETMEK

Îsâr, kendinden koparıp verme, kendi hakkını kardeşine devretme anlamına gelir ki, bugün cemiyetimizde yok denecek kadar azdır. Ancak zekâtın biraz daha ötesine gitmek, onun dışındaki infaklara da fazlaca yer vermek teşvîk edilmeli ve bu iş müesseseleştirilerek düzenli bir şekle konulmalıdır. Bu müesseselerde aynı zamanda İslâmî şuurla hizmet edecek gayretli insanlar yetiştirilmelidir.

Ayrıca ümmet-i Muhammed’in istifâde edeceği hastahânelerin, muzdariplerin kalacağı dâru’l-acezelerin (huzur evlerinin) yapılması da, bugünkü toplum üzerine en ehemmiyetli bir vecîbedir. İnfâka rağbet, bir müminin tabiat-i asliyesi olmalıdır.

Cenâb-ı Hak:

“O (takvâ sâhipleri) ki, bollukta da darlıkta da Allâh için infâk ederler; öfkelerini yenerler ve insanları affederler. Allâh da, (bu şekilde davrannan) ihsân sâhiplerini sever.” (Âl-i ‹mrân, 134) buyurmaktadır.

Kaynak: Osman Nûri Topbaş, Vakıf-İnfak-Hizmet, Erkam Yayınları.