Bişr-i Hâfî ve Mâruf-i Kerhî Hazretleri Arasında Nasıl Bir Kardeşlik Vardı?

Tasavvuf

Hak dostlarının birbirine olan sevgisi ve Allah için kurdukları kardeşlik bağı nasıl bir derinliğe sahipti? Bişr-i Hâfî ile Mâruf-i Kerhî Hazretleri’nin örnek muhabbetini idrak edin.

Hak dostu Bişr-i Hâfî Hazretleri, Esved bin Sâlim’i, Mâruf-i Kerhî Hazretleri’ne yollar.

ALLAH İÇİN KARDEŞLİK: BİŞR-İ HÂFÎ VE MÂRUF-İ KERHÎ HAZRETLERİ’NİN MUHABBETİ

Esved bin Sâlim ona:

“–Bişr-i Hâfî seninle kardeşlik olmak istiyor. Bunu açıkça söylemekten çekindiği için, beni size gönderdi. Kendisini kardeşliğe kabul etmenizi diliyor. Fakat kardeşlik haklarına lâyıkıyla riâyet edememekten çekiniyor.” der.

Bunun üzerine Mâruf-i Kerhî Hazretleri:

“–Ben kardeş olduğum kimseden gece-gündüz ayrılmak istemem.” deyip Allah için sevmenin fazîletini anlatan birçok hadîs-i şerîf okur. Sonra da din kardeşliğinin mâhiyetini ve gerçek bir kardeşlik muhabbetinin nasıl olması gerektiğini şöyle îzah eder:

“–Rasûl-i Ekrem -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Hazret-i Ali’yi kendine kardeş yapmakla, onu ilimde kendisine ortak etti. En sevimli kızını ona verdi. Şimdi sen şâhid ol, mâdem ki seni gönderdi; ben de onu Allah için kardeşliğe kabul ettim. O beni ziyâret etmezse de, ben onu ziyâret ederim. Ona söyle, sohbetlerde buluşalım. Hâlinden hiçbir şeyi benden saklamasın, her hâlini bana bildirsin...”

İbn-i Sâlim, durumu nakledince Bişr-i Hâfî Hazretleri bundan gâyet hoşnud olur ve memnûniyetle kabul eder.

Kaynak: Osman Nûri Topbaş, Hak Dostlarının Örnek Ahlâkından 1, Erkam Yayınları