Bir Malı Satın Alırken Hasarlanmasında Tazmini Kime Düşer?

İSLAM VE İHSAN

Bir malı satın alırken hasarlanmasında tazmini kime düşer? Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Hamdi Yıldırım cevaplıyor.

Gittiniz züccaciyeye ve elinize aldınız bir bardak. Ona bakarken bardak düştü, kırıldı ve bu bardağı sizin tazmin etmeniz gerekir. Yani eğer kırık bir bardak sizin elinize verilmemişse, elinize aldığınızda kırılmak üzere olan bir şeyi değil de sağlam bir şeyi almışsanız, bunu sizin tazmin etmeniz gerekir.

Maamafih misafirliğe gittiğinizde de ev sahibi size bir bardak çay ikram etti. Siz elinize bardağı aldınız, biraz dalgınlıktan düşürdünüz, bardak kırıldı. Kimin tazmin etmesi gerekir? Sizin tazmin etmeniz gerekir. Evet, ev sahibi “Canınız sağ olsun, size bir şey olmasın.” diyerek nezaket gösterir. Hele de bizim memleketimizde, örfümüzde, geleneğimizde eve gelmiş, bir bardak çay içmekte olan biri çayı düşürdü, bardağı kırdı diye veya halıyı kirletti diye adama bir fatura çıkarılmaz. Ama burada bir eylem, bir kusur söz konusuysa zararı kim yapmışsa onun tazmin etmesi gerekir.

Binaenaleyh bu gibi durumlarda kişi satın almak üzere olduğu bir mala zarar verirse o malın tazminiyle yükümlüdür. “Efendim, ben bunu satın almamıştım.” Ne fark eder? Oraya o satılmak üzere konulmuştur. Kullanılmak üzere konulmuş olsa belki bu bir emanet hükmünde olur. “Emanet tazmin edilmez.” diye bir fıkıh kuralımız söz konusudur. Fakat emanete dikkat meselesi günümüzde o kadar şirazesinden kaydı ki insanlar başkalarının mallarına, kamu mallarına, vakıf mallarına dikkat etmez hâle geldiler. Bundan dolayı buralarda verdikleri zararı üstlenmeleri gerekir. Eskiden insanlar “vakıf malı” denildiğinde, “kamu malı” denildiğinde tir tir titrerlerdi. Ama şimdi bakıyorum, hele de umuma açık yerlerde sağa sola zarar vermekten çekinmiyor insanlar. Bir emanet şuuru kalmamış.

Binaenaleyh bu gibi ortamlarda emanet de olsa bir mala zarar verilmişse bu zararın sorumluluğu zararı veren kişiyedir. Ama ben geldim size, işte Basri Hocam, dedim ki: “Şu arabam kapınızın önünde olsun.” Anahtarını size verdim, size emanet ettim arabamı. Oradan da bir adam dikkatsizce geçti, geldi arabaya vurdu. Bu durumda siz o arabayı tazmin etmezsiniz. Yani getirip ben koymuşum, size emanet etmişim; sizin bir kusurunuz yok, bir dahliniz yok. Ama çarpan kimse orada sorumlu olur.

Veya işte arabayı satın almak üzere “bir test edeyim” deyip test sürüşüne çıkmış adam gitmiş, çarpmış. “Ne yapalım kardeşim, biz satın almak maksadıyla almıştık, bu bizde emanetti. Çarptık, geçmiş olsun.” Böyle denmez. Yani onu tazmin etmek gerekir.