Arınma Hassasiyeti Nasıl Olmalıdır?
Muhyiddin İbnü’l-Arabî Hazretleri’nin nasihatler serisinden “Arınma Hassasiyeti” başlıklı bölümü istifadenize sunuyoruz. Muhyiddin İbnü’l-Arabî Hazretleri'nin dilinden bir nasihat bin hikmet...
Herhangi bir yerde Allah Teâlâ’ya karşı bir mâsiyet işlemek gafletinde bulunursan, aynı yerde bir taat işlemeden, bir ibadet yapmadan orayı terk etme ki o yer, kendisinden şehâdet istenildiğinde senin aleyhine şahitlik yapacağı gibi, lehine de şehadette bulunabilsin. Güzel bir taat işledikten sonra artık oradan ayrılabilirsin. Elbise için de durum aynıdır. Üzerindeki elbise içinde bir günah işlemişsen, aynı elbise üzerinde olduğu halde bir de taat işle!
Bıyık kısaltmak, etek tıraşı olmak, tırnak kesmek, saç taramak ve hatta yıkamak sûretiyle de olsa bedeninden kopup ayrılan her bir parça, ancak sen temiz bir sûrette[1] ve zikrullah halinde iken senden ayrılmış olsun. Çünkü onların senin bedeninden hangi keyfiyette ayrıldıkları sana sorulacaktır. Bu gibi durumlarda Hak Teâlâ’nın emirlerinden yapabileceğin en kolay taat; Allah Teâlâ’ya tövbeni kabul etmesi için duâ etmendir. Böyle yaparsan Cenâb-ı Hakk’ın şu âyetteki emrine uymak sûretiyle bir vacibi yerine getirmiş olursun:
“Rabbiniz (şöyle) buyurdu; Bana duâ edin size icâbet edeyim.”
Görüldüğü gibi Allah Teâlâ öncelikle kendisine duâ edilmesini emrediyor. Sonra devamla buyuruyor ki:
“Bana ibadeti bırakıp büyüklük taslayanlar…”
Burada “ibadet”le kastedilen “duâ” dır. Yani, “Kim Hakk’ın karşısında boyun eğip tevâzu göstermekten kaçınırsa” demektir. Çünkü Allah Teậlậ “duâ”yı “ibadet” diye isimlendirmiştir. İbadet ise, boyun eğmek, ihtiyaç içinde olduğunu hissettirmek, tevâzu göstermek, anlamındadır. Bu âyetin sonu ise şöyle bitmektedir:
“ İşte onlar aşağılanarak cehenneme gireceklerdir.” (Mü’min Süresi, 60-61)
Fakat bu gibi kimseler emrolundukları şeyi yaparlarsa Allah Teâlâ onları şerefli kimseler olarak Cennet’e sokmakla mükâfatlandıracaktır.
Bir gün, seher vakti ortaya çıkan bir durumdan dolayı, gusletmek için hamama gittim. Orada dostum Necmuddin Ebû’l-Meâli b. El-Luheyb ile karşılaştım. Bir berber çağırmış başını tıraş ettiriyordu. Hemen seslendim:
— Ey Eba’l- Meâlî!
Ben daha sözüme başlamadan hemen bana şöyle dedi:
— Ben temizlendim, senin ne diyeceğini biliyorum.
Onun uyanıklığına, ince kavrayışına, yerine göre hareket etmesine ve benim gönlümden geçeni bilmesine hayret ettim. Kendisine:
— Allah hayrını versin. Benim sana seslenmemin sebebi, saçın yere düşerken temiz olman ve zikreder bir halde bulunmandı, dedim. Bana hayır duâda bulundu ve başını tıraş ettirmeye devam etti.
Bu gibi meselelerden bir çok kimse habersizdir. Hatta, bir yerde günah işlemişsen hemen oradan ayrıl, derler. Bu görüşte olanlar, günah işlenen bu yerin, devamlı günahı hatırlatacağı endişesiyle zamanla o günahın hoş görülerek sahibine günah üstüne günah kazandırmasından korkarlar. Esasen onlar, bunu şefkat ve merhametlerinden dolayı söylerler. Fakat ne yazık ki bu kimseler, önemli bir bilgiden mahrum kalmışlardır. Bu bakımdan senin yapacağın en güzel şey, önce o yerde Allah’a taatte bulunman, sonra da oradan ayrılmandır. Böylece hem benim tavsiyemi hem de onların söylediklerini yerine getirmek sûretiyle iki görüşü birleştirmiş olursun. İşlediğin bir günahı hatırlar hatırlamaz hemen tövbe edip Allah’tan o günahı bağışlamasını iste.
Masiyete düşünce Yüce Allah’ı hatırla ve O’nu zikret. Öyle bir zikret ki ma'siyeti gidermeye kâfi derecede olsun. Nebiyy-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz şöyle buyurmuşlardır:
“Kötülüğün peşinden bir iyilik yap ki o kötülüğü gidersin” (Tirmizî, Birr,55; Darimi, Rıkak, 74)
Âyet-i Kerîme’de de şöyle buyrulmuştur:
“Muhakkak ki iyilikler kötülükleri (günahları) giderir” (Hûd Sûresi; 114).
Fakat şunu unutma ki; iyilikler ve kötülükler arasındaki ilişkiyi sana tanıtacak şaşmaz bir ölçüye sahip olman gerekir[2].
Dipnotlar:
[1] Buradaki temizlikten maksat, cünüp olmamak ve hatta abdestli bulunmaktır (Mütercim)
[2] Bu ölçü, takvânın neticesinde gönülde oluşacak olan furkan (iyiyi kötüden ayırma melekesi) ve yüce şeriattır (Mütercim)
Kaynak: Dr. Âdem Ergül, Öğütler Pınarı İbn Arabi Konuşuyor, Erkam Yayınları