Apendiks Nedir, Ne İşe Yarar?

SIHHAT

Apendiks nedir? Apendiks gerçekten önemsiz mi yoksa vücudumuzdaki faydalı bakteriler için kritik bir görev mi üstleniyor?

Orta öğretim düzeyindekilerde dâhil olmak üzere İngilizce kitaplara biraz aşina olanların duymuş olabileceği bir kelime var; Appendix.

APENDİKS NEDİR, NE DEĞİLDİR?

Sözlük anlamı “ek, eklenti, ilave” olan bu kelime ana yapıya ait değil, onunla ilişkisiz, esas fonksiyona katkısı yok manasına kullanılır. Vücudumuzda da aynı isimli bir organımız var. Türk dil kurumu “Apandis” olarak karşılık bulmuş, milletimiz orijinal adını değil hastalığının adını bilir: Apandis iltihaplanınca apandisit olursunuz. Tıbbi olarak tercih edilen apendiks biraz daha şık duruyor!

Uzun yıllar, apendiksi çıkarılan insanların sağlıklarında belirgin bir değişiklik olmadığı düşünüldüğü için organ “ilave- yedek parça” muamelesi görmüş. Sonra bağırsaklarımızdaki faydalı mikropların, neredeyse kaderimizin tecellisine vesile olduğu anlaşılmış. Ondan sonrada apendiksin faydalı bakteriler için “güvenli ev” olduğu teorisi gündeme gelmiş.

Peki, nerede bu kıymetli doku? Ağzımızdan başlayalım aşağı doğru, yemek borusu, mide, ince bağırsaklar, kalın bağırsaklar… İşte tam orası aradığımız yer. İnce - kalın bağırsak geçişinde bir durun kenara doğru bakın, solucan benzeri bir çıkıntı.

Zaten resmi adı da “Appendix vermiformis-solucanımsı ilave” demek. Genellikle 10 cm’den kısa, çapı 6 mm. Çap önemli; artması, ameliyat ihtimali demek.

Konuya ilgimizin üç önemli sebebi var:

  • Apandisitin yaygın bir cerrahi hastalık olması
  • Son yıllara kadar adı sanı bilinmeyen apendiks kanserindeki artış
  • Evrimcilerin apendikse ilişkin tutarsız ve sonuçsuz iddiaları

Bir eldiven parmağına benzeyen organımızın ana kanala bağlandığı yerin katılaşmış dışkı, yabancı cisim ya da enfeksiyon sebebiyle tıkanması sonucu apendiks şişmeye başlar. Bu da şiddetli ağrı ve bulantı, kusma ile kendini gösterir. Hekim arkadaşımızın, sağ kalçanızın en çıkıntılı yerinin biraz üst çaprazına elini hafifçe bastırdığında acıdan zıplamanız tanıda önemlidir.

Ağrı mevzuu mühimdir. Tipik yeri sağ alt kadran olmakla birlikte başlangıçta göbek çevresinde hatta sol alt kadranda hissedilmesi de mümkündür. Bir de hastamızın bacaklarını karnına çekip sağ yanına kıvrılıp yatmak istemesi bizi mutlaka uyarmalı.

Sonra?

Sonrası kolay aslında, ultrasonografi ya da tomografi ile kolayca tanı konur. Neredeyse tüm hastanelerde yapılabilen bir ameliyatla iltihaplı apendiks çıkarılır. Ameliyat kapalı yapılmışsa bir gün, açıksa 3-4 gün sonra taburcu olunur, hikâye biter.

Mesele apandisitin tanınamamasıdır. Apendiksin farklı yerleşimli olması, tanıyı geciktirebilecek ek hastalıkların varlığında ameliyat gecikir, enfeksiyon ilerler, apendiks patlarsa karın içine yayılmış yaygın enfeksiyonun hastanın kaybedilmesine sebep olması nadir değildir.

İkinci başlık apendiks kanseridir. Önemli bir dâhiliye dergisinde yayınlanan bir araştırmaya göre 1970 sonrası doğanlarda apendiks kanseri görülme sayısı 40’larda doğanlara göre üç- dört kat yüksek. Sebebi hakkında kesin bir cevap yok. Obezitenin artışı, sağlıksız beslenme alışkanlıkları suçlanıyor. Klasik kanserojenlerin yanında içtiğimiz suyun niteliği bile önemli olabiliyor.

Bir de antibiyotik kullanmadığında hiçbir hastalığı düzelmeyen, her türlü tıbbi şikâyetini “bi antibiyotik atıvermekle” çözen kitlemiz var. Özellikle erken yaşlardan itibaren yoğun antibiyotik kullanımı faydalı mikropları öldürüp, florayı yok ettiğinde -ki bu da son 20-30 yıla işaret ediyor yine-  “kötü huylu hastalık” sıklığının da arttığı biliniyor.

Bir diğer zorluk, teşhisteki gecikmeler. Etkin bir tarama testi yok. Böyle olunca erken tanı da genellikle mümkün değil. Organın çapı belli, ağrı gibi şikâyetleri yapacak kadar büyüdüğünde zaten iş işten geçmiş oluyor.

Şikâyetler genelde bağırsak fonksiyon bozukluğu yapan daha meşhur hastalıklarla (ülser, gastrit, kolit, çölyak gibi…) ilişkilendiriliyor. En sonda karın ağrısı şiddetlenince hasta apandisit zannedilip ameliyata alınıyor -gerçekten apandisit tablosu da oluyor zaten- sebep ilerlemiş kanser olarak çıkıyor.

Değinmek istediğimiz son başlık konuyla ilgili hurafeler.

APENDİKS NE İŞE YARAR?

Biz; mükemmel olarak dünyaya gelmiş, kendisine her türlü kelimenin öğretildiği, her organı tam ve mükemmel olan Âdem aleyhisselam‘dan geldiğimize inanıyoruz. Sadece homurtu sesleri çıkaran, bazı organları varken yok olan bazı uzuvlarına sonradan kavuşmuş, mutlaka yaygın kıllara sahip canlılarla nesep ilişkisi kurmaya çalışan güruh, iddialarını delillendirmek için apendiksten de medet ummuşlar.

Evrimcilerin iddialarını desteklemek için kullandığı ve aslında mantığı doğru olan “adaptasyon” mekanizması apendiks için de geçerli zannedilmiş. “Ot yiyen atalarımızın çok işine yarayan bir sindirim organıydı, sonra biz rafine gıda yemeye başladık, işi bitti köreldi” diye bir mantık üretilmiş.

Sonra, bu kadar zengin histolojik yapı ve zengin damarlanma ağı, işin mantığına ters denerek hatadan dönüş sinyali verilmiş.

Girişte bahsettiğimiz “güvenli ev “ tespiti ise taşları yerine oturtmuş. Bilim ve teknoloji ilerledikçe “doğru olduğu dayatılan“ evrimin, tüm argümanlarıyla birlikte sadece bir iddia, daha doğrusu başarısız bir teori olmaktan ileri geçemeyeceği anlaşılmış.

Bazen lüzum eder, en güçlü antibiyotikleri, çok miktarda kullanırız. Bağırsaklardaki faydalı bakteriler ortadan kalkar, işgalciler çok ciddi şekilde hayatı tehdit eder. (Teknik ayrıntıya girmemek için “psödomembranöz enterokolit, clostridium difficile mikrobu” meselelerini atlıyoruz)  O anda ihtiyacınız işgalcinin temizlenmesi ve tekrarın engellenmesi için faydalı mikropların gelip yerlerine yerleşmesidir. 2007’de yapılan çalışmalar göstermiş ki;  bu ölümcül olabilecek tablo apendiksi alınmış kişilerde 4 kat fazla görülüyor. Güvenli evde korunan askerler hayat kurtarıyor yani.

Köreldiği iddia edilen apendiksin esas faydaları ise ilerleyen yıllarda anlaşılmış. Apendiks, içi dışı bağışıklık hücreleriyle dolu ve MALT’ın (mukoza ile ilişkili bağışıklık sisteminin) önemli bir parçası. Bu faydalar görülünce yine bir gayret, ulaşılan sonuç şu:

Appendiks, otuz küsur kere evrim geçirmiş, hatta altısı tamamen kaybolma düzeyindeymiş. Sonrasında Gates Vakfı bayrağı zirveye taşımış. Yaptıkları açıklamadan bizim anladığımız, bu evrimi tam anlamıyla geçiremeyenler sık ishal oluyor ve ishaller gelişmemiş ülkelerde ölümlerin dördüncü sebebi.

Gerçek olduğuna aklı başında kimsenin inanmadığı goril dedelerin kalıntıları hep Afrika’da bulunuyor ama Afrikalılar bu evriminde geri kaldıkları için ishal olup ölüyorlar…

Hikâyeler ve hurafelerle apendiksimizin hizmetlerini gölgelendirmeden yazıyı bitirelim.

Kalın sağlıcakla…

Kaynak: Fırat Erdoğan, Altınoluk Dergisi, Sayı: 474