Anneye Neden “El-Ümmü Medrese” Denmiştir?
Günümüzde medyasında evlatlarımız hangi tehlikelerin içinde yüzüyor? Evlatlarımızı kurtarmak için neler yapmalıyız? Anne ve babanın evlatları hakkında birinci öncelikleri ne olmalıdır?
Evlatlarına güzel bir istikbale sahip olmasını istiyorsak onları salih ve saliha kimseler olarak yetiştirmeliyiz. Onun için annelere "el-ümmü medrese" denir; anne bir mekteptir.
Kendi evlatlarını güzel yetiştirmeye vakfeden, ona Allah yolunu öğreten ebeveynler ömürlük bir teşekküre layıktır. Onun için en büyük miras arkamızdan güzel bir nesil yetiştirebilmektir. Büyüklere baktığımız zaman; Ahmed bin Hanbel, İmam Malik, İmam-ı Azam, Bahâeddin Nakşibend Hazretleri, onlar daima arkalarında güzel bir nesil yetiştirmenin gayreti içinde olmuşlardır. Bugün büyük bir insan krizi var ve bu gittikçe de artıyor. Evlat terbiyesi çok mühim. Ayet-i kerimede şeytanın mallara ve evlatlara ortak olduğu ifade ediliyor (İsra, 64). Bugün şeytan mallara ve evlatlara ortak durumdadır.
Bugün evladın sırf biyolojik ana babası olmak kâfi değildir. Eğer onun ruhunu şeytan emziriyorsa, dimağını ehli küfür bekliyorsa, onlara evlat olmuyor. Nuh Aleyhisselam'ın dört oğlu vardı; üçü gemiye bindi, biri binmedi. "Ya Rab, benim ehlimdir!" dedi. Cenab-ı Hak, "Ey Nuh! Onun ameli gayri salihtir; onun itikadı bozuktur. Sakın sen o ehlimdir diyerek cahillerden olma!" buyurdu (Hud, 45-46).
Velhasıl, bugün evladımızın ruhunu şeytan mı emziriyor, dimağını ehli küfür mü besliyor? Onlar mı evlat oluyor? Neslin zihin ve gönül dünyaları öz kimlikten uzaklaşıyor; din ve kendi medeniyetine yabanlaşıyorlar. Bunun yanında biyolojik yakınlığın hiçbir kıymeti kalmıyor, ana baba feryadına bir faydası olmuyor. Mesela televizyon, internet, modalar, reklamlar, global kültürün kapitalizm ve materyalist telkinleri, nefsani tahrikler gençlerimizin gönlünü çoraklaştırıyor. Bugün kafeler, eğlence yerleri açıldı; en enerjik bir zamanda gençlerimizin gücünü ihtilatlarla beraber o kafelerde ziyan ediyor. Onları maneviyattan uzaklaştırıp maddiyatın kölesi haline getiriyor.
Günümüz gençliğine ahiretsiz bir dünya anlayışı telkin ediliyor. Ölüm, hesap, cennet, cehennem unutulmaya çalışılıyor. Neticede dünyevileşmenin getirdiği başıboş bir genç tipi ortaya çıkıyor. Bugün manzaralar ortada; manevi yangınlar her tarafta evlatları tehdit ediyor, menfi tesirler şiddetle her tarafa sarmakta. Bu ateşler içinde bir anne babanın vazifesi ve mesuliyeti, evladının sadece biyolojik ihtiyaçlarını karşılamaktan ibaret olamaz. Bir anne baba çocuğunun ateşli bir hastalığı tutulsa sabaha kadar uyuyamaz, doktor doktor gezer. Maalesef bugün maneviyatta bu kararlılık kalmadı. Çocuğunun dünyevi istikbalini, ebedi istikbalinden daha önemli görme gafleti var. Dindar dediğimiz ailelerde bile bu sirayet başladı. Görüyoruz; üniversite imtihanlarında anne baba gidiyor, saatlerce kapıda heyecanla bekliyor. "Çocuğum kadar heyecanlıyım" diyor, acaba kazanacak mı diye telaşlanıyor. Peki, sen çocuğuna maneviyat için ne kadar emek verdin? Ufak yaşta ona ne kadar İslami ve Kur'an terbiyesi verdin? Bir sene bir Kur'an kursundan geçirdin mi? Evladının dünyası için duyduğun endişeyi ahiret için duyuyor musun?
Mevlana Hazretleri diyor ki: "Henüz kanadı çıkmayan bir kuş uçmaya kalkarsa yırtıcı kedinin lokması olur." Yüksek tahsil yapıyor, ne oluyor? Doktor oluyor, çocuk kasabı oluyor; hukuk okuyor, cellat oluyor. Fakat zeminde eğer İslam varsa, kalp vahiyle buluşmuşsa, o doktorluk ne kadar şerefli bir meslek oluyor; hastanın duasını alıyor, şifa için çırpınıyor. Hukuk okumuşsa eğer kalbi vahiyle, Allah korkusuyla doluysa o ne yapıyor? Adaleti, hakkı, hukuku tevzi ediyor. Evlatlarımıza en baştan Allah sevgisi, Resulullah sevgisi vermeli ve en asgari bir sene bir Kur'an kursuna geçirmemiz zaruridir. Böyle anne babalar olursa, bu anne babalar ömürlük bir teşekküre layıktır.