Allah Dostları, Gıdanın Helâliyetine Çok Dikkat Eder

İbadet Hayatımız

Allah dostlarının gıdanın helâliyetine verdiği önemin ve gösterdiği titizliğin sebebi ve hikmeti nedir? Hak dostlarından kıymetli örnekler…

Hak dostları, gıdanın helâliyetine çok dikkat eder, haramdan şiddetle kaçınırlardı. Hızır Aleyhisselam, Hak dostlarından Abdülhalik Gücdüvânî’yi ziyaret eder ve sofraya davet eder. Abdülhalik Gücdüvânî sofraya yönelince, Hızır Aleyhisselam geriye çekilir. “Helâldir.” denilince şöyle buyurur: “Helâl; fakat bunu pişirenler gaflet ve öfke ile pişirmiştir.”

Ne oluyor? İn’ikâs oluyor. Nasıl ki fizikte okuduğumuz ışınlar vardır; alfa, beta, gama, morötesi ve röntgen ışınları gibi… Kalpten çıkan manevî tesirler de böyledir. Onun için Cenâb-ı Hak, “Sadıklarla beraber olun.” buyurur (Tevbe, 9/119); zalimlerle oturup kalkmamayı emreder. Demek ki yediğimiz yemek bile tesir ediyor.

Bugün düşünelim: Her yerde yemek dağıtılıyor. Pişiren nasıl pişirmiş? Abdesti var mı, hâli nedir, imanı nasıldır? Sonra bakıyoruz; psikiyatrik rahatsızlıklar çok, her tarafta bir buhran var. Hiç Ashab-ı Kiram devrinde böyle yaygın bir rahatsızlık var mıydı? Cenâb-ı Hak, “Secde et ve yaklaş.” buyuruyor (Alak, 96/19).

Bahaeddin Nakşibendi Hazretleri yiyeceğini kendi tarlasından temin eder, hayvanlarını kendisi yetiştirirdi. Hastalar da şifa bulmak için onun hanesinden yemek alırlardı.

Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî şöyle buyurur: “Dün gece ilham benden kesildi; değişik tecelliler oldu. Anladım ki mideme birkaç şüpheli lokma girmiş. Bu benim ilhamımı tıkadı.”

Süfyan es-Sevrî Hazretleri de der ki: “Kişinin dindarlığı, yediği lokmanın helâlliği nispetindedir.”

Abdülkadir Geylani Hazretleri şöyle buyurur: “Bak evladım! Haram yemek kalbi öldürür. Lokma vardır kalbi nurlandırır, lokma vardır kalbi karartır. Helâl yemek ise kalbi Mevlâ’ya yaklaştırır.”

Yiyeceklerin keyfiyeti ve tesiri ancak marifetullah ile bilinebilir. Marifetullah ise kalpte olur; kitap ve defterlerde değil.