Âl-i İmrân Suresi 183. Ayet Meali, Arapça Yazılışı, Anlamı ve Tefsiri
Âl-i İmrân Suresi 183. ayeti ne anlatıyor? Âl-i İmrân Suresi 183. ayetinin meali, Arapçası, anlamı ve tefsiri...
Âl-i İmrân Suresi 183. Ayetinin Arapçası:
اَلَّذ۪ينَ قَالُٓوا اِنَّ اللّٰهَ عَهِدَ اِلَيْنَٓا اَلَّا نُؤْمِنَ لِرَسُولٍ حَتّٰى يَأْتِيَنَا بِقُرْبَانٍ تَأْكُلُهُ النَّارُۜ قُلْ قَدْ جَٓاءَكُمْ رُسُلٌ مِنْ قَبْل۪ي بِالْبَيِّنَاتِ وَبِالَّذ۪ي قُلْتُمْ فَلِمَ قَتَلْتُمُوهُمْ اِنْ كُنْتُمْ صَادِق۪ينَ
Âl-i İmrân Suresi 183. Ayetinin Meali (Anlamı):
Onlar: “Allah, bize, gökten inecek ateşin yakacağı bir kurban getirmedikçe hiçbir peygambere inanmamayı emretti” dediler. De ki: “Benden önce nice peygamberler, size apaçık deliller ve söylediğiniz o mûcizeyi getirmişti. Eğer doğru sözlüyseniz, o peygamberleri niçin öldürdünüz?”
Âl-i İmrân Suresi 183. Ayetinin Tefsiri:
Âyetin
de belirttiği şekilde yahudiler bir defâsında Allah’ın kendilerine, gökten inen
bir ateşin gelip kurbanını yakmadıkça kimsenin peygamberliğine inanmamayı
emrettiğini söylediler. Önceki peygamberler zamanında, gökten bir ateş inerek
takdim edilen kurbanları, sadakaları ve ganimetleri yakıp yok ederdi. Bu durum,
o ibâdetin kabul edildiğine bir delil olurdu. (Taberî, Câmi‘u’l-beyân, IV,
262; Zemahşerî, el-Keşşâf, I, 218; Buhârî, Humus 8; Müslim, Cihâd 32)
Tevrat’ta,
ateşin kurbanı yakması, Hz. İlyas’ın peygamberliğinin ispatlanması için
gösterilen bir mûcize olarak değerlendirilir. (I. Krallar, 18, 19)
Lâkin
böyle bir olayın peygamberlerden mûcize olarak istenileceği yönünde herhangi bir
emir yoktur. Diğer taraftan, Peygamber Efendimiz’in
bundan daha kuvvetli mûcizeleri mevcuttur. Ancak inkârcıların maksadı samîmî
bir şekilde mûcize istemek değil, işi yokuşa sürmektir. Nitekim daha önceki
peygamberler nice mûcizeler getirmiş, hatta ısrarla istedikleri ateş mûcizesini
de göstermişti, lâkin inatçılar yine inanmamışlardı. Hatta böylesine mûcizeler
getiren peygamberleri şehîd etmişlerdi. Bu da yahudilerin ve o zihniyetteki
kimselerin inanmamak için bahaneler aradığını ve iddialarının doğru olmadığını
gösterir.
Peki,
Cenâb-ı Hak onların istediği mûcizeyi niçin indirmemiştir? Yüce Rabbimiz câhil
insanoğlunun her isteğini hemen yerine getirmez. Zira insan kendisi için iyiliği
isterken kötülüğü de ister. Hatta başına taş yağdırılmasını isteyecek kadar
câhilleşir. Bir de Cenâb-ı Hak, istenilen mûcizeyi gerçekleştirdikten sonra
hâlâ îman etmeyenlerin üzerine büyük bir felâket indirir ve kimseye azâb
etmediği şekilde azâb eder. (Ahmed b. Hanbel, Müsned,
I,
242, 258)
Dolayısıyla
burada Allah Teâlâ, istedikleri mûcizeyi gerçekleştirmeyerek onlara merhamet
etmiş ve mühlet tanımış olmaktadır. Diğer bir husus da, istedikleri bu
mûcizenin indirilmesi, onların âyette bahsedilen yalan iddiâlarını tasdik mânasına
gelirdi. Yani her peygamber mutlaka kurban ve ateş mûcizesini getirmek
mecbûriyetindeymiş gibi anlaşılırdı. Allah Teâlâ ise yalan bir iddiâyı tasdik etmez.
(Elmalılı, Hak Dini, II, 1243)
Rasûlüm!
Âl-i İmrân Suresi tefsiri için tıklayınız...
Kaynak: Ömer Çelik Tefsiri
Âl-i İmrân Suresi 183. ayetinin meal karşılaştırması ve diğer ayetler için tıklayınız...