Aile Mahremiyeti Nasıl Korunur?
Aile mahremiyetinin önemi, çocuklara hayâ ve sınır bilincinin kazandırılması, aile içi mahremiyetin ve sosyal medyada özel hayatın korunması açıklanıyor.
Günümüzde teknolojinin hızla gelişmesiyle, mahremiyet kavramı her zamankinden fazla önem kazanmıştır. Mahremiyet, bireyin kendine ait olanı, başkalarından koruma hakkıdır. Sadece özel hayatın gizliliği değil, aynı zamanda kişinin duygularının, düşüncelerinin, fiziksel alanının korunmasıdır.
ÇOCUKLARA MAHREMİYET VE HAYÂ EĞİTİMİ NASIL VERİLMELİ?
Ailede mahremiyet, ailenin saygınlığının, şerefinin, onurunun, dokunulmazlığının ifadesidir. Mahremiyet, sadece gizlenmek değil; bireyin kendi sınırlarını belirleme, sınırlarına başkalarının saygı göstermesini isteme hakkıdır. Bu hakkın korunması, bireyin psikolojik sağlığı ve toplumsal huzur için vazgeçilmezdir.
Mahremiyet eğitiminin verileceği temel yer, ailedir. Bunu özenle çocuğa kazandıracak ilk kişiler ebeveynlerdir. Küçük yaşlardan itibaren mahremiyet eğitimini çocuklarına vermekle, utanma, hayâ etme duygusunu kazandırmakla yükümlüdürler.
“Çocuktaki utanma hâli doğal şekilde muhafaza olursa; onu yanlıştan, haramdan koruyacak kalkan olur. Utanma, mahcubiyet duygusu insanı başkasının mahremiyet alanına girmekten korur. Utanma duygusu değerlidir. Onu bozmak, müdahale etmek, kişide duyarsızlığa sebep olabilir. “Çocuktaki utanma hâli ondaki akıl nurunun alametidir.” (İmam Gazali)
Ailede Mahremiyet ve Sınır Bilinci Nasıl Kazandırılır?
Aile içinde mahremiyetin gözetilmesi; çocukların, odalarına izinsiz girilmemesi, yazışmalarının okunmaması, onların fert olarak değer gördüklerini hissettirir. Yetişkinlerin birbirlerine saygı göstermesi, mahremiyetin toplumun her alanında korunmasına katkı sağlar. Ailede mahremiyet eğitimi verirken çocuklara ‘Vücudum çıplak görünmemeli’ refleksi küçüklükten itibaren kazandırılmaya çalışılmalıdır. Bunun için çocuğa bakım veren kişiler çocuğa örnek olmalıdır. Bebek de olsa, yanında mahremiyete dikkat etmelidir. Hayâ erken yaşta örnekle başlar. Aile içinde sınır kavramı çoğunlukla zorlandığımız alandır. Sınırı öğrendiğimiz ilk yer aile olması gerekirken büyük tavizleri orada vermeye başlarız.
Çocuklara Mahremiyet Eğitimi Nasıl Verilmeli?
Erken çocukluk döneminde utanma duygusunun geliştirilmesiyle, utanma duygusuyla bezenmiş vicdan gelişimi oluşacak, çocuk her adımını vicdanına göre atmaya çalışacaktır. Mahremiyet duygusunun gelişmesi, çocuğun kendini koruma hissinin gelişimi açısından önemlidir. Ebeveyn sürekli çocuğunun yanında olmayacaktır. Çocuk, ebeveynleri yanında değilken kendisini nasıl koruyacağını bilmelidir. Bunun için çocuklara özel bölgelerini, kişisel sınırlarını, iyi-kötü dokunuş farkını, bedenlerinin kendilerine özel olduğunu, izin vermediği sürece kimsenin kendisine dokunamayacağı bilincini kazandırmalıdır.
“Çıplaklık istismardır, ihanettir.” Aile içinde bile bedenin teşhiri “alışkanlık”, “rahatlık” veya “ev hali” gibi bahanelerle meşrulaştırılamaz. Çocukların önünde soyunmak, çamaşır değiştirmek, özel kıyafetlerle dolaşmak hem onlara, hem kendine saygısızlıktır. Ev herkesin her hâliyle görüldüğü yer değil korunabildiği yuvadır.
HAYÂ VE EDEP: GERÇEK GÜZELLİĞİN ÖLÇÜSÜ
İstediğimiz gibi giyinebiliriz ama istediğimiz gibi soyunamayız. Bunun sınırı vardır. İnsanları rahatsız edecek, çıplaklığa varacak ölçüde, vücut hatlarını belli eden, ince kıyafetler seçmek çocukta teşhirciliği normalleştirir. Çocuklarımıza esas güzelliğin insanın edebinde, hayâ duygusunda, kendine olan saygısında olduğunu öğretmeliyiz. Bu şekilde giyinmek modernlik, özgürlük değildir. Esas özgürlük kendi değerini bilmek, onu koruyabilmektir. Değerli mücevherler özel kasalarda saklanıyorsa, insanın güzelliği de örtüsünde, hayâsında korunur. İnsan hayâ duygusunu kaybetmişse o insanın varlığından söz edilemez. “Hayâ imandandır.” (Buhari, İman,16)
Kendini muhafaza etmek insanın özsaygısına, kişiliğine, ahlâkına sahip çıkmasıdır. İnsanın kıymeti kendini nasıl sunduğunda değil, taşıdığı duruşta, gösterdiği zarafette ortaya çıkar. Edep, hayâ insanı yüceltir. Gerçek güzellik, mütevazıdır, gözlere değil kalplere hitap edendir. Siz kendinize verdiğiniz değerle başkalarına nasıl davranmaları gerektiğini öğretirsiniz. Özenilecek olan insanın kendini değerli görmesi, vakarıyla yaşaması, güzelliğini sadece kendine ve Allah’a emanet etmesidir. Dünyevi güzelliğini ona helal olana saklamasıdır. Kendi değerini bilen, kendini korur, yükseltir.
SOSYAL MEDYA ÇAĞINDA AİLE MAHREMİYETİNİ KORUMAK
Zarafet sadece dış görünüşle ilgili değildir. Bir hanımefendi veya beyefendi hiçbir zaman; mâli durumunu, kazancını, borçlarını, harcamalarını başkalarıyla paylaşmaz. Ailesinin özel meselelerini başkalarına anlatmaz. Gelecek planlarını, gerçekleştirmeden açıklamaz. Özel hayatını paylaşmaz. Dedikodulara katılmaz, başkalarının mahremiyetine saygılıdır. Olumsuzlukları yaymaz, pozitif kalır. Yaptığı iyilikleri, bağışları gösteriş için paylaşmaz.
Sabah rutinlerini, güzellik sırları, egzersiz programlarını anlatmaz. Sosyal medyada yaşantısını paylaşmak yerine gizemli kalır. Kendine güveni, başkalarının yorumlarına, beğenilerine bağlı değildir. “Kıyamet günü Allah katında hesabı sorulacak en büyük ihanetlerden biri kişinin, eşinin mahremiyetini ifşa etmesidir.” (Müslim, Nikâh 124)
Dijital Dünyada Ev Mahremiyeti Nasıl Korunur?
Evde mahremiyet dijital alanda da korunmalıdır. Kameralar açıkken üst değiştirmek, ekran başında özensiz kıyafetlerle oturmak, sadece görüntü değil ahlâkı da yıpratır. Konfor, alışkanlık veya modernliğe ayak uydurma bahanesi mahremiyeti çiğnemeye gerekçe olamaz. Mahremiyet çiğnendikçe utanma azalır, utanma azaldıkça aile çözülür. Evde sınır var, hayâ var, mahremiyet pazarlık konusu değildir.
AİLE MAHREMİYETİ NEDEN KORUNMALI?
Ailede saygı, herkesin kendi sınırını bilmesiyle başlar. Sınır aktif bir süreçtir. Sınırı olmayan ailede saygı kalmaz, mahremiyet ölür. Mahremiyetin öldüğü yerde ise önce hayâ duygusu, sonra huzur yok olur. Kimsenin konforu mahremiyetin önüne geçemez. Unutmayalım, alışkanlık hâline gelen ihlaller, sonunda hayâyı köreltir, utanmayı unutturur.
Pijama, gecelik, yatak odası, doğum, lohusalık gibi özel, sadece yakınlarca görülmesi gereken anlar beğeni, takipçi veya anı adı altında sosyal mecralara servis edilemez. En özel an, en çok saklanması gerekendir. Paylaşmak değil, korumak kıymetlidir. Yatılı misafir dahi gelse pijamayla karşılamak özensizlik değil saygısızlıktır. “Zaten aileden biri” bahanesiyle mahrem sırlar delinemez. Her evde vakar olmalı, herkesin gözü önünde çözülmemeli bedenler.
Aile içerisinde bunlar öğretilirken görsel, sözel mahremiyete de özen gösterilmelidir. Mahremiyet eğitimi verilirken çocukların sanal mecralardaki tehlikeler karşısında aileler bilinçli olmalı, sanal ortamlarda çocuğun mahremiyetine dikkat etmelidirler. Ailede verilen mahremiyet eğitiminin başarılı olması için ebeveynlerin çocuğa rol model olmaları son derece önemlidir.
Mahremiyet Aileyi Dış Baskılardan Nasıl Korur?
Mahremiyetin aile için önemli işlevleri vardır. Öncelikle ailenin kendi kendisini korumasını sağlamaktır. Evliliklerde meydana gelen sorunlar dışarıya aksettirilmeden kendi içerisinde çözülür, böylece olayın büyümesi, aileye zarar vermesi engellenir.
Diğeri, ailenin toplumsal normların dışına çıkabilme özgürlüğüdür. Bu durum ebeveynlerin mahrem alanlarını başka gözlerden koruyarak toplumsal beklentilerin dışında, kendilerine özgü aile modeli oluşturmalarını sağlar. Mahremiyet aileyi dış baskılardan korur, ailenin bir ve diri olmasına sağlayarak aile yapısını, refah düzeyini muhafaza eder.
Bireyler kendi aile içi yaşantılarını dışarıya aksettirmedikleri, diğer ailelerdeki ilişkileri bilmedikleri için, içerisinde yaşamış oldukları aile değerlerini yadsımazlar. Aile içerisindeki ikili ilişkilerin dışarı yansıtılmaması başarılı-başarısız aile imajına izin vermeyerek muhtemel toplumsal baskıyı önler.
‘Hayâ duygusu’ denilen, çocuk eğitiminde çok önemli yere sahip olan mahremiyet eğitiminin ihmal edildiği, ebeveynlerin çocukları açısından hayati önem taşıyan mahremiyet duygusunun nasıl kazandırılacağı konusunda yeterince bilgi sahibi olmadıkları görülmektedir. “Gözü göz kapakları, bedeni elbiseler, vatanı sınırlar, serveti tutumluluk, aileyi gizlilik, sevgiyi saygı, insanı akıl korur.” (Prof. Dr. N. Tarhan)
Evliliği ve Aileyi Korumanın Sırrı: Mahremiyet
Evlilikler mahremiyetini kaybediyor. Salonlar, mutfaklar, evin her hâli sosyal medya batağına malzeme olmuş durumda. Edebin utandığı, muhabbetlerin bayağılaştığı, konuşmaların yüz kızartıcı, edepsiz, kaba sözlerle doldu olduğu bu dönemde evimizi, evliliğimizi, sevdiklerimizi koruyalım. Muhabbetin sırrı mahremiyettir.
Kaynak: Emel Sözcüer, Altınoluk Dergisi, Sayı: 486