Aile Fertlerinin Geçimini Sağlamada Kadının Sorumluluk Sınırı Nedir?

Sorularla İslam

Evli bir bayanın kendisinin ve çocuklarının geçimini sağlama sorumluluğu var mıdır? Kendi isteğiyle böyle bir sorumluluk üstlenmesi halinde ecir kazanır mı?

İslâm, aile fertleri arasında kendine has ekonomik, malî ve sosyal bir denge kurmuştur. Kadının kocası ve çocukların da babası olan erkek ailenin tüm harcamalarını tek başına üstlenmiştir. Bu yüzden de kendisine çocukların eğitimi ve ailede disiplin konularında bazı velâyet üstünlükleri verilirken, kız kardeşlerine göre mirastan alacağı pay arttırılmış, böylece kendisine ekonomik güç kazandırılmıştır. Çünkü eşinin, çocuklarının ve ailede yoksul düşen bazı yakın hısımların bakımını üstlenen kimsenin böyle bir desteğe ihtiyacı olduğunda açıklık vardır.

EVLİ KADININ EVİN GEÇİMİNE KATKI SAĞLAMA SORUMLULUĞU VAR MIDIR?

Evli olan kadın geçim harcamalarını kendi malı olsa bile ondan karşılamak zorunda değildir. Ona kocası bakmak zorundadır. Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyurulur: “Onların (annelerin) örfe uygun olarak beslenmesi ve giyimi babaya aittir.”[1] “İmkânı geniş olan nafakayı imkânına göre versin; rızkı daralmış bulunan da Allâh’ın kendisine verdiği kadarından nafaka ödesin.”[2] “Onları (boşadığınız kadınları) gücünüz ölçüsünde oturduğunuz yerin bir bölümünde oturtun” [3]

Hadiste şöyle buyurulmuştur: “Eşlerinizin sizin üzerinizde durumlarına uygun olarak yiyecek ve giyecek hakları vardır.”[4]

Bu duruma göre kadın evlenip kocasının evine yerleştikten sonra bütün yiyecek, giyecek ve mesken masrafları kocaya aittir. Bunlar israfa kaçmadan ve cimrilik de etmeden eşlerin sosyal seviyeleri dikkate alınarak karşılanır. Giyim için, ailenin durumuna göre ve İslâm’a uygun olan örf ve âdetler ölçü alınır. Kadının biri yazlık, diğeri kışlık olmak üzere yılda en az iki kat giysiye hakkı vardır. Giyim kapsamına normal ev eşyası da girer.

Koca, hanımına, içinde oturulmaya yeterli eşyası bulunan, kötü komşulu olmayan bir mesken sağlamak zorundadır.

Kadın bakıma muhtaç olduğu veya emsali kadınların hizmetçisi bulunduğu takdirde, hizmetçi tutulması da nafaka kapsamına girer.[5]

Çocukların geçim masraflarını da babalarının karşılaması gerekir. İslâm bu konuda anneye bir külfet yüklememiştir. Âyette şöyle buyurulur; “Eğer (çocuklarınızı) sizin için onlar (anneleri) emzirirlerse, emzirme ücretlerini tam olarak ödeyin.[6] Burada, boşanmış bir kadının iddet bittikten sonra kendi çocuğunu emzirmesi durumunda ücrete hak kazanacağından söz edilmektedir. Bu durum, çocuğun geçim masraflarının babaya ait olduğunu gösterir.

Hz. Âişe’den şöyle dediği nakledilmiştir: Ebû Süfyân’ın karısı Hind binti Utbe, Rasûlullah (s.a.v.)’ın huzuruna girdi ve: “Ey Allâh’ın elçisi! Ebû Süfyan çok cimri bir adamdır. Benim kendime ve çocuklarıma yetecek kadar nafaka vermiyor. Onun malından haberi olmaksızın bize yetecek kadar bir şey alırsam, bana günah var mıdır?” dedi. Hz. Peygamber: “Onun malından sana ve çocuklarına yetecek kadarını ma’ruf şekilde alabilirsin.” buyurdu.[7]

Bu duruma göre, bir baba erkek çocuğuna ergenlik çağına ulaşıncaya veya iş ve meslek sahibi oluncaya kadar, kız çocuğuna ise yaşı ne olursa olsun evleninceye kadar bakmak zorundadır. Kız çocuğu çalışmaya zorlanamaz, fakat İslâm’a uygun şartlar taşıyan bir işte çalışırsa, masrafları kendi gelirinden karşılanır.[8] Kocası ölen veya boşanan kadın yeniden babasının evine döner, babası ölmüşse sıradaki nesep hışmının bakımı altına girer.

Erkeğe yukarıda belirttiğimiz mâlî yükümlülüklere karşılık kadından daha fazla miras verilmiştir. Âyette şöyle buyurulur: “Allah size, çocuklarınız hakkında, erkeğe kadının payının iki katı miras vermenizi emreder.”[9]

Böylece bir erkek çocuğun kendi kız kardeşleri ile birlikte mirasçı olması durumunda kız kardeşinin iki katı kadar pay alması erkeğe aile içinde ekonomik güç kazandırır. Bu durum onun üstlendiği mâlî yükümlülüklerle dengelidir. Diğer yandan yine anne-baba, kız kardeş gibi nesep hısımlarından yoksul düşenlere nafaka verme zorunluluğunun olması, erkeğin kadına göre daha çok mala ihtiyacının olduğunu gösterir.

Dipnotlar:

[1]. Bakara, 2/233. [2]. Talâk, 65/7. [3]. Talâk, 65/6. [4]. bk. Ebû Dâvud, Menâsik, 56; İbn Mâce, Menâsik, 84; Dârimî, Menâsik, 34; A.b. Hanbel, V, 72. [5]. bk. el-Kûsânî, age, IV 14, 15; İbnü’l-Humâm, age, III, 321-339; el-fetâvâ’l-Hindiyye, I, 544, vd.; Ö. N. Bilmen, Hukuki İslâmiye ve İstilâhatı Fıkhiyye Kamusu, II, 450; Döndüren, Delilleriyle, İslâm Hukuku, İstanbul 1983, s. 294 vd. [6]. Talâk, 65/6. [7]. Buhârî, Buyû; 95; Nesâî, Kudât, 31; İbn Mâce, Ticârât, 65. [8]. bk. Döndüren, age, s. 307 vd. «Nafaka» mad. Şamil İslâm Ansik. V, 4 vd.. [9]. Nisâ, 4/11.

Kaynak: Prof. Dr. Hamdi Döndüren, Delilleriyle Aile İlmihali, Erkam Yayınları