Adî bin Hâtim’in (r.a.) Müslüman Olmasına Vesile Olan Minder Hadisesi
Abdullah Sert Hocaefendi, Rasûlullah Efendimiz’in (s.a.v.) tevâzusu ve cömertliğinin bir minder vesilesiyle Adî bin Hâtim’in (r.a.) kalbini nasıl İslâm’a açtığını anlatıyor.
Minder Verme Hadisesi Efendimiz’in çok mâruf ve meşhur bir hâdisesidir. Arap kabilelerinden cömertlikte darb-ı mesel hâline gelen Hâtim-i Tâî vardı. Onun oğlu Adî bin Hâtim, Rasûlullah Efendimiz’i merak edip Medîne’ye gelmişti. Henüz Müslüman da olmamıştı. Efendimiz’in kapısı herkese açıktı; gelenlere İslâm’ı tebliğ ediyordu. Bir kısmı da gerçekten O’nu tanıyıp Müslüman olmak için geliyordu.
Adî bin Hâtim, Efendimiz’i görünce Rasûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem- ona:
“–Sen çok cömert bir babanın oğlusun. Gel, seni evimde misafir edeyim bugün.” buyurdu.
Bakın, daha mümin değilken bile hemen “Sana İslâm anlatayım.” demedi. Çünkü Allah’ın Rasûlü, ecvedü’l-enbiyâ, yani bütün nebîlerin en cömerdi idi. Zira O, cömertleri çok severdi. Nitekim hadîs-i şerîfte;
“Allah cevâttır, cömertleri sever.” buyrulmuştur.
Sonra Adî bin Hâtim ile birlikte yürürlerken, karşılarına yaşlı bir kadın çıktı ve:
“–Yâ Rasûlallah! Benim bir derdim var, beni dinler misiniz?” dedi.
Efendimiz, Adî bin Hâtim’e dönerek:
“–Müsaade et, şu teyzeyi dinleyeyim.” buyurdu.
Adî bin Hâtim hayretle düşündü:
“–Allah Allah! Bir kral olsa bunu yapmaz; yanında birine havale ederdi. ‘Dinleyin şunu.’ derdi. Ama bu zat, kendisi dinliyor. Bu, kral değildir muhakkak!”
Sonra yollarına devam ettiler. Allah’ın Rasûlü, evine vardığında;
“–Buyurun, oturun bakalım!” dedi.
Orada bir tane minder vardı. Rasûlullah Efendimiz, o minderi çekerek:
“–Siz buraya oturun, ben her zaman burada oturuyorum zaten.” buyurdu.
Adî bin Hâtim itiraz etmek istedi:
“–Aman efendim…” dedi.
Efendimiz ise:
“–Yok yok, siz misafirsiniz.” buyurdu.
O minder dediği de aslında basit bir deri minderdir; içinde birkaç ot parçası vardı belki. Adî bin Hâtim tekrar düşündü:
“–Allah Allah! Hiçbir kral, kendi koltuğunu, makamını, tahtını başkasına vermez. Bu bir kral değil… Bu olsa olsa bir peygamber olabilir!”
Ve orada İslâm’la buluştu.
Evet, bir minder bir insanı Müslüman etti. Bazen Allah için verilen bir bardak su, bazen bir tebessüm, bazen de bir dua çok büyük işler görür, kıymetli kardeşlerim. İşte bu din, gerçekten Allah’a kulluk ve Allah’ın mahlûkâtına büyük bir şefkattir.