Abdest Organı Eksik Olan Kişi Ne Şekilde Abdest Alır?

Sorularla İslam

Abdest organı eksik olan kişi ne şekilde abdest alır?

Cenâb-ı Hak, kullarına üstesinden gelemeyecekleri bir şeyi teklif etmez. Dînî emirlerin hiçbirisinde insânın gücünü aşan ve yapmaktan âciz olduğu bir teklif yoktur. İnsanın âciz kaldığı durumlarda gerekli kolaylıklar gösterilmiştir. Allâh’ın ihsân ettiği bu kolaylıklar, bütün ibâdetlerde bulunduğu gibi, hadesten tahârette de görülür. 

Namaz kılmak, Kur’ân-ı Kerîm okumak, tilâvet secdesi yapmak, Kâbe’yi tavâf etmek gibi bâzı ibâdetlerin yerine getirilmesi için abdestin alınması gerekir. Zîrâ Allâh Teâlâ

“Ey îmân edenler! Namaz kılmaya kalktığınız zamân yüzlerinizi, dirseklerinize kadar ellerinizi, başlarınızı meshedip, topuklara kadar ayaklarınızı yıkayın”[1] buyurmuştur.

Yıkanması farz olan organlar yok ise, yıkanması gereken yer bulunmadığı için bu kısımların yıkanması gerekmez.[2] Eğer bir kişinin eli dirsekten veyâ ayağı topuktan îtibâren kesikse, bunları yıkama farzı kendisinden düşer.[3] Bedensel engellinin, eksik olan organ yerine takılan protezlerini yıkaması gerekmez. Bedeni gücü yetiyorsa protezin üstünden mesh etmesi uygundur.

Eli dirsekten kesilen kimsenin pazusunun kemik başını yıkaması gerekir. Çünkü orası dirsekten sayılır.[4] Bir kimsenin eli veyâ parmağı kesilir, kesilen yer için protez bir parmak veyâ el yapılırsa abdest ve gusülde onu çıkarmak zor olmadığı taktirde çıkarılarak vücûdunda kalan yerini yıkamak îcâb eder. Eğer onu çıkarmak zor olursa, yerleştiği yeri yıkamak îcâb etmez.[5]

Bir veyâ iki kolu olmayan, var olan uzuvlarını yıkar ve namazını kılar.[6] Dirsekle birlikte kol ve ayak gibi yıkanması farz olan organların bir kısmı kesilmiş veyâ kopmuş ise bu organların kalan kısmının yıkanması gerekir. Abdestin ancak bu şekilde sahîh olacağı konusunda ittifâk edilmiştir.[7]

Yıkanması farz olan organlarda fazlalık varsa bunların yıkanması gerekir.[8]

Bir kimsenin abdest organlarından birinde sargı var ise abdest alırken sargı üzerine mesh eder. Sargı geniş tutulmamalı, yaranın bulunduğu yerin dışına gereksiz sarılmamalıdır.[9]

Alçı ve sargıyı bağlamadan önce tahâret üzere bulunmak (abdestli olarak sarmak) şart olmadığı gibi, sargı üzerine meshetmenin belli bir zamân sınırlaması da söz konusu değildir. Rahatsızlık devâm ettiği sürece abdest esnâsında sargı üzerine mesh edilebilir.[10]

Yıkanması farz olan uzuvlarda, yanık gibi üstü açık kalması gereken bir rahatsızlık varsa sargı sarılmaz, abdest sırasında üstünden mesh yapılır. Mesh etmek de zarârlı olacaksa mesh etme yükümlülüğü de düşer.[11]

Başa mesh etmek abdestin farzlarından birisidir. Ancak başına su değdirmekten zarâr görecek kimseden abdestte başı mesh etmek farzıyeti dâhî düşer.[12]

Abdest uzuvlarının çoğunda veyâ yarısında yara bulunan kimse teyemmüm eder. Teyemmüm edenin, bâzı abdest uzuvlarını yıkaması, bâzılarına teyemmüm yapması câiz değildir.

Uzuvlarının çoğunluğu sağlam olup az bir kısmı özürlü ise, suyun değmesi bu bölümlere zarar verecekse sağlamını yıkayıp özürlü olan bölümü mesh eder. Teyemmüm etmez.[13]

Abdest alırken sağ taraftan başlamak, ağıza ve buruna sağ el ile su verip sol el ile sümkürmek, başı sağ el ile meshetmek abdestin sünnetlerindendir. Yokluğu veyâ mâzereti sebebiyle sağ veyâ sol elini kullanamayan bir engelli sünnet sevâbından mahrûm kalmış sayılmaz. Hattâ bu durumda olan engellinin bütün zorluklarına rağmen abdest alıp Allâh’a (c.c.) kulluk şuûrundan ödün vermemesi, daha fazla sevâp kazanmasına vesîle olabilir.

Engelliler ile ilgili düzenlemeler, onların güçlerine, imkân ve şartlarına göredir. Hiçbir ortopedik engelli, yapamadığından sorumlu değildir. İslâm Hukûku’nda kolaylık, genel bir ilke olarak kabûl edilmiştir. Bu durum, Mecelle’de şu maddelerle ifâde edilir:

  • Zarûretler memnu’ olan şeyleri mübâh kılar.[14] Yâni, organ kaybı ve ölüm tehlikesi gibi zarûretler ortaya çıkarsa dînen uygun görülmeyen şeyleri yapmak o kişiye helâl olur.
  • Zarûretler kendi miktârınca takdîr olunur.[15] Yâni, organda bir eksiklik bulunması gibi bir sakatlık, bir yara ne miktârda/boyutta ise o dikkate alınır.
  • Bir iş dıyk oldukta muttesi’ olur.[16] Yâni, bir işi yapmada zorluk söz konusu ise kolaylık seçilir.

Dipnotlar:

[1] Mâide, 5/6.

[2] Şâfiî, el-Üm, I, 26; İbni Kudâme, el-Muğnî, I, 85; Cezîrî, el-Mezâhibü'l-erba‘a, I, 56.

[3] İbni Nüceym, el-Bahrü'r-râ'ik, I, 14; İbni Kudâme, el-Muğnî, I, 85.

[4] Zuhaylî, el-Fıkhu’l-İslâmî, I, 219; Günenç, Büyük Şafiî İlmihâli, s. 39.

[5] Günenç, Büyük Şafiî İlmihâli, s. 39.

[6] Döndüren, Hamdi; “II. Oturum, Konu: İslâm’ın Engellilere Tanıdığı Kolaylıklar ve Ruhsatlar”, Ülkemizde Engelliler Gerçeği ve İslâm Sempozyumu, s.99-121.

[7] Kâsânî, Bedâ’i‘, I, 4; Zuhaylî, el-Fıkhu’l-İslâmî, I, 219.

[8] İbni Kudâme, el-Muğnî, I, 85; Zuhaylî, el-Fıkhu’l-İslâmî, I, 219.

[9] Kâsânî, Bedâ’i‘, I, 13; İlmihâl, DİA, I, 203.

[10] Kâsânî, Bedâ’i‘, I, 13; Seyyid Sâbık, Fıkhu’s Sünne, I, 81.

[11] el-Fetâva’l-Hindiyye, I, 5; Cezîrî, el-Mezâhibü'l-erba‘a, I, 56.

[12] Mehmet Zihni Efendi, Nîmet-i İslâm, s.95.

[13] Mehmet Zihni Efendi, Nîmet-i İslâm, s.94

[14] Mecelle, md.21; Ali Haydar, Dürerü'l-hükkâm, I, 33.

[15] Mecelle, md.22; Ali Haydar, Dürerü'l-hükkâm, I, 34.

[16] Mecelle, md.18; Ali Haydar, Dürerü'l-hükkâm, I, 32.

Kaynak: Hasan Serhat YETER, Engellinin İlmihâli, 2022