Zümer Suresi 36. Ayet Ne Anlatıyor?
Zümer Sûresi 36. ayetin Arapçası, meali ve tefsiri ışığında; Allah’ın kuluna her durumda yeter olduğu, tevhid inancının insanı korku ve endişeden kurtararak yalnızca Allah’a güvenmeyi öğrettiği vurgulanıyor.
Ayet-i kerimede şöyle buyrulur:
“ALLAH BES, BAKİ HEVES”: İMANIN ÖZETİ
Zümer Suresi 36. Ayet Arapça:
اَلَيْسَ اللّٰهُ بِكَافٍ عَبْدَهُۜ
Zümer Suresi 36. Ayet Meali:
Allah, kuluna kâfi değil mi? (Zümer, 39/36)
Bilgi:
Hz. Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, Allah’ı bırakıp elleriyle yaptığı putlara tapanlara tevhid gerçeğini haykırdı. Bunun üzerine onlar “sen putlarımız hakkında kötü sözler söylüyorsun ama biz putlarımızın seni çarpmasından, hastalandırmasından kaygı duyuyoruz.” dediler.
Onların bu tutumlarına karşı, “Allah kuluna yetmez mi?” buyruldu. Böylece onların söz dinlemez tutumları karşısında Hz. Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- teselli edildi. Ayetin anlamıyla bağlantılı olarak kültürümüzde “Allah Bes, Baki Heves” sözü doğmuştur. Bu söz “Allah yeter, gerisi boş” anlamına gelir.
Mesaj:
- Yardımı dilenecek, ceza ve azabından korkup sığınılacak tek varlık Allah’tır.
- “La havle vela kuvvete illa billahi’l-aliyyi’l-azîm” (Güç ve kuvvet sadece yüce ve büyük olan Allah’ın yardımıyla elde edilir.)
Kelime Dağarcığı:
Kâfî: Yeten, yeterli, kulun ihtiyaçlarını gideren.
Kaynak: Diyanet, Kur'an-ı Kerim'den Serlevha Ayetler
TEFSİR
Zümer Suresi 36. Ayet Tefsiri:
- Allah kuluna yetmez mi? Kalkmışlar, seni O’nun dışında putlaştırıp taptıkları bir takım varlıklarla korkutmaya çalışıyorlar. Allah kimi saptırırsa, artık onu yola getirecek kimse olmaz.
- Allah kimi de doğru yola erdirirse, onu da şaşırtacak, saptıracak kimse bulunmaz. Allah, istediği anda inkârcılardan intikâmını alan karşı konulamaz kudret sahibi değil midir?
Müşrikler, Resûl-i Ekrem (s.a.s.)’e, “Sen putlarımız hakkında kötü sözler söylüyorsun, fakat biz putlarımızın seni çarpmasından, hasta yapmasından endişe ediyoruz” diyerek onu korkutmaya çalışırlardı. (Taberî, Câmi‘u’l-beyân, XXIV, 9). Yine mü’minleri de bu yolla korkutmak istiyorlardı.
Rivayete göre Peygamberimiz (s.a.s.) Halid b. Velid’i, Uzza putunu kırmak için gönderdiğinde putun bekçileri: “O öfkeli biridir, sakın başına bir iş gelmesin” demişlerdi. Halid hiç tereddüt etmeden onun burnunu kırmış, hiç bir şey yapamayacaklarını ona tapanlara da göstermişti. (Taberî, Câmi‘u’l-beyân, XXIV, 9)
Sair zamanlarda da mü’minleri Allah’ın dışında bazı şeylerle korkutmaya çalışanlar olmuştur ve olacaktır. Cenâb-ı Hak, burada Peygamberimiz (s.a.s.)’in şahsında tüm mü’minlere, kendisinden başka hiçbir şeyden korkmamalarını, böyle yaptıkları takdirde Allah’ın kendilerine yeteceğini, onları bu tür arizî korkulardan koruyacağını müjdelemektedir.
Kaynak: Ömer Çelik Tefsiri, kuranvemeali.com