Zinaya Yaklaşmayın: Günaha Giden Yolları Kapatmak

VİDEOLAR

Abdullah Sert Hocaefendi, İsra Suresi 32. ayet ışığında zinaya götüren suni hazlara karşı aileyi ve nesli koruyacak manevi tedbirleri ve irade terbiyesini anlatıyor.

Abdullah Sert Hocaefendi, bu sohbetinde İsra Suresi 32. ayet üzerinden İslam’ın "koruyucu tedbir" ilkesini açıklıyor. Zinaya sadece yasak olarak değil, ona götüren yollara (bakış, müzik, reklam, çevre) yaklaşmama emri olarak bakılması gerektiğini vurguluyor. Modern dünyanın insanın fıtri hazlarını ticari çıkarlar için istismar ettiğini belirterek, Müslümanları Hz. Yusuf’un kararlılığıyla "Ben bu günahta yokum" diyebilecek bir irade sergilemeye davet ediyor.

ZİNAYA YAKLAŞMAMA EMRİNDEKİ HİKMETLER

"Velâ takrabû-zzinâ, innehu kâne fâhişeten ve sâe sebîlâ." Evet, yani bugün gerçekten hani sabahleyin haberlere baktığınızda, telefonlarınızı karıştırdığınızda önünüze en çok çıkan; fahiş, bu ayet-i kerimede yasaklanan hususlar. Yani Allah Teâlâ da buyuruyor: 'Ona yaklaşmayın; çünkü o çirkinliği apaçık bir hayâsızlıktır, çok kötü bir yoldur.' (İsra suresi, 32) Evet, çok kötü bir yoldur.

Yani 'Bir sabah kalkıp da bu ülkede böyle işte efendim, zinadan dolayı hanımını öldürmeyen, başka türlü facia yapmayan, ne bileyim mahkeme kapılarında sürüklenmeyen bir haber yok bugün' diye duydunuz mu hiç? Maalesef, yani haberlerin başında bunlar var hep; haberlerin başında bunlar var.

İslam’ın Koruyucu Tedbiri: "Zinaya Yaklaşmayın"

Onun için kıymetli kardeşlerim; Cenâb-ı Hak, kıyamete kadar insanoğlunun bütün zaaflarını bildiği için, hangi zaafın toplumu nasıl bozacağını Cenâb-ı Hak ezeli ilmiyle de bildiği için, kullarına merhamet ettiği için böyle bizlere tabiri caizse madde madde ölçüler koyuyor: 'Çocuğuna sahip ol' diyor, 'O Allah’ın sana emaneti, sonra o çocuğun da temiz bir nikâhın evladı olsun.' Önce 'Zinaya yaklaşmayın' diyor.

Cenâb-ı Hak yine burada, tefsirde ifade edildiği şekilde, Cenâb-ı Hak 'Zina etmeyin' değil de 'Zinaya yaklaşmayın' buyurmasında dikkat çeken çok mühim incelikler vardır.

Hani şimdi sağlıkta böyle 'koruyucu tedbirler' diyorlar; İslam daha çok birtakım yasaklara karşı bizleri koruyucu tedbirler alıyor. Hani birtakım yasakların çekim alanına girdiğinizde kendinizi koruma şansınız yok artık; iradenin dışında o yasakların... İşte gördük; kumar masasına oturduysanız kumar oynarsınız artık. 'Ben buraya oturdum yok, ben oynamayacağım' olmaz; oynatırlar sizi orada. Evet, orada oynatırlar zorla.

Kötü ahlakın birtakım mecralarına girdiğiniz zaman da 'Yok benim iradem güçlü, ben yapmam, benim ayağım kaymaz' değil. Onun için Cenâb-ı Hak 'Fasıklara yaklaşmayın' diyor, 'Fasıktan fısk gelir, günaha yaklaşmayın' buyuruyor. Evet, günaha yaklaşmayın buyuruyor; özellikle de bu konuda 'Zinaya yaklaşmayın' buyuruyor.

Cenâb-ı Hak bu zina ile birlikte zinaya götürme tehlikesi bulunan her türlü niyet, söz, fiil ve davranışları da yasaklamakta; bunlardan uzak durmayı istemektedir. Buna göre Müslümanlar fert ve toplum olarak zinayı önleyici, ona sevk eden sebep ve vasıtaları ortadan kaldırıcı düzenlemeler yapmalı; zinanın işlenmeyeceği temiz bir çevre oluşturmak için de gerekli terbiyevi ve hukuki çalışmaları gerçekleştirip bunları kararlı bir şekilde tatbik etmelidir. Nitekim İslam; toplumda zinayı engellemek için zina ve zina iftirası suçlarına da bir kısım cezalar öngörmüş, örtünme ile ilgili düzenlemeler yapmış, müstehcen neşriyatı ve fuhşu şiddetle yasaklamış, sarhoş edici içkilerin içilmesini yine haram kılmış; zinaya teşvik eden müzik, oyun, reklam ve resimleri de men etmiştir.

Suni Hazların Kıskacında Gençliği ve Aileyi Korumak

Evet, ayet sadece 'Zinaya yaklaşmayın' demekle bitmiyor. Yani insanı o tarafa götüren... Bakın işte sevgili kardeşlerim, sokaklarda sabah giderken bir bakın; afişlere bakın nasıl... Yani şu Müslüman coğrafyasında gözlerinize neler sunuyorlar sabah sabah! Hele bahar geldi mi çok daha farklı şeyler... Dinlenilen müzikler, diğer taraftan reklamlar, resimler; sizi hiç farkında olmadan şuur altında, şuur altında sizin hiç dünyanızı yönlendirmeye çalışıyor. Onun için Kur'an-ı Kerim'de birtakım emirler geldiğinde değerli kardeşlerim, aslında o emirlerin bize uygulanabilmesi için Cenâb-ı Hak bazen doğrudan 'Şunu yapın' diyorsa bizi onu yapmaya götürecek güzellikler de hazırlıyor. 'Şunu yapmayın' diyorsa onu yapmayı engelleyecek hususları da bize bildiriyor. 'Onu yapmayın' dediği zaman Rabbimiz, bizi oraya götürmeyecek hususları da hatırlatıyor.

Onun için hakikaten özellikle genç neslimizin gerek müzik konusunda gerek reklamlar gerek resimler konusunda daha dikkatli olması; sadece gençlerin değil tabii, her yaştaki insanın bu noktalarda kendi hayatına bir çeki düzen vermesi gerekir. Tabii bizlere en çok sorulan, gençlerimizin böyle hemen sordukları: 'Hocam müzik haram mıdır değil midir?' derler. Ben de diyorum: 'Müzik sizi nereye götürüyorsa bakın bakalım; dinlediğiniz müzik sizi ibadete mi götürüyor yoksa başka türlü çılgınlıklara, günahlara, farklı hayallere mi götürüyor? Bakın ona göre de dinleyin' diyoruz yani.

O bakımdan tabii dünya, insanın hazzı üzerine bugün çalışıyor; insana adeta suni hazlar üretmeye çalışıyor. Bugün dünya fıtri hazlarımızı daha çok suni hazlara çevirmeye çalışıyor. Cenâb-ı Hak fıtri hazlar vermiş bize; o hazların da nasıl tatmin edileceğinin yolları görülmüş. Ama o fıtri olandan daha ötesini zoraki bir şekilde insanlara telkin ediliyor ve bunun için de tabii gayeleri tamamen kendi ceplerini doldurmak değil mi? Bu işlerin büyük sanayileri var, ondan sonra büyük paralar yatırılıyor bu işler için; değil mi, büyük sermayeler oynanıyor. Oyuncaklar ona göre, sanat diye ortaya sunulan şeyler ona göre...

Yeter ki onların cepleri zengin olsun; insanlar da nasıl yaşarsa yaşasın önemli değil! Bu insanlar Allah'ın huzuruna nasıl gidecek? Sonra ayet-i kerimelerle, hadis-i nebevilerle insanoğlu nasıl bir düzgün hayat yaşayacak, o önemli değil. Önemli olan onların servetleri, onların hazları, onların günahları; kendi günahlarını çoğaltmak için, kendi hazlarını daha fazla tatmin etmek için de insanların böyle zarar görmesini hiç de önemsemiyorlar.

Yusufî Bir Duruş: Günahın Hazzına Karşı Bedel Ödeme İradesi

Böyle bir dünyada yaşıyoruz. E peki ne yapacağız hocam o zaman? Kendi iradelerimize sahip olacağız. Kendi iradelerimize sahip olacağız; niyetlerimizi tashih edeceğiz her zaman. 'Ya Rabbi ben orada yokum' diyeceğiz. 'Ben orada yokum' diyeceğiz.

Hani Kur'an-ı Kerim'de Allah Teâlâ Yusuf Aleyhisselam'ı bize bildirirken bir tabir var orada: 'Rabbi's-sicnu ehabbu ileyye mimma yed'uneni ileyh.' 'Ya Rabbi, bu kadınların beni davet ettikleri, beni zorladıkları hususu yerine getirmektense ben zindana girmeyi tercih ederim.' Evet, bu sadece yani bir kadın erkek ilişkisi değil sevgili kardeşlerim; bu şu demek: Allah Teâlâ'nın yasakladığı bir şeyi yapmaktansa ben bunun bedelini ödemeye razıyım. Rüşvet vererek zengin olmaktansa vermem, halime razı olurum; yalan söyleyerek bir yere gelmektense söylemem yalanı, halime razı olurum. Bunu hayatın bütün alanlarına koyabilirsiniz. Zaten orada genel bir tarif var: 'Beni davet ettikleri şeyi yapmaktansa zindana girmeyi tercih ederim.' Bedelim zindandır yani.

Bak netice; bir günaha davet ediyorlar beni. İşlesem ne olacak? Netice o günah belki 10 dakikada, 15 dakikada biter gider ama acısı bir hayat bitmediği gibi öbür alemde de bitmez acısı. Evet, bütün günahların insana verdiği haz; netice bir saattir, yarım saattir, 10 dakikadır, 5 dakikadır, bazen birkaç dakikadır. Ama o günahların insana ödettiği bedel; günahın bizzat kendisinin ödettiği bedel değerli kardeşlerim bir hayattır bazen.

Değil mi, nice insanlar duyuyoruz; 80 yaşına geliyor, ta belki 20'li yaşlarda işlediği bir günahın acısı kalbine batıp duruyor. Evet, Cenâb-ı Hak tövbeleri kabul eder diyoruz ama insan fıtratı bu yani. 'Keşke' diyor insan değil mi; 'Ya Rabbim tövbeyi kabul etti ama ben yapmasaydım ne kaybederdim?' diyoruz. Onun için de bu ayet-i kerime, kıymetli kardeşlerim, Yusuf Suresi'ndeki bu ayet hepimizin hayat ölçüsü olmalı: 'Ya Rabbi, insanların beni davet ettikleri kötülüğü yapmaktansa bunun bedelini ödemeye hazırım.' Evet, ölçü bu olmalı. Allah’ın yasak kıldığı bir şeyi yaparak başka bir şey elde etmemeliyim ben; bu maddi manada olur, manevi manada olur. Bunu çok farklı alanlara taşıyabilirsiniz.