Zikrullahın Bereketi
Muhyiddin İbnü’l-Arabî Hazretleri’nin nasihatler serisinden “Zikrullahın Bereketi” başlıklı bölümü istifadenize sunuyoruz. Muhyiddin İbnü’l-Arabî Hazretleri'nin dilinden bir nasihat bin hikmet...
Size, kendi içinizde ve topluluklarda gizl-açık daima Hakk’ı zikretmeyi tavsiye ederim. Zira yüce Allah şöyle buyurur:
“Beni zikredin ki, ben de sizi zikredeyim.” (Bakara Süresi 152)
Demek ki kulun zikrinin karşılığı, Allah’ın kulunu zikretmesidir. Hangi sıkıntı ve zarar, kul için günahtan daha zararlı olabilir? Fahr-i kâinât -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz sıkıntı içinde bulunduğu durumlarda:
“Her hâl ü kârda Allah’a hamdolsun.” diye dua ederlerdi. Bolluk ve genişlik içinde olunca da:
”Fazlından ve ihsanından bol bol nimetler ihsân eden Allah’a hamdolsun.” diye hamdlerini arzederlerdi.
Sen de kalbini her zaman zikirle uyanık tutarsan, zikrin nuruyla kalbin nurlanır. Bu nur, sana keşf kapısını açar. Zira eşyanın hakikatine vukuf, ancak bu nurla hâsıl olur. Bu keşf hali zuhûr edince peşinden hayâ duygusu seni kaplar. Hayâ duygusunun alâmeti, yakınlarının, saygı duyduğun şerefli kimselerin yanında hayâlı ve edepli davranmandır. İman, insana Hak Teâlâya karşı hürmet ve ta’zim duygusu verir. Sözümüzün doğruluğunu ancak mü’min olanlar anlar. Nasihatimiz, Allah Teâlâ'ya teslim olmuş, gönlü Allah’a bağlı ve Allah’tan gelene sabırla boyun eğmiş imanlı mü’minleredir.
Hadis-i Kudsî’de Cenâb–ı Hak şöyle buyurur:
“Kulum beni zikredince ben onunla beraberim. Beni kendi içinde zikrederse ben de onu zâtımda zikrederim, bir topluluk içinde zikrederse, ben de onu onun topluluğundan daha hayırlı bir topluluk içinde zikrederim.” (Buhârî, Tevhid, 15)
Kur’an-ı Kerim’de mağfiret olunup büyük bir ecre nâil olacaklar belirtilirken;
“Allah’ı çok zikreden erkekler ile çok zikreden kadınlar...” (Ahzâb Süresi 35) da onların arasında sayılmıştır.
Çok zikir, zikr-i dâimîdir; yani Allah’ı hiç hatırdan çıkarmamaktır.
Kaynak: Dr. Âdem Ergül, Öğütler Pınarı İbn Arabi Konuşuyor, Erkam Yayınları