Zekâtın Tanımı ve Hükmü (Şafii Fıkhı)

FIKIH

Zekâtın tanımı ve hükmü nedir?

Zekâtın kelime anlamı; temizlik ve berekettir. Bir fıkıh terimi olarak zekât; “Dinen zengin sayılan bir Müslümanın, malının bir kısmını, emredilen yerlere Allah rızası için vermesidir.”

İslam dininin beş temel esasından biri olan zekât, Peygamberimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-'in hicretinin ikinci yılı Şevval ayında farz kılınmıştır.

Allahu Teâlâ, Kur'an-ı Kerim'deki pek çok ayette zekâtı emretmiştir.

"Namazı kılın, zekâtı verin..."[1]

"...Kendilerine; hayırlı işler yapmayı, namaz kılmayı, zekât vermeyi vahyettik..."[2]

"Sadakalar (zekâtlar), Allah’tan bir farz olarak ancak yoksullara, düşkünlere, zekât toplayan memurlara, gönülleri İslam’a ısındırılacak olanlara, (hürriyetlerine kavuşmaya çalışan) kölelere, borçlulara, Allah yolundakilere, (yolda kalmış) yolculara mah­sustur. Allah en iyi bilendir ve hikmet sahibidir."[3]

İnsanın çalışıp kazanarak elde ettiği mal ve serveti yaratan ve onun hizmetine sunan da Allah'tır. İnsana düşen görev, çalışmasının karşılığı olarak Allahu Teâlâ’nın kendisine ihsan ettiği serveti, O'nun emirleri doğrultusunda kullanmak ve en iyi şekilde değerlendirmektir. Bu değerlendirme yollarından biri de zekâttır. Madem Allahu Teâlâ zekât vermeyi emretmiştir; öyleyse insan, bu emri yerine getirmelidir.

Dipnotlar:

[1] Bakara sûresi 43, 110; Nisa sûresi 77; Nur sûresi 65. ayetler

[2] Enbiya sûresi. 73. ayet

[3] Tevbe sûresi. 60. ayet

Kaynak: Hasan Serhat Yeter, FIKIH 1 (Şafii Mezhebi), 2017