Yetmiş Yıllık Nâfile İbâdetten Daha Üstün Bir Amel
Abdullah Sert Hocaefendi’nin dikkat çektiği bu ibretli rivayette, Allah yolunda gösterilen samimi bir gayretin, yetmiş yıl nâfile ibâdetten daha fazîletli olduğu hakikati gözler önüne seriliyor.
Ebû Hüreyre radıyallahu anh şöyle dedi:
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'in ashâbından bir kişi, içinde tatlı su gözesi bulunan bir dağ yolundan geçmişti. Burası çok hoşuna gitti ve:
–"Keşke insanlardan ayrılıp şu dağ kısığında otursam. Ama Resûlullah'tan izin almadan bunu asla yapmam" dedi.
Sonra arzusunu Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'e anlattı.
Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem:
–"Böyle bir şey yapma. Çünkü sizden birinizin Allah yolunda çalışıp gayret sarfetmesi, evinde oturup yetmiş sene namaz kılmasından daha faziletlidir. Allah'ın sizi bağışlamasını ve cennete koymasını istemez misiniz? O halde Allah yolunda cihada çıkınız. Kim devenin sağılacağı kadar bir süre Allah yolunda cihad ederse, mutlaka cennete girer" buyurdu. (Tirmizî, Fezâilü'l-cihâd 17.)
Yani Efendimiz -aleyhissalâtü vesselâm-, devenin sağılacağı birkaç dakikalık kısa bir zaman dilimi kadar bile Allah için gösterilen gayretin, ne kadar büyük bir ecir taşıdığını beyan etmektedir.
Hisse:
Resûlullâh -sallallâhu aleyhi ve sellem-, Allah yolundaki gayretlerinden hiçbir zaman usanmadı, yorulmadı. “Ben tatildeyim, izinliyim, bir müddet bana gelmeyin.” demedi. Bilakis O, gayret ve fedakârlık içinde bulunarak, özellikle insanları cehennemden kurtarıp hidayete vesile olma gayretiyle huzur buldu.
Hâl böyleyken, bir mü’min Allah yolundaki gayret ve fedakârlıklarını nasıl yeterli görebilir? Âhireti için ebedî saâdet sermayesi hazırlama imkânı varken, mazeretsiz olarak nasıl bir kenara çekilip oturabilir?