Yeme-içme Hususlarında İsraf Etmemeliyiz!

HAYATIMIZ

Yeme, içme ve giyinme gibi hususlarda îtidalden ayrılmamalıyız. Sofra başında iken, yiyeceğimiz lokmaları bulamayanları, zâlimlerin zulmü altında aç bir şekilde ağlayan muzdaripleri, bilhassa mazlum ve bîçâre din kardeşlerimizi düşünmeli, aşırı yemek hususunda nefsimizi frenlemeli ve; “Acıyın bize! Ey merhamet, neredesin?” feryatlarına karşı, duyarlı olmalıyız.

İbâdetlerde bile aşırılığa müsaade edilmediğine göre, artık başka hiçbir meselede îtidal ve orta yoldan ayrılmak doğru olmaz. Bu sebeple yeme, içme, giyinme gibi maddî ihtiyaçları karşılarken de îtidalden ayrılmamalıdır. Zengin bile olsa denge şarttır. Yani imkânım var diye oburluğa dalmamalı, açık büfelere koşarak mideler tıka basa doldurmamalıdır. Yoksa bedenin sıhhati de rûhun sıhhati de tehlikeye girer. Çünkü aşırı yemek, bir yandan mide fesâdına bir yandan da gönül müflisliğine sebeptir.

SAHÂBE-İ KİRÂM'IN TANIMADIĞI BİR HAYAT TARZI

Cenâb-ı Hak söyle buyurur:

“...Yiyiniz içiniz; fakat israf etmeyiniz! Çünkü Allah israf edenler sevmez.” (el-A‘râf, 31)

Çünkü yeme, içme ve giyinme gibi hususlarda îtidalden ayrılmak; vücut, sıhhat ve mal gibi emânetlere ihânet etmek, onları gerektiği gibi kullanamamak demektir.

Unutmamalı ki günümüzdeki oburluk, lüks alışveriş ve marka kullanma gibi israflar, sahâbe-i kirâmın asla tanımadığı bir hayat tarzıydı.

Kaynak: Osman Nûri Topbaş, Ecdadımız ve Biz, Yüzakı Yayınları