Tarihte Helâk Olan Kavimlerin Feci Akıbeti
Osman Nuri Topbaş Hocaefendi, tarihte helâk olan kavimlerin neden helâke sürüklendiklerini ve akıbetlerini anlatıyor.
Tarihte helâk olan kavimlerin feci akıbetlerini bildiriyor ayette ki, onların hâlinden ibret alalım da hayatın hiçbir anında onlara benzemeyelim, evlatlarımızı da o şekilde İslâm şuuru ile yetiştirelim. Cenâb-ı Hak ne buyuruyor: “Görmedin mi Rabbin ne yaptı Âd kavmine; direkleri yüksek binalı olan, ülkelerde benzeri yaratılmamış İrem şehrine; vadide kayaları yontan Semûd kavmine; kazıklar, çadırlar ve ordular sahibi Firavun’a?” (el-Fecr, 89/6-10)
Demek ki burada baktığımız zaman bu kavimlere benzemeyeceğiz. Bu kavimlerin helâk sebeplerini Cenâb-ı Hak bildiriyor. Âd ve Semûd kavimleri varlıkta şımardılar, Allah’ın verdiği nimetlere karşı nankörlük ettiler, kibirlendiler ve zalim oldular. “Bizden daha güçlü kim var?” dediler. Rüzgâr ve ses ile helâk edildiler. Buna benzer çok vakalar oldu.
İbretlik Hadiseler ve Sonları
Mesela bir tek misal; bir Titanic gemisi yapıldı. Bu gemi için, “Hiç kimse batıramaz, Tanrı bile batıramaz.” dediler. İlk seferinde bir buz dağına çarptı, battı ve yok oldu.
Firavun, tanrılık iddiasında bulunana kadar ahmaklaştı ve Kızıldeniz’de boğulurken kendine geldi ama artık her şey geçmiş, her şey bitmiş oldu.
Lût kavmi, ahlâksızlığın en denî hâline indi. “Biz bu kadar kalabalığız, sen ise bir tek kişisin.” dediler. “Sen temizsen, aramızdan çık git; biz yaşayalım, bizi rahatsız etme.” dediler. Aynı bugün ahlâksız ifadesi ta Lût kavminden gelen bir ifadedir. Lût Aleyhisselâm o kadar zor durumda kaldı ki, “İçinizde laftan anlayan, akıl sahibi bir insan yok mu?” dedi. Onlar ise, “Siz temizseniz çıkıp gidin.” dediler. Lût Aleyhisselâm’ı arkalarından helâke davet ettiler, kendileri helâke uğradılar.
Nemrut, gurur ve kibrin zehrine kapıldı. İlâhî azameti gördüğü hâlde, “İbrahim de senin Tanrını tasdik ediyor ama ben de tanrıyım.” dedi. O da bir sivrisinek ile kahroldu gitti.
Ebrehe, ordusuna güvendi; Mekke’ye, Kâbe’yi yıkmaya geldi. Cenâb-ı Hak ona çölden zehirli yılanlar, aslanlar, kaplanlar göndermedi; Ebâbil kuşlarını gönderdi. Serçe kuşlarıyla, onların attığı bir nohut kadar taşlarla helâk etti.
Cenâb-ı Hakk’ın ayet-i kerîmenin devamında buyurduğu gibi: “Onların hepsi ülkelerde azgınlık ettiler. Oralarda kötülüğü ve fesadı çoğalttılar. Bu yüzden Rabbin onların üzerine azap kamçısı yağdırdı. Çünkü Rabbin her an gözetlemededir.” (el-Fecr, 89/11-14)
Onlar Kendilerine Zulmediyorlar
Nitekim Kur'an-ı Kerim’de, “Nitekim onlardan her birini günahı sebebiyle cezalandırdık. Kiminin üzerine taşlar savuran rüzgârlar gönderdik, kimini korkunç bir ses yakaladı, kimini yerin dibine geçirdik, kimini de suda boğduk. Allah onlara zulmetmiyordu, asıl onlar kendilerine zulmediyorlardı.” (el-Ankebût, 29/40)
“Kim Allah’a ve Peygamber’e isyan eder ve sınırları aşarsa, Allah da onu devamlı kalacağı bir ateşe sokar. Onun için alçaltıcı bir azap vardır.” (en-Nisâ, 4/14)
İnşallah Sıra İsrail'de
İnşallah sıra İsrail’de, inşallah sıra ona geldi. İnşallah kardeşler, bu helâke uğrayan zalimlerin arkasından semalar ağlamadı, gözler yaşarmadı. Bilakis mazlumların âhları ve bedduaları ile onlar tarihin çöplüğünde yok olup gittiler. Saltanat sürdükleri yerleri şimdi baykuşlar ve kepler şenlendiriyor.
Rabbimiz bunu bir ibret manzarası olarak bütün insanlığa tebliğ ediyor. Rabbimiz ayetlerde, “Gezmediler mi, görmediler mi?” diyerek gafilleri ikaz etmektedir. İbret almamız gerekmez mi diye devamlı onların hâlini tefekkür etmemizi istiyor ki, o kötü akıbete biz de dûçâr olmayalım.