Şura Suresi 53. Ayet Ne Anlatıyor?
Şûrâ Sûresi 42/53. âyet ışığında, bütün işlerin sonunda Allah’a dönüş ve hesap günü bilinci ele alınıyor.
Ayet-i kerimede şöyle buyrulur:
ŞÛRÂ, 42/53: DÖNÜŞ ALLAH’ADIR
Şura Suresi 53. Ayet Arapça:
صِرَاطِ اللّٰهِ الَّذ۪ي لَهُ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِۜ اَلَٓا اِلَى اللّٰهِ تَص۪يرُ الْاُمُورُ
Şura Suresi 53. Ayet Meali:
İyi bilinmeli ki bütün işler dönüp dolaşır Allah’a varır. (Şûrâ, 42/53)
Bilgi:
Allah’ın ‘kün (ol!)’ emri ile hayat bulan bütün varlıklar yine Allah’a dönecektir. Allah’a dönmek, yalnızca Allah’ın hükmünün geçerli olacağı, insanların irade ve seçim hürriyetlerinin bulunmayacağı hesap gününde Allah’ın huzurunda toplanmaktır. Bu günü hatırlatmak, dünyada iyilik yapanlar için vaat, kötülük yapanlar içinse bir tehdittir. Çünkü hesap gününde Allah’tan başkasının ne bir faydası ne de bir zararı olabilir. İnsanlar bunu bilmeli, hesap gününde kendilerini utandırmayacak şekilde davranışlar sergilemelidirler.
Mesaj:
- Hayatın başında da sonunda da en büyük karar sahibi Cenab-ı Hak’tır.
- Hesap gününde Allah’ın izin verdikleri dışında kimse konuşamaz, kimse şefaat edemez ve kimseden bedel kabul edilmez.
Kelime Dağarcığı:
Elâ: Dikkat edin; iyi bilin!
Kaynak: Diyanet, Kur'an-ı Kerim'den Serlevha Ayetler
TEFSİR
Şura Suresi 53. Ayet Tefsiri:
- İşte biz böylece sana emrimizle ölü kalplere hayat bahşeden bu Kur’an’ı vahyettik. Yoksa daha önce sen kitap nedir, iman nedir, bilmezdin. Biz Kur’an’ı bir nûr kıldık ki, onunla kullarımızdan dilediğimizi doğru yola ulaştıralım. Sen de hiç şüphesiz insanlığı dosdoğru bir yola çağırmaktasın.
- O Allah’ın yoluna ki, göklerde ne var, yerde ne varsa hepsi O’nundur. İyi bilin ki, neticede bütün işler Allah’a döner ve nihâî hükmü O verir.
Kur’ân-ı Kerîm’in bir ismi “ruh”tur. Bedenler ruh ile dirilip hayata kavuştuğu gibi, insanlar da dini hayatlarını Kur’ân ile diriltirler. Ölü kalpler ancak onunla hayat bulur. O, ruhların hayat vesilesidir. Gerçekten de Kur’ân, insanları küfür, şirk ve cehalet ölümünden kurtarıp iman, hidâyet ve ilim ile hakiki bir hayata ulaştıran en büyük vesiledir.
Bunun izahı şöyle yapılabilir:
Beden kesif ve karanlık bir yapıya sahiptir. Ona ruh girdiğinde canlanır, latîf ve nûrânî olur. Böylece o nûrun tesiri beş duyuda da görülür. Aslında ruh da karanlık ve cehâletle malüldür. Kendisine akıl verildiğinde aydınlanır ve nurlanır. Aynı şekilde akıl da tam nûrânî, arınmış, saf ve aydın değildir. O, Allah’ın zatını, sıfatlarını, fiillerini, ruhlar ve maddeler âlemini, dünya ve âhiret âlemini tanıdığı nispette mükemmelleşir. Bu ilâhî bilgiler ise vahiy ile, özellikle Kur’ân nûru ile mükemmelleşmiş ve saflaşmıştır. Bu izah, mârifetullah ve Rabbânî keşiflerin ancak Kur’ân nûru ile kemâle erdiğini gösterir. İşte bu noktada, hakiki ruhun vahiy ve Kur’ân olduğu ortaya çıkar. (Fahreddin er-Râzî, Mefâtîhu’l-gayb, XIX, 175)
Kur’ân-ı Kerîm’in bir ismi de “nûr”dur. O, aynen ışık gibi insanların yollarını aydınlatmakta, iman ve hidâyete erişmelerine vesile olmaktadır. Resûlullah (s.a.s.) de Kur’an’ı tebliğ ederek insanlığa dosdoğru yol olan Allah’ın yolunu göstermekle vazifelendirilmiştir. Ancak Kur’an’ın ve Peygamberimiz (s.a.s.)’in hidâyeti, sadece doğru yolu göstermek ve onu beyân etmektir. İnsanı, onun şahsi irade ve tercihini de dikkate alarak, o yola eriştirecek olan ise şüphesiz ki Cenâb-ı Hak’tır. Çünkü Allah Teâlâ Peygamberimiz (s.a.s.)’e hitâben: “Rasûlüm! Sen sevdiğini doğru yola erdiremezsin, lâkin Allah dilediğini doğru yola eriştirir. Çünkü, doğru yola girecek olanları en iyi O bilir” (Kasas 28/56) buyurmaktadır.
Kaynak: Ömer Çelik Tefsiri, kuranvemeali.com