Şuarâ Suresinin 28. Ayeti Ne Anlatıyor?
Şuarâ sûresi 28. âyette ne anlatılmak isteniyor? Allah Teâla’nın bütün yaratılmışların Rabbi olduğunu bildiren Şuarâ suresi 28. âyetin Arapçası, meali ve tefsiri yazımızda.
Şuarâ sûresinin 28. âyetinde Rabbimiz şöyle buyuruyor:
Şuarâ Suresi 28. Ayet Arapça:
قَالَ رَبُّ الْمَشْرِقِ وَالْمَغْرِبِ وَمَا بَيْنَهُمَاۜ اِنْ كُنْتُمْ تَعْقِلُونَ
Şuarâ Suresi 28. Ayet Meali:
Mûsâ, “O, doğunun da batının da ve ikisi arasındaki her şeyin de Rabbidir. Eğer düşünüyorsanız bu, böyledir” dedi. (Şuarâ, 26/28)
BÜTÜN YARATILMIŞLARIN RABBİ
Bilgi:
Allah Teâla, insanlara sayısız nimetler vermiş ve inanmaları için onlara gerçekleri anlatan peygamberler göndermiştir. Bu peygamberlerden biri olan Hz. Mûsâ -aleyhisselâm-, Firavun’u Allah Teâla’ya inanmaya çağırdı, ancak Firavun kabul etmedi. Hatta alaycı bir tavırla ‘Âlemlerin Rabbi de kimdir?’ diye sordu. Hz. Mûsâ -aleyhisselâm- ise onun sorusuna bu ayetteki ifadeleriyle ciddiyetle cevap verdi. Daha sonra da mucizelerini göstererek onu düşünmeye ve aklını kullanmaya çağırdı.
Mesaj:
- Yer ile gök arasındaki her şey Allah Teâla’nın mülkiyetindedir.
- İnsanoğlu çevresindekileri aklıyla değerlendirirse Allah Teâla’nın varlığını bulabilir.
- Bütün ilahî dinler insanları Allah’ın birliğine davet etmiştir.
Kelime Dağarcığı:
Meşrık: Güneşin doğduğu yer, doğu.
Mağrip: Güneşin battığı yer, batı.
Kaynak: Diyanet, Kur'an-ı Kerim'den Serlevha Ayetler
TEFSİR
Şuarâ Suresi 28. Ayet Tefsiri:
- Firavun: “Sahi, şu bahsettiğin Âlemlerin Rabbi de neyin nesi?” diye sordu.
- Mûsâ: “O, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunan her şeyin Rabbidir. Eğer gerçekten bir ilâhın varlığına inanmak istiyorsanız buna inanın.”
- Firavun etrafında bulunanlara: “Bu adamın neler saçmaladığını duyuyorsunuz, değil mi?” dedi.
- Mûsâ çekinmeden: “O, sizin de Rabbinizdir, önceki atalarınızın da Rabbidir” diye karşılık verdi.
- Firavun yine etrafındakilere: “Size gönderilen şu sözde peygamberiniz var ya, gerçekten bir deli!” diye diretti.
- Bu kez Mûsâ: “O, doğunun, batının ve ikisi arasında bulunan her şeyin Rabbidir. Eğer aklınızı çalıştırırsanız anlarsınız” diye cevap verdi.
Firavun’un “Âlemlerin Rabbi de neyin nesi?” tarzında alayvârî sorusuna, etrafındakilere “bu adam ne demek istiyor, neler saçmaladığını hiç duyuyor musunuz?” gibi tahkir ifadelerine ve “o kesinlikle bir deli” şeklindeki saldırılarına rağmen, Hz. Mûsâ, vakar ve sükûnetini hiç bozmadan, Âlemlerin Rabbinin kim olduğunu ve getirdiği tevhid akidesinin ne olduğunu açık ve anlaşılır bir dille izah etmektedir. Buna göre:
› O göklerin, yerin ve bunların arasında bulunan her şeyin Rabbidir. Dolayısıyla sadece yeryüzünde yaşayan insanlardan biri olan Firavun’un rablik iddiasının bir dayanağı yoktur. Kesin bilgi peşinde olan, bu gerçeği hemen anlayabilecektir.
› O, hem Hz. Mûsâ’nın şu an hitap etmekte olduğu kimselerin, hem de onların önceden gelip geçmiş atalarının Rabbidir. Önceki nesiller Firavunlarıyla birlikte yok olup gittikleri gibi, bunlar da yok olup gideceklerdir. Fenâ bulmakla malûl olan bir kimse nasıl olur da rablik iddia edebilir. Dolayısıyla Firavun’un rab olmasının hiçbir aklî ve mantıkî delili yoktur. Gerçek Rab, önce ve sonra gelenleriyle tüm insanları yaratan, yaşatan, rızıklandıran, öldüren ve yeniden diriltecek olan Allah’tır. O’nun hâkimiyet ve otoritesine inanmak ve teslim olmak gerekir.
› O, doğunun, batının ve ikisi arasında bulunan her şeyin Rabbidir. Her gün gördüğümüz gibi güneşi doğdurup batıran, onun doğuş ve batış yerlerini tâyin eden, değiştiren, bu sûretle gök cisimlerini hareket ettirerek bütün kâinatı idâre eden, hepsinin üzerinde hüküm süren, hepsinin gerçek sahibi ve mâliki O’dur. Aklını çalıştıranlar bu gerçeği anlamakta güçlük çekmeyeceklerdir. O halde yeryüzünün küçük bir bölgesinde hüküm süren fâsık Firavun mu, yoksa doğunun, batının ve Mısır ülkesi dâhil doğu ile batının çevrelediği her şeyin maliki olan Allah mı gerçek Rabdir? Aklımızı kullanıp buna karar vermemiz gerekir.
Kaynak: Ömer Çelik Tefsiri, kuranvemeali.com