Srebrenitsa Soykırımı

GÜNDEM

Srebrenitsa’da neler yaşandı? Bosna Savaşı sırasında gerçekleştirilen Srebrenitsa Soykırımı’nda hayatını kaybedenler bugün Potoçari’de anılıyor.

Haber: Murat Karadeniz

Bugün, Srebrenitsa Soykırımı'nın yıl dönümünde Bosna Savaşı sırasında hayatını kaybedenler Potoçari Anıt Mezarlığı'nda düzenlenen törenle anılıyor. Peki, Srebrenitsa'da neler yaşandı? İşte insanlık tarihine kara bir leke olarak geçen soykırımın acı dolu hikâyesi…

SREBRENİTSA SOYKIRIMI'NDA NELER YAŞANDI?

Srebrenitsa Soykırımı, Bosna Savaşı sırasında 1995 yılında gerçekleştirilen ve Avrupa'nın II. Dünya Savaşı'ndan sonraki en büyük katliamı olarak kabul edilen insanlık suçlarından biridir. Binlerce Boşnak sivilin hayatını kaybettiği bu trajedi, uluslararası toplumun hafızasında derin izler bıraktı. İşte Srebrenitsa Soykırımı'nın arka planı ve yaşanan acı olayların detayları…


Srebrenitsa kurbanlarının cenazeleri

Tarihe Srebrenitsa Soykırımı olarak geçen katliam, 11 Temmuz 1995'te Bosna Savaşı sırasında yaşandı. General Ratko Mladić komutasındaki Sırp Cumhuriyeti Ordusu (VRS), Krivaya '95 Harekâtı kapsamında Birleşmiş Milletler tarafından "güvenli bölge" ilan edilen Srebrenitsa'ya girerek binlerce Boşnak Müslümanı sistematik şekilde katletti.

11 Temmuz 1995'te General Mladić, kameralar karşısında şu ifadeleri kullandı:

"Bugün 11 Temmuz 1995... Osmanlı'ya karşı gerçekleştirdiğimiz ayaklanmanın anısına, Türklerden öç alma vakti gelmiştir." (Buradaki "Türkler" ifadesiyle Bosnalı Müslümanları kastetmiştir.)

Avrupa'nın gözü önünde gerçekleşen katliamda, aralarında çocuk ve yaşlıların da bulunduğu 8.372 Boşnak Müslüman öldürüldü. Yaklaşık 10 bin kişi esir alındı, yüzlerce kişi işkence gördü ve binlerce aile yerinden edildi.

Kimlik tespitini engellemek isteyen Sırp güçleri, kurbanların cenazelerini parçalayarak 64'ten fazla toplu mezara gömdü. Aradan geçen yıllara rağmen çok sayıda kurbanın naaşına hâlâ ulaşılamadı.

BOSNA SAVAŞI NASIL BAŞLADI?

Soğuk Savaş'ın ardından Yugoslavya'nın dağılmasıyla Bosna-Hersek, 1992 yılında bağımsızlığını ilan etti. Bu kararı tanımayan Sırp güçleri Saraybosna'yı kuşatarak Bosna Savaşı'nı başlattı.

1992-1995 yılları arasında Bosna'nın doğusunda yürütülen sistematik etnik temizlik politikası, Srebrenitsa Soykırımı ile zirveye ulaştı. II. Dünya Savaşı'ndan sonra Avrupa'da yaşanan en büyük soykırım olarak kabul edilen bu katliamda 8.372 kişi öldürüldü, binlerce kişi yerinden edildi ve çok sayıda kadın sistematik cinsel şiddete maruz bırakıldı.


Potoçari Anıt Mezarlığı (Bosna Hersek)

BM’NİN İHANETİ

1995 yılında Sırp saldırılarından kaçan binlerce Boşnak, Birleşmiş Milletler tarafından “güvenli bölge” ilan edilen Srebrenitsa’ya sığındı. Yaklaşık 25 bin sivil, Potoçari’deki eski bir akü fabrikasına yerleştirildi. Bölge, 400 Hollandalı BM barış gücü askeri tarafından korunuyordu.

Ancak 11 Temmuz 1995’te bu sözde güvenli bölge, insanlık tarihinin en büyük trajedilerinden birine sahne oldu. “Sırp Kasabı” olarak bilinen General Ratko Mladiç komutasındaki Sırp birlikleri Srebrenitsa’ya girerken, Hollandalı barış gücü askerleri savunmasız Boşnak sivilleri koruyamadı.

Sırp askerleri, 12 yaş ve üzerindeki erkekleri kadın ve çocuklardan ayırarak kamyon ve otobüslere bindirdi. Erkekler ormanlık alanlarda toplu infazlarla öldürülürken, çok sayıda kadın sistematik tecavüz ve ağır zulme maruz bırakıldı.

Kaçış Yolu: Ölüm Yolu

Katliamdan kurtulmak isteyen 12 binden fazla Boşnak, dağlık bölgeleri aşarak Tuzla’ya ulaşmaya çalıştı. Ancak Sırp birliklerinin kurduğu pusular ve keskin nişancı saldırıları nedeniyle bu güzergâh, kısa sürede “Ölüm Yolu” olarak anılmaya başladı.

Yaklaşık on gün süren zorlu kaçış sırasında 10 binden fazla Boşnak hayatını kaybetti. Tuzla’ya sağ ulaşabilenlerin sayısı ise yalnızca yaklaşık 3 bin oldu.

KURTULUŞ TÜNELİ VE BOSNA ZAFERİ

1990 seçimlerinde Bosna-Hersek’in ilk Cumhurbaşkanı seçilen Aliya İzzetbegoviç, savaş boyunca halkını yalnız bırakmadı. Saraybosna Kuşatması sırasında, kentte yaşayan yüz binlerce sivilin hayatta kalabilmesi için “Kurtuluş Tüneli” adı verilen geçidin inşa edilmesini sağladı.

Yaklaşık 800 metre uzunluğundaki tünel, kuşatma altındaki Saraybosna’yı dış dünyaya bağlayan tek çıkış noktası oldu. Bu sayede şehre yiyecek, ilaç ve mühimmat ulaştırılabildi; 300 binden fazla insanın hayatta kalmasına katkı sağlandı.

Aliya İzzetbegoviç’in liderliği ve Bosna halkının direnişi, ülkenin bağımsızlık mücadelesinde belirleyici bir rol oynadı.

Aliya İzzetbegoviç: Direnişin ve Onurun Sembolü

Bosna-Hersek’in ilk Cumhurbaşkanı Aliya İzzetbegoviç, yaklaşık dört yıl süren savaş boyunca halkının liderliğini büyük bir cesaret ve kararlılıkla yürüttü. Saraybosna bombalar altında kalırken ülkesini terk etmeyen Aliya, askerleriyle aynı zorlukları paylaştı, sığınaklarda yaşadı ve savaşın en çetin dönemlerinde halkının yanında oldu.

Sadece cephede değil, diplomasi sahasında da yoğun bir mücadele veren Aliya İzzetbegoviç, savaş meydanında direnişi sürdürürken barış masasında da Bosna-Hersek’in geleceği için önemli girişimlerde bulundu.

Dayton Antlaşması ve Bosna’nın Özgürlüğü

1995 yılında ABD’nin Ohio eyaletindeki Dayton Üssü’nde imzalanan Dayton Antlaşması ile Bosna Savaşı sona erdi. Yaklaşık 200 bin kişinin hayatını kaybettiği savaşın ardından Bosna halkı bağımsızlığına kavuştu.

Ancak savaş, geride onarılması güç yaralar, parçalanmış aileler ve binlerce kayıp insan bıraktı.

Bosna Savaşı’nın Ağır Bilançosu

Yaklaşık 3,5 yıl süren Bosna Savaşı’nda 312 bin kişi hayatını kaybetti, 2 milyon insan evlerini terk etmek zorunda kaldı. Resmî kayıtlara göre 27 bin 734 kişinin akıbeti ise hâlâ bilinmiyor.

Toplu Mezarları Araştırma Enstitüsü’nün yıllardır sürdürdüğü çalışmalar sonucunda binlerce kayıp kişinin kalıntılarına ulaşıldı. Ancak cesetlerin parçalanmış veya yakılmış olması, kimlik tespit çalışmalarını zorlaştırmaya devam ediyor.

Bosna-Hersek Kayıpları Arama Enstitüsü verilerine göre, ülke genelinde bugüne kadar 500’den fazla toplu mezar ve 5 binden fazla bireysel mezar bulundu. Her yıl 11 Temmuz’da kimliği belirlenen Srebrenitsa kurbanları, Potoçari’de düzenlenen törenlerle dualarla toprağa veriliyor.

Srebrenitsa: Avrupa’nın Gözleri Önünde Gerçekleşen Soykırım

Srebrenitsa, II. Dünya Savaşı’ndan sonra Avrupa’da yaşanan en büyük insanlık trajedilerinden biri olarak tarihe geçti. Uluslararası mahkemeler tarafından da soykırım olarak tanımlanan bu katliamda, birkaç gün içinde 8 binden fazla Boşnak erkek ve çocuk öldürüldü.

“Çocukları Küçük Kurşunla Öldürürler Değil mi Anne?”

Savaşın masum insanlar üzerindeki yıkıcı etkisini en acı şekilde anlatan ifadelerden biri, küçük bir çocuğun annesine yönelttiği şu sözler oldu:

“Çocukları küçük kurşunla öldürürler değil mi anne?”

Bu cümle, Srebrenitsa’da yaşanan insanlık dramının masum bir çocuğun dilinden yansıyan en acı ifadelerinden biri olarak hafızalara kazındı.

Mavi Kelebekler ve Ölüm Çiçekleri: Toplu Mezarların Sessiz Tanıkları

Bosna’daki toplu mezarların bulunmasında zaman zaman doğanın sessiz işaretleri de önemli rol oynadı. Şehit mezarlarının üzerinde açan beyaz çiçekler ve bu çiçeklerin üzerine konan mavi kelebekler, kayıp yakınlarını arayanlar için umut veren bir işaret hâline geldi.

Yıllar boyunca süren arama çalışmalarında bu doğa olayı, Srebrenitsa kurbanlarının mezarlarının bulunmasına yardımcı olan sembollerden biri olarak anıldı.

Unutmamak ve Unutturmamak İçin

Srebrenitsa’da yaşananlar yalnızca Bosna halkının değil, tüm insanlığın ortak hafızasında derin bir yara olarak kaldı. Aradan geçen yıllara rağmen birçok kurbanın mezarına henüz ulaşılamazken, Bosna halkı her yıl 11 Temmuz’da Potoçari’de bir araya gelerek “unutmadık, unutturmayacağız” mesajını vermeye devam ediyor.