Sevr Mağarası Hadisesi

Nübüvveti

Peygamber (s.a.s.) Efendimizin Mekke’den Medine’ye hicreti sırasında Hz. Ebûbekir ile birlikte gizlendikleri ve 3 gün saklandıkları Sevr mağarasının hikayesi.

Hz. Muhammed’in (s.a.v.) Mekke’den Medine’ye hicreti sırasında, Hz. Ebûbekir ile birlikte müşriklerden gizlendikleri ve üç gün süreyle saklandıkları mağaradır. Sevr dağı, Mekke’nin güney tarafında ve 5 km. uzaklıktadır. Sevr birçok tepeden oluşan bir dağdır. Bu dağda pek çok irili ufaklı mağara vardır. Hz. Peygamber’in hicret sırasında sığındığı mağara diğerlerinden farklıdır. Şöyle ki, bu mağara gizlenmeye elverişli olup, kayadan yontularak yapılmış bir mağarayı andırır. Ön ve arkasında delikleri vardır. Bunlar mağaranın alt kısmındadır. Bu yüzden mağaraya eğilerek veya sürünerek girilebilir. Mağaranın içinde olanlar, dışarıda dolaşanın ayaklarını görebilir, fakat dışarıda olanlar içeridekileri göremez.

Hz. Peygamber 610 M. yılında Mekke’de baskıların artması ve Akabe bey’atlarında Medineli müslümanların daveti üzerine hicret emri vermiş ve müslümanlar gruplar halinde hicret etmeye başlamıştı. Bu durumu ilerisi için riskli gören Kureyş ileri gelenleri bunu önlemek için kanlı bir plân hazırlamışlardı. Kur’an’da bildirildiğine göre, Hz. Muhammed (s.a.v.) ya tutuklanacak, ya sürgün edilecek, ya da öldürülecekti.[1] Onlar üçüncü şıkta karar kılarak, kabilelerden birleşik bir çeteye ölüm emrini verdiler. İşte bunu Cebrail (a.s) vasıtasıyla haber alan Allah’ın Rasûlü, öldürüleceği gece kendi yatağında Hz. Ali’yi bırakmış, eline aldığı bir avuç toprağı saçarak ve Yâsin sûresini okuyarak evden çıkmıştı. Düşman onun çıkışını görmemişti. Çünkü okuduğu sûrenin bir âyetinde şöyle buyruluyordu: “Biz onların önlerine ve arkalarına sed çekmişizdir. Gözlerini perdelediğimizden artık görmezler.” [2]

Aynı gece, Hz. Ebûbekir’le birlikte yola çıktı ve izleneceğini bildiği için de Medine’ye ters yönde bulunan Sevr mağarasına sığındı. Üstelik bu dağın hemen eteğinde Âmir İbn Füheyre’nin koyunlarını otlattığı bir otlak vardı. Âmir (r.a) geceleri süt ve yiyecek getiriyordu.

Mağaraya ilk olarak girip temizlik yapan Hz. Ebûbekir, yılan vb. zararlıların çıkmaması için üzerindeki örtüyü yırtarak delikleri kapatmış ve Hz. Peygamber’i çağırmıştı. Ancak son deliğe bez yetmediği için, onu da çıplak ayağı ile kapatınca bu delikten gelen bir yılan Hz. Ebûbekir’in topuğunu ısırmıştı. Yorgun olan Allah Elçisi, dostunun dizine başını dayayarak uyuyakalınca, acıdan dökülen göz yaşları Rasûlullah’ı uyandırdı. Allah Elçisi durumu öğrenince, kendi tükrüğünü ilaç olarak ısırılan yere sürdü. Bir süre sonra ayağı tamamen iyileşti.[3]

Yine mağaranın giriş kısmına bir örümcek ağ örmüş ayrıca iki güvercin de hemen yanıbaşında bir çalı üzerinde yuva yapmıştı. Hz. Peygamber ve Ebûbekir’i izleyen Mekke’li müşrikler mağaraya ulaşmadan önce bu kuşlar bir de yumurtlamışlardı.[4]

Bir ara yakalanma korkusu ile endişelenen Hz. Ebûbekir’e, Allah’ın Elçisi şöyle buyurdu: “Ey Ebûbekir! İki kişinin üçüncüsü Allah olunca sen ne olacağını sanıyorsun?” Mağaradaki bu durum Kur’an-ı Kerîm’de açıklandı.[5] Mağarada kalınan üç gün süreyle şehirde olan bitenle ilgili haberleşmeyi, geceleri Ebûbekir’in oğlu Abdullah sağlıyordu. Dördüncü günün sabahı Âmir ile, kılavuzluk için kiralanan Abdullah İbn Ureykıt, beraberlerinde iki deve ile mağaraya geldiler. Böylece dört kişiden oluşan küçük kervan Medine’ye hicret yolculuğuna başladı.

Dipnotlar:

[1] bk. Enfâl, 8/30. [2] Yâsin, 36/9. [3] M. Hamidullah, İslam Peygamberi, I, 174-175. [4] İbn Sa’d, Tabakât, Beyrut,ty., I, 228 vd. [5] bk. Tevbe, 9/40.

Kaynak: Prof. Dr. Hamdi Döndüren, Delilleriyle İslam İlmihali, Erkam Yayınları