Satarken de Alırken de Kolaylık Gösterin

VİDEOLAR

Abdullah Sert Hocaefendi, Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) ticarette kolaylık tavsiyesini ve İslam'ın hâl diliyle temsilinin ibretli hikayesini anlatıyor.

Bir keçi pazarlığı esnasında Allah Resulü’nün (s.a.v.) sergilediği muazzam ahlak ve ticarette kolaylık tavsiyesi, o an orada bulunan bir zatın İslâm ile şereflenmesine vesile oldu.

TİCARETTE KOLAYLIK VE GÜZEL AHLAKLA GELEN İHTİDA

Harb bin Süreyç, ismini vermediği bir zattan şu ibretli hadiseyi nakleder:

Medine'ye varıp vadinin civarında konakladım. İki kişi aralarında iri bir keçinin pazarlığını yapıyorlardı. "İkramda bulun!" diyordu müşteri satıcıya.

O sırada karşıdan gelen bir kimse gördüm. Buraya dikkat edin! Şimdi kendi kendime, "Acaba bu gelen, Haşimoğullarından halkın dinini değiştirip onları putlardan vazgeçirmeye çalışan adam mı?" dedim. Daha henüz Müslüman olmamıştı çünkü.

Baktım ki gelen zat yakışıklı, alnı geniş, ince burunlu, kalem kaşlı, göğsü boğazından göbeğine kadar bir ip gibi siyah kıllarla örtülü, üzerinde iki parçadan ibaret eski bir elbisesi olan bir insan —Resulullah Efendimiz anlatıyor—. Yani bize doğru yaklaşıp selam verdi. Biz de selamına mukabele ettik. Kısa bir müddet sonra —iki kişi kendi aralarında tartıştığı sırada— müşteri bu güzel insanı çağırarak, 'Ya Resulallah, ona söyleseniz de bana biraz ikranda bulunsa.' dedi.

Allah Resulü elini uzattı ve şöyle buyurdu:

"Mallarınıza siz malik bulunuyorsunuz. Kıyamet günü Allah'a kavuştuğum zaman sizden hiç kimsenin malına, canına, ırzına haksız yere tecavüz ettiğim iddiasıyla karşıma çıkmasını istemem. Allah Teâlâ satarken, alırken, tutarken, verirken, hükmederken ve birisiyle muhakeme olurken kolaylık gösterene rahmet eylesin. Alırken de kolaylık göster, satarken de kolaylık göster."

Daha sonra hadiseyi nakleden bu zat, Allah Resulünün sözlerinden müteessir olarak onu takip etmiş ve, "Ne kadar güzel konuşuyor bu zat ya! Allah Allah! Ne kadar güzel konuşuyor." demiş. İslam hakkında sorular sormuş ve nihayetinde, "Senin davet ettiğin şeyler ne güzel!" diyerek Müslüman olmuş.

Bu esnada şöyle demekten de kendini alamamıştır:

"Şimdiye kadar yeryüzünde ondan daha çok nefret ettiğim bir kimse yoktu. Çünkü bizim dinimizi değiştirecek, atalarımızın dininden bizi vazgeçirecek böyle yeni çıkmış bir adam nereden çıktı diye ben de gıyaben ona düşmanlık besliyordum. Ama şimdi baktım ki öyle güzel konuşuyor ki kendisi de öyle güzel bir insan ki... Evet. Ve hep güzel şeylere davet ediyor insanları."

Ne diye davet ediyor?

"Satarken de alırken de tutarken de verirken de hükmederken de birisiyle muhakeme olurken de hep kolaylık gösteren insanlar olun. Allah'ın rahmetine nail olun!" diye insanlığa hep faziletli davranışları tavsiye ediyor.

Ve kendi kendime dedim ki: "Şimdiye kadar yeryüzünde ondan daha çok nefret ettiğim bir kimse yokken şimdi o bana evladımdan, anamdan, babamdan ve bütün insanlardan daha sevimli hale geldi."

Tabii olaya sadece bir kul hukuku veçhesiyle bakmamak lazım. Olaya Müslümanlığımızı temsil etmek, hâl diliyle gerçekten ahlakımızla, güzel Müslümanlığımızla toplumda intiba oluşturabilmek... İşte Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimizin ve daha sonra onu takip eden sahabelerin en önemli özelliği buydu.