Sâlih Kullar, Allah’a Ulaşmamızda Nasıl Vesîle Olur?

İMAN

Sâlih kullar Allah’a ulaşmamızda nasıl bir vesîle olur? Onların rehberliği hidâyete giden yolu nasıl aydınlatır?

Allâh’ın sâlih kulları, rahmet ve bereket vesîlesidirler. İnsanları Allâh’a itaate dâvet eder, ümmetin selâmeti için duâ ederler. Allah Teâlâ da dilerse bu sevdiği kulları hürmetine muhtemel tehlikeleri def eder, rahmet ve nusretini lûtfeder.

HAKK’A ULAŞMADA SÂLİHLERİN ROLÜ NEDİR?

Müfessir Bursevî; “…Allâhʼa yaklaşmaya vesîle arayın…” (el-Mâide, 35) âyeti hakkında der ki:

“Bu âyet, açık bir şekilde vesîle aramayı emretmektedir. Bu, mut-lakâ gereklidir. Allâh’a vuslat, ancak onunla gerçekleşir. Vesîleden maksat, hakîkat âlimleri ve mürşid-i kâmillerdir.” (Bursevî, Rûhuʼl-Beyân, c. IV, s. 543)

Talebesine ders veren sâlih bir âlim, onun yetişmesi için bir vesîle-dir. Mürşid-i kâmiller de âlimlerin zâhirî ilimlerde yaptığı rehberliğe benzer bir vazifeyi, mânevîyat yollarında îfâ ederler.

Âlimler ve sâlihlerin, kulu Rabbine tevcih etmeleri, ruhbanlık mâhiyetinde bir faaliyet değildir. O, bir irşad ve ikazdır. Yürünecek yollarda yolculara rehberlik etmekten ibârettir. Buna mukâbil, hristiyanlıkta ise ruhbanlık vardır. Onlara göre ruhban, Allah ile kul arasında zarûrî bir vasıta durumundadır. İslâm ise bunu redder. Yani Allah ile kul arasında bir üçüncü şahıs tasavvur oluna­maz. Kul, Rabbine şahsen ve doğrudan her an ilticâ edebilir. Müʼmin, yalnız Allâh’a ibadet edip yalnız O’ndan yardım diler. Nitekim âyet-i kerîmede buyrulur:

“(Rabbimiz!) Ancak Sana kulluk ederiz ve yalnız Senʼden medet umarız.” (el-Fâtiha, 5)

Öte yandan, insanın en büyük ihtiyacı, dünya imtihanlarından selâmetle geçerek Hakk’a vâsıl olabilmektir. Bu hususta insanların elinden tutup yol gösteren Hak dostları da Allâhʼın lûtfettiği vesîleler cümlesindendir. Zira onların hem halk ile hem de Hak ile aynı anda münâsebetleri vardır. Bu sebeple, halkı Hakk’a ulaştıran bir köprü hizmeti görürler.

Önceleri bir hristiyan iken, Hazret-i Mevlânâ ve Mesnevî’si vesîlesiyle hidâyete eren rahmetli Farsça hocamız Yaman Dede’ye:

“–Siz, niçin Mevlânâ ve Mesnevî’sinden bu kadar çok bahsediyorsunuz?” diye sorulduğunda:

“–Evlâdım, benim elimden Mevlânâ tuttu. O beni Hazret-i Peygamber’in kapısına götürerek hidâyetime vesîle oldu. Beni ateşten kurtaran birisini bu kadar anmam az bile!” demiştir.

Kaynak: Osman Nûri Topbaş, Hak Dostlarının Örnek Ahlâkından 2, Erkam Yayınları