Sahabenin Cömertlik Yarışı

HAYATIMIZ

Efendimizin cömertlik mektebinde yetişen sahabenin hayırda ve cömertlikte birbiriyle yarışına dair çok kıymetli bir hadise.

Sahâbe-i kiramdan Abdullah bin Câfer -radıyallâhu anhümâ- bir seyahatinde akrabalarından birinin bahçesinde siyâhî bir köle gördü. Kölenin elinde bir somun ekmek vardı; bir lokma kendisi yiyor, bir lokma da önündeki köpeğe atıyordu. Abdullah bin Câfer bu davranışı görünce takdir etti. Bahçenin ve kendisinin kime ait olduğunu kendisine sorup öğrendikten sonra dedi ki:

“–Sende şaşılacak bir durum gördüm; bir lokma kendin yiyor, bir lokmayı da köpeğe atıyorsun?!.”

Köle;

“–Ben Hakk’ın nazarı altında iken ve karnı aç bana bakan gözler varken kendi nefsimi ona tercih etmekten hayâ ederim.” karşılığını verdi.

Bu misal, Hâlık’ın nazarıyla mahlûkāta bakış tarzının mücessem bir hâlidir ki, ancak kalbin dergâh hâline gelebilmesine bağlıdır.

Bunun üzerine Abdullah bin Câfer -radıyallâhu anhümâ-, Medine’ye döndü; hem çiftliği hem de köleyi satın aldı. Sonra tekrar geri gelip kölenin yanına vardı ve aralarında şu konuşma geçti:

“–Ey hizmetkâr! Seni Mus‘ab’dan satın aldım.”

“–Allah beni senin için uğurlu ve bereketli kılsın.”

“–Bu çiftliği de satın aldım.”

“–Allah sana bunun hayrını tamamlasın.”

“–Seni de Allah rızâsı için âzâd ettiğime şâhitlik ederim.”

“–Allah mükâfâtını en güzel şekilde versin.”

“–Ve Allâh’ı şâhit tutarım ki bu çiftlik benden sana bir hediyedir.”

“–Allah seni en güzeliyle ödüllendirsin.” dedi.

Ardından köle şöyle dedi:

“–Ben de Allâh’ı ve seni şâhit tutarım ki; bu çiftlik, benden fakirlere vakıftır!”

Kutbu’s-Sehâ / Cömertliğin kutbu diye anılan Abdullah Hazretleri dönünce şöyle dedi:

“–Köle bizden daha cömertmiş.” (Zehebî, Siyeru A‘lâmi’n-Nübelâ, XIII, 363)

Bu muhteşem misal, emsalsiz örnek şahsiyet olan -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’den sahâbe-i kirâma yansıyan müstesnâ bir tezâhürdür.

Bir tefekkür edelim:

Bu köle, hangi üniversitede kariyer yaptı? Hangi fakültede doktora yaptı?

Bu muhteşem fedâkârlıkları sergileyen şahsiyetler, Fahr-i Kâinât Efendimiz’in rahle-i tedrîsinde yetiştiler. Cenâb-ı Hak; insana insanlığını tescil ettirmesi için, müstesnâ bir muallim, mükemmel bir mürebbî olarak Rasûlullah Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’i gönderdi.

İşte Allah Rasûlü’nün rahle-i tedrîsinde yetişen İslâm toplumunun cömertlik ve îsar yarışı bu kıvamdaydı!.. Çünkü Peygamber Efendimiz’den cömertlik ve ikrâmı böyle görmüşler ve O’na bir gölgenin gövdeye olan sadâkati gibi ittibâ etmişlerdi.

Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Yüzakı Dergisi, Yıl: 2026 Ay: Eylül, Sayı: 259