Saffat Suresinin 11. Ayeti Ne Anlatıyor?

KUR’ÂNIMIZ

Sâffât Suresi 11. ayet Arapçası, meali ve tefsiri ışığında; kâinatın muazzam yaratılışı karşısında insanın 'yapışkan bir çamurdan' başlayan aciz yolculuğu.

Saffat Suresi 11. âyette şöyle buyrulur:

Saffat Suresi 11. Ayet Arapça:

فَاسْتَفْتِهِمْ اَهُمْ اَشَدُّ خَلْقًا اَمْ مَنْ خَلَقْنَاۜ اِنَّا خَلَقْنَاهُمْ مِنْ ط۪ينٍ لَازِبٍ

Saffat Suresi 11. Ayet Meali:

Şimdi o inkârcılardan şu sorunun cevabını iste: Kendilerini yaratmak mı daha zor, yoksa başka yarattıklarımızı mı? Biz onları yapışkan bir çamurdan yarattık. (Sâffât, 37/11)

HER ŞEYİ YARATAN ALLAH

Bilgi:

Allah Teâla, varlığını ispat için aklımızı kullanmamızı ister. Mahlûkat üzerinde ve özellikle de kendisi hakkında düşünen insan, yüce bir yaratıcının varlığını görerek hayretler içerisinde kalır. İnkârcılar ise yine alay yolunu seçerek hakikati görmezden gelmeyi tercih eder. İnsanın yaratılmasını basit gören inkârcıya karşı Allah, yıldızlar, güneş gibi evrendeki muazzam varlıkların yaratılmasını örnek verir. Ayrıca Allah -celle celâlühû-, insanı yapışkan bir çamurdan yarattığını ifade ederek onun aslı itibarı ile ne kadar basit ve değersiz olduğunu, dolayısıyla Allah’a karşı büyüklenmesinin ne kadar anlamsız olduğunu belirtir.

Mesaj:

Evreni yaratan Allah, insanları yeniden diriltip hesaba çekmekten âciz değildir.

Kelime Dağarcığı:

Tîn: Çamur, toprak, balçık.

Kaynak: Diyanet, Kur'an-ı Kerim'den Serlevha Ayetler

TEFSİR

Saffat Suresi 11. Ayet Tefsiri:

  1. Sor onlara: Kendileri mi yaratılışça daha güçlü kuvvetli, yoksa bizim gök, yer, melekler gibi yarattığımız diğer varlıklar mı? Doğrusu biz o insanları yapışkan bir çamurdan yarattık.
  2. Evet, sen Allah’ın varlığı ve kudreti karşısında hayran kaldın; onlar ise seninle ve Allah’ın âyetleriyle alay ediyorlar.
  3. Kendilerine öğüt verildiğinde düşünüp öğüt almıyorlar.
  4. Gerçeği ortaya koyan bir mûcize görseler, kendileri onunla alay ettikleri gibi, başkalarını da alay etmeye çağırıyorlar.
  5. Diyorlar ki: “Bu Kur’an, başka değil, düpedüz bir büyü!”
  6. “Biz ölüp de toprak ve çürümüş kemik yığını hâline geldikten sonra, yani biz o zaman mı yeniden diriltileceğiz?”
  7. “Önceden ölüp gitmiş atalarımız da, öyle mi?”
  8. De ki: “Evet, hem de zelil ve perişan bir halde diriltileceksiniz.”
  9. Yeniden diriltiliş için yalnızca bir çığlık yeter! Bir de bakarsın ki hepsi kabirlerinden kalkmış etraflarına bakıyorlar.
  10. “Yazıklar olsun bize!” diye feryat edecekler, “İşte bize haber verilen hesap günü!”
  11. Melekler de: “Evet, evet! Sizin dünyada iken yalan saydığınız hüküm günü, işte bu gündür!” diye cevap verecekler.

Göklerin, yerin, bunlardaki büyük ve komplex varlıkların yaratılması, elbette insanın yaratılışına göre daha büyük bir kuvvet ve kudreti gerektirir. Yani insanın yaratılışı bunlar karşısında daha basit kalır. Gerçi insanı da yapışkan bir çamurdan yaratan Allah’tır. Buradan çıkarılacak netice şudur: Bu kadar muazzam varlıkları yaratan ve idâre eden Allah’ın, ölüleri diriltmeye gücü yeter. Yalnız bunu anlayabilmek için selim bir akılla düşünmeye, derin bir tefekkür ve tedebbüre ihtiyaç vardır. Bunun en güzel misâli Resûlullah (s.a.s.)’dir. O, kâinattaki ilâhî kudret akışları ve azamet tecellileri karşısında hayran kalır; bunlar üzerinde derin derin tefekkür edip Yüce Allah’ı tesbih ve tenzih ederdi. Ona tâbi olan mü’minler de böyledir. Onların bu güzel hallerini şu âyet-i kerîmeler daha açık haber verir:

“Şüphesiz göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelip gidişinde akl-ı selim sahipleri için pek çok delil ve ibretler vardır. O akıl sahipleri, ayakta dururken, otururken ve yanları üzerine yatarken dâimâ Allah’ı zikrederler; göklerin ve yerin yaratılışını tefekkür ederler ve: «Rabbimiz! Sen bunları boşuna yaratmadın. Sen bütün eksik sıfatlardan pak ve uzaksın. Bizi cehennem azabından koru!» derler.” (Âl-i İmrân, 3/190-191)

Kaynak: Ömer Çelik Tefsiri, kuranvemeali.com