Peygamberimizin Teşbih ve Temsillerle Güçlü Anlatım Tekniği

PEYGAMBERİMİZ

Peygamberimizin (s.a.v) teşbih yani benzetme ve temsiller, örneklendirmeler ile zenginleştirdiği güçlü anlatım tarzı...

İnsan zihni, meseleleri örneklerle daha iyi kavrar. Cenâb-ı Hak Kur’ân-ı Kerim’de kimi yerde teşbihler yaparak mânâyı kuvvetlendirme yoluna gitmiştir.

MÜMİNLERİN VASIFLARI

Meselâ mü’minlerin vasıflarını zikrederken;

“...Onlar filizini yarıp çıkarmış, gittikçe onu kuvvetlendirerek kalınlaşmış, gövdesi üzerine dikilmiş bir ekine benzerler ki bu, ekicilerin de hoşuna gider. Allah böylece onları çoğaltıp kuvvetlendirmekle kâfirleri öfkelendirir...” (el-Fetih, 29) buyurmuştur.

ÖRNEKLER VE TEMSİLLER İLE ANLATIM

Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- de; mücerred meseleleri, zihinde daha güzel yer etmesi için müşahhas misallerle kolaylaştırarak anlatmıştır. Bunlardan birkaç örnek vermek gerekirse şunlar zikredilebilir:

Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:

“Benimle sizin durumunuz şuna benzer:

Bir adam ateş yakar. Ateş etrafı aydınlatınca pervâneler (gece kelebekleri) ve aydınlığı seven bir kısım hayvanlar bu ateşe kendilerini atmaya başlarlar. Adamcağız onlara mâni olmaya çalışır. Ancak hayvanlar galebe çalarak pek çoğu ateşe düşerler. Ben, ateşe düşmemeniz için sizi belinizden yakalıyorum, ancak siz ateşe atılmak için koşuyorsunuz!” (Buhârî, Rikāk, 26. Ayrıca bkz. Müslim, Edeb, 82; Ahmed, II, 244)

Bir rivâyette de şöyledir:

“Siz hemen elimden kurtulup ateşe atılıyorsunuz.” (Suyûti, el-Câmi, h.no: 8168; er-Râmehurmüzî, 22; Aynî, XXIII, 76)

“Mü’min bal arısına benzer. Temiz olanı yer, temiz olan şeyler ortaya koyar, temiz yerlere konar ve konduğu yeri ne kırar ne de bozar.” (Ahmed, II, 199; Hâkim, I, 147; Suyûtî, el-Câmi, h.no: 8147)

Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem-;

“–Cennet bahçelerine uğradığınızda (meyvelerinden bol bol) yiyiniz!” buyurur.

Ebû Hüreyre -radıyallâhu anh- sorar:

“–(Bahsettiğiniz) cennet bahçeleri nedir yâ Rasûlâllah?” Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem-;

“–Mescidler...” diye cevap verir. Yine Ebû Hüreyre -radıyallâhu anh-;

 “–Meyvelerinden yemek nasıl olur yâ Rasûlâllah?” diye sorar.

Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- de;

“–Sübhânallah, Elhamdülillâh, Lâ ilâhe illâllah ve Allâhu ekber’dir.” diye cevap verir. (Tirmizî, Deavât, 82/3509)

Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in şu hadîs-i şerîfi de teşbih ve temsiller açısından çok zengindir:

“...Yahya -aleyhisselâm- insanları Beytü’l-Makdis’te topladı. Mescid ağzına kadar doldu. Mahfillere de oturdular. (Söz alıp);

“–Allah bana beş kelime gönderdi ve onlarla amel etmemi ve size de amel etmenizi emretmemi bana buyurdu:

Bunlardan birincisi Allâh’a ibâdet etmeniz, O’na hiçbir ortak koşmamanızdır.

Allâh’a ortak koşanın misâli şudur:

Bir adam, kendi öz malından altın veya gümüş mukabilinde bir köle satın alır ve;

«Bu benim evim, bu da işim. (Çalış kazandığını) bana öde!» der.

Köle çalışır, fakat kazancını efendisinden başkasına öder. Kölenin böyle yapmasına hanginiz râzı olur?

Aynen bunun gibi, Allah da size namazı emretti. Namaz kılarken (sağa-sola) bakınmayın. Zira Allah; yüzünü, sağa-sola bakmadığı müddetçe namazda bulunan kulunun yüzüne çevirir.

Allah size orucu emretti. Bunun misâli şu insanın misâline benzer: O bir grup içerisindedir. Beraberinde bir çıkın içinde misk var. Herkes onun kokusundan hoşlanmaktadır. Oruçlunun (ağzında hâsıl olan) koku, Allah indinde miskin kokusundan daha hoştur.

Allah size sadakayı emretti. Bunun misâli de şu adamın misâline benzer:

Düşmanlar onu esir edip ellerini boynuna bağlamışlar ve boynunu vurmaları için cellâtlara teslim etmişlerdir. Adam;

«Ben az veya çok (malımı) vererek kendimi fidye mukabilinde kurtarmak istiyorum.» der ve nefsini fidye ödeyerek kurtarır.

Allah Teâlâ size, kendisini çokça zikretmenizi de emretti. Bunun da misâli şudur:

Bir kişi düşünün, düşmanları peşinden süratle geliyor ve onu yakalamak istiyorlar. O zât ancak sağlam bir kaleye sığınınca kendisini onlardan koruyabiliyor.

Kul da böyledir. Kendisini şeytandan ancak Allâh’ın zikri ile koruyabilir.”

Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- devamla dedi ki:

“Ben de size beş şeyi emrediyorum: Allah onları bana emretti.

  • Dinlemek, • İtaat etmek, • Cihad, • Hicret ve • Cemaat.

Zira, kim cemaatten bir karışçık ayrılırsa boynundaki İslâm bağını çıkarıp atmıştır, geri dönen hâriç. Kim de câhiliyye dâvâsı güderse; o, cehennem yakıtlarından biridir!” (Tirmizî, Edeb, 78/2863; Ahmed, IV, 130, 202)

Bütün bu örnekler üsve-i hasene olan Efendimiz’in, eğitim metodu olarak teşbih ve temsili insan idrâkinin rahat anlamasını sağladığı için çok kullandığını göstermektedir. Günümüz eğitimcilerine düşen de bu metodu bol miktarda kullanmaktır. Çünkü teşbih ve temsil metodları, henüz tam kemal bulmamış bir zihnin muhâkeme kabiliyetini de hızla güçlendiren bir mâhiyet arz etmektedir.

Nitekim Peygamber Efendimiz’den bu hadîs-i şerîfi dinleyen bir kimsenin gönül dünyasında iyilik ve kötülük mefhumu tamamen berraklaşır:

“Kötülükler yapıp da daha sonra iyilikler yapan kişinin durumu şuna benzer:

Bir kişinin üzerinde kendisini boğacak derecede dar bir zırh vardır. Bir iyilik yaptığında bir halka çözülür, bir iyilik daha yaptığında bir halka daha çözülür, böyle böyle nihayetinde kendisini boğan dar zırhtan kurtulup rahata kavuşur.” (Ahmed, IV, 145)

Kaynak: Osman Nûri TOPBAŞ, O'NUN EĞİTİM LİSÂNI, Yüzakı Yayıncılık