Peygamberimize Kulak Vererek Öğrenmek

PEYGAMBERİMİZ

Altınoluk Dergisi 30. yıl [2015-2016] abone dönemi kampanyasında Prof. Dr. M. Yaşar Kandemir  Hocanın "Peygamberimin Sevdiği Müslüman" kitabını okuyucularına hediye ediyor. Dergide bu ay Prof. Dr. M. Yaşar Kandemir  Hoca ile  "Peygamberimin Sevdiği Müslüman" kitabı üzerine yapılan söyleşiyi siz değerli okuyucularımızla paylaşıyoruz.

Altınoluk: Muhterem Hocam, “Peygamberimin Sevdiği Müslüman” isimli bir kitap hazırladınız. Bu kitap Peygamberimizi anlatıyor. Peygamberimizin sevdiği Müslüman profilini anlatıyor. Önce nasıl bir ihtiyaca tekabül ediyor bu çalışmanız?

M. Yaşar Kandemir: Peygamberimin Sevdiği Müslüman kitabı, sadece âyetlere ve hadislere dayanarak Müslümanın nasıl olması gerektiğini anlatan bir kitaptır. İnsanı yaratan yüce kudretin nasıl bir kul istediğini, O’nun aziz Peygamberinin nasıl bir ümmet istediğini gösteren bir eserdir.

Bir kulun, bir Müslümanın öncelikle bilmesi gereken husus işte budur. Her insanın, özellikle de her bir Müslümanın “Rabbim benden ne istiyor?” “Peygamberim benden ne bekliyor?” sorularının cevabını bulması gerekir.

Kur’ân-ı Kerîm, baştan sona birinci sorunun cevabını verir. Hadîs-i şerîfler de hem birinci sorunun hem ikinci sorunun cevabını verir.

Allah Teâlâ’nın kulundan istediği ilk şey, onun Kendisini tanıması ve Kendisine iman etmesidir. İman dediğimiz nedir? İmanı oluşturan şeyler nelerdir? İşte en önemli soru budur.

Server-i Enbiyâ Efendimiz bir hadîs-i şerîfinde bu sorunun cevabını vermiştir. İmanın bir ağaca benzediğini belirtmiş, bu ağacın 60 veya 70 dalı bulunduğunu söylemiş, en yukarıdaki dalın “lâilâhe illallah” demek olduğunu, en aşağıdaki dalın ise “insanlara eziyet veren şeyleri yoldan kaldırmak” olduğunu beyân buyurmuştur. Sevgili Efendimiz bu konuda bir bilgi daha vermiş, hayânın da yani utanma duygusunun da bu dallardan biri olduğunu dile getirmiştir. Sultân-ı Enbiyâ Efendimiz, bu hadîs-i şerîfinde, 60 veya 70 dalı bulunan iman ağacının üç dalını bize göstermiştir.

DİNİMİZİ ÖĞRENMEK İÇİN GÜZEL BİR KİTAP

Acaba iman ağacının diğer dalları nelerdir? İşte bu soru İslâm âlimlerini hep düşündürmüş, onlar âyet-i kerîmeleri, hadîs-i şerîfleri tekrar tekrar gözden geçirerek iman ağacının dallarını ortaya çıkarmaya çalışmışlardır.

Hicrî 5. yüzyılın ünlü âlimlerinden olan ve kısaca Beyhakî diye anılan muhaddis ve fakih Ahmed ibni Hüseyin, imanın dallarını tesbit etmek üzere Şuabü’l-îmân adlı yedi ciltlik kitabını yazmıştır. Bu konuda daha başka eserler de kaleme alınmıştır. Meselâ Riyâzü’s-sâlihîn müellifi İmam Nevevî ile, hadis hâfızı denince ilk akla gelen ünlü muhaddis İbni Hacer el-Askalânî de imanın 60 veya 70 dalını belirlemek için gayret göstermişlerdir.

Bütün bu çalışmaları göz önünde bulundurarak imanın dallarını yani iman, ibâdet ve ahlâk esaslarını üç bölüm halinde ve 63 ana başlık altında topladım. Her Müslümanın bu özelliklere sahip olması gerektiğini dikkate alarak bu çalışmaya Peygamberimin Sevdiği Müslüman adını verdim.

Peygamberimin Sevdiği Müslüman kitabı İslâ­mi­yet’i anahatlarıyla ihtivâ ettiği için, güzel dinimizi öğrenmek isteyenlere tavsiye edilebilecek bir eserdir.

ÖNCE KOMUTANIN DÜZGÜN OLMASI GEREKİR

Altınoluk: Kitabınızı takdim ederken ‘dört dörtlük Müslüman formülünü bu kitapta bulacağımızı’ ifade ediyorsunuz. Bu kitaba dercettiğiniz “Peygamberimizin Sevdiği Müslüman”ın hiç olmazsa ana vasıflarından bir kaçını bizimle paylaşır mısınız?

M. Yaşar Kandemir: Kitabımızda, Efendimiz’in sevdiği Müslümanın özellikleri üç bölümde toplanmıştır. Bunlar kalbin görevleri, dilin görevleri ve bedenin görevleridir. Kalp, dil ve beden insanı insan yapan üç ana unsurdur. İnsanın iyi bir Müslüman olabilmesi için kalbini, dilini ve bedenini ıslâh etmesi, kusurlardan arındırmaya çalışması gerekir.

Kalp, insan vücudunun komutanı, inancın merkezidir. Önce komutanın düzgün olması gerekir. İşte bu sebeple Müslüman her şeyden önce kalbini onarmalı, kusurlardan arındırmalı ve onu mükemmel hale getirmeye gayret etmelidir.

Bizim geleneğimizde inanç esasları “imanın altı şartı” diye belirlenmiştir. Bu sebeple kitabımızda imanla ilgili hususlar öncelikle ve geniş bir şekilde ele alınmıştır.

KİTAP AYET VE HADİSLERE DAYANIYOR

Meselâ kitabımızda “Allah’a İman” denmekle yetinilmemiş, Allah’a imanın özellikleri ayrı ayrı ele alınmış, “Allah’ı Sevmeli”, “Sevdiğini Allah İçin Sevmeli”, “Allah’tan Korkmalı”, “Allah’a Şükretmeli”, “Allah’a Güvenmeli” gibi başlıklar altında tafsilatlı bilgi verilmiştir.

Bir diğer misâl “Âhirete İman” konusudur. Kitabımızda âhirete iman ifâdesinin içine nelerin girdiği geniş bir şekilde ele alınmış, “Âhiret Hayatına İnanmalı”, “Kıyametin Kopacağına İnanmalı”, “Cennet ve Cehenneme İnanmalı” gibi ilgi çekici başlıklar altında bu konularda bilgi verilmiştir.

Kitabımızın ikinci bölümü “Dilin Görevleri” üzerinedir. Bu görevler “ilim öğrenmeli, öğretmeli”, “diline sahip olmalı”, “Kur’an okumalı”, “Allah’ı zikretmeli” ve “kimseye hakaret etmemeli” başlıkları altında incelenmiştir.

Kitabın en geniş bölümü “Bedenin Görevleri” bölümüdür. 63 bahsin 34’ü bu bölümde bulunmaktır. Bu bölümde öncelikle bedenin temiz olması üzerinde durulmuş, İslâm’ın şartlarından dördü yani namaz, zekât, oruç, hac bahisleri işlenmiş, daha sonra da cömert olmalı, emânete riâyet etmeli, dargınları barıştırmalı, kul hakkı yememeli, parasını ölçülü harcamalı, adaletli olmalı, utanma duygusuna sahip olmalı, akrabaya iyi davranmalı, komşuya iyi davranmalı, selâmlaşmalı, hastayı ziyâret etmeli, kötülerle dost olmamalı gibi başlıklar altında İslâm ahlâkının esasları verilmiştir.

Bütün bu bahisler işlenirken sadece âyet-i kerîmeler ve hadîs-i şerîflere dayanılmıştır. Âyetler ve hadisler verilirken okuyucunun sıkılmaması gözetilmiş, bu sebeple âyet ve hadislerin meâlleri farklı bir anlatımla nakledilmiştir.

TENEFFÜS ETTİREN GÜL BAHÇESİ

Altınoluk: Kitabın akışı içinde müstakil olarak ‘gül kokusu’ başlığı altında verilen kısımlar var. Bu başlık altında neleri anlatıyorsunuz?

M. Yaşar Kandemir: Kitabın içindeki 63 bahsin herbirinden sonra okuyucunun biraz dinlenmesi, bir gül bahçesinde bir nevi teneffüs yapması arzu edilmiştir. Gül kokusu başlığı altında Peygamber Efendimiz’in hayatından ilgi çekici bir sahne, veya onun bize anlattığı hoş bir olay, yahut tanınmış bir sahâbînin başından geçen ibretlik bir hâdise anlatılmıştır.

Okuyucunun zihni, bir önceki bahiste yoğun bir şekilde okuduğu âyet ve hadisler sebebiyle yorulmuş olabilir. Bir gül bahçesinde kısa bir süre de olsa dinlenme, bir tür hava alma ihtiyacı duyabilir. Gül kokusu bölümleri bir dinlenme salonu, bir teneffüs alanı gibidir. Bu kısımda yoğun bilgiler verilmediği için, okuyucu gül bahçesinde gezinirken biraz dinlenecek, yorgunluğunu unutacak, yeni bir hamleyle bir sonraki bahsi okumaya başlayacaktır.

DÜNYADA CENNETİ NASIL KAZANIRIZ?

Altınoluk: İslam toplumlarına ve genel anlamda insanlığa baktığımızda, sizce, Peygamberimizin sevdiği Müslümanın en acil ve öncelikli ihtiyacı nedir?

M. Yaşar Kandemir: Her Müslüman şu sorunun cevabını aramak ve bulmak zorundadır:

“Ben dünyaya niye geldim?” Diğer bir ifâdeyle: “Beni yaratan niye yarattı?” Âyet ve hadisler bize, dünyaya sadece bir şey için geldiğimizi söylüyor:

Âhirete hazırlanmak için. Neden âhirete hazırlanacağız?

Çünkü bizim asıl vatanımız cennettir. Biz cennetten dünyaya indirildik. Biz bu dünyada bir tür misafiriz, muhâciriz. Dertlerle, kederlerle, üzüntülerle dolu olan bu dünyadan, başımızın ağrımayacağı, canımızın sıkılmayacağı, huzur ve sükûn âlemi olan asıl vatanımıza, cennetimize dönmek için gayret etmek durumundayız.

Bizi dünyaya gönderen yüce Rabbimiz, haydi ne haliniz varsa görünüz dememiş, bu gurbet diyarında cenneti nasıl kazanacağımızı göstermek üzere bize bir rehber kitap göndermiştir. O kitabı bize kendisiyle gönderdiği Peygamber’ine de, kitabımı kullarıma anlat ve açıkla; dünyada nasıl yaşayacaklarını onlara öğret; benim rehber kitabımı kullarıma hem sözlerinle izah et, hem de buyruklarımı bizzat yaşamak suretiyle onlara kılavuz ol, buyurmuştur.

Bizim öncelikli ihtiyacımız, Allah’ın bize gönderdiği kitabını, Peygamber Efendimiz’in açıklamalarına kulak vererek öğrenmektir. Server-i Enbiyâ Efendimiz’in Kur’ân-ı Kerîm’i hem sözleriyle hem davranışlarıyla açıklamasına hadîs-i şerîf diyoruz. Hadisler olmadan Cenâb-ı Hakk’ın bizden ne istediğini, O’na nasıl bir kul olmak gerektiğini bilemeyiz.

Kur’ân-ı Kerîm’in tefsiri olan hadîs-i şerîfler bize bu gurbet diyarında yaşamayı öğreten bir rehber, hayatı kolaylaştıran bir kılavuz, yolumuzu aydınlatan birer ışıktır.

Kaynak: Altınoluk Dergisi, Temmuz 2015, 353. Sayı