Peygamberimize İttiba Etmek Şart mı?
Peygamber Efendimiz’e (s.a.v.) muhabbetin O’na ittibâ ile nasıl tamamlandığı ve bu muhabbetin Allah’a yakınlaşmadaki yeri anlatılıyor.
Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’e muhabbetin en güzel ve mânâlı tezâhürü, O’na ittibâdır.
PEYGAMBER EFENDİMİZ’E MUHABBET VE İTTİBÂNIN ÖNEMİ
Âyet-i kerîmede buyrulur:
“Namazı kılın, zekâtı verin, Peygamber’e itaat edin ki, merhamet göresiniz.” (en-Nûr, 56)
Diğer taraftan “Seven, sevdiğinin her şeyini sever.” düstûrunca, Habîb-i Kibriyâ’ya fiil ve hâl bakımından ittibâ şarttır. Öyle ki, bu husustaki aşk, muhabbet ve ittibâ, Hakk’a muhabbetin bel kemiğini oluşturur. Aksine her sevgi iddiâsı, Kur’ân ve Sünnet yolunda geçersiz kılınmıştır. Hakk’a vuslatın yegâne yolu, O’na muhabbet ile noktalanmıştır.
Zira ibadetteki rûhâniyet, muâmelâttaki zarâfet, ahlâktaki nezâket, gönüldeki letâfet, sîmâlardaki nûr-i melâhat, lisanlardaki selâset, duygulardaki incelik, nazarlardaki derinlik, velhâsıl bütün bu güzellikler, o Varlık Nûru’na olan muhabbetten kalplere akseden pırıltılardır.
PEYGAMBER EFENDİMİZ’E MUHABBETTEN MUHABBETULLÂH’A GİDEN YOL
Hazret-i Mevlânâ ne güzel buyurur:
“Gel ey gönül! Hakîkî bayram, Cenâb-ı Muhammed’e vuslattır. Çünkü cihânın aydınlığı, O mübârek varlığın cemâlinin nûrundandır.”
Dolayısıyla Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’e muhabbet, muhabbetullâha doğru giden yolda beşerin yükselebileceği en büyük zirvedir. Çünkü Allah Teâlâ, idrâk ve iz’anlar da dâhil bütün beşerî kâbiliyetlere bir hudut tâyin etmiştir. Zât-ı İlâhîʼsi ise, bu hududun ötesinde, ötesinin de ötesinde, ötesinin de ötesindedir...
Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Muhabbetteki Sır, Erkam Yayınları