Peygamberimiz Neden Çok Malı Olmasını İstemezdi?
Rasûlullah (s.a.v.) dünyalık çok mala karşı neden cömertliği ve ahireti tercih etti?
Ebû Zer -radıyallâhu anh- şöyle demiştir:
DÜNYADA AZ, AHİRETTE ÇOK: NEBEVÎ DERS
Nebî -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’le birlikte Medîne’nin Harra mevkiinde yürüyordum. Derken Uhud Dağı’nı gördük. Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem-:
“–Ey Ebû Zer!” dedi. Ben:
“–Buyur yâ Rasûlâllah! Emrine âmâdeyim.” dedim. Efendimiz:
“–Yanımda şu Uhud Dağı kadar altın olsa, bu beni sevindirmez. Bir borcu ödemek için ayırdığımdan başka da yanımda bir dinar bulunarak üç gün geçmesini istemem. -Allah Rasûlü, önüne, sağına, soluna ve arkasına elleriyle verme işâreti yaparak- yanımda bulunanı Allâh’ın kullarına şöyle şöyle dağıtmak isterim.” buyurdu. Sonra yoluna devâm etti ve:
“–Dünyâda varlığı çok olanlar, âhirette sevapları az olanlardır. Yalnız sağına, soluna ve ardına şöyle, şöyle ve şöyle verenler müstesnâdır. Fakat onlar da ne kadar azdır.” buyurdu. (Buhârî, İstikrâz 3, Rikàk 14; Müslim, Zekât 32)
Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Faziletler Medeniyeti 1, Erkam Yayınları