Peygamber Efendimiz’in Güreştiği Pehlivan

Nübüvveti

Arapların meşhur pehlivanı Ebu Rukane (r.a.) nasıl Müslüman olmuştur?

Allâh Resûlü, kavminin bütün ezâ ve cefâlarına rağmen hakka dâvetten bir an olsun geri durmuyordu. Her fırsatta insanları hidâyete çağırıyor, muhâtabının durumuna göre farklı usûllerle muâmele ediyordu.

PEYGAMBERİMİZİN GÜREŞTİĞİ KİŞİ

Kureyşlilerin en güçlülerinden ve sırtı yere getirilemeyen pehlivanlarından olan Rükâne (r.a.), bir gün Mekke vâdilerinden birisinde Resûlullâh’a rastlamıştı. Peygamber Efendimiz ona:

“−Ey Rükâne! Sen hâlâ Allâh’tan korkmayacak ve İslâm’ı kabûl etmemekte direnip duracak mısın? Gel Müslüman ol!” diyerek, kendisini İslâm’a dâvet etti. Rükâne:

“−Yâ Muhammed! Sen beni güreşte yenersen Sana îmân ederim!” dedi. Resûl-i Ekrem:

“−Ben gâlip gelirsem söylediklerimin hak olduğunu kabûl eder misin?” diye sordu. Rükâne (r.a.):

“−Evet Sen beni yenersen ben ya İslâm’ı kabûl ederim ya da şu koyunlarım Sen’in olur! Ben Sen’i yenecek olursam Sen şu Peygamberlik işinden vazgeçersin!” dedi.

Güreşe tutuştular. Fahr-i Kâinât onu tutar tutmaz yere yıkıverdi. Rükâne (r.a.) kendisini savunmaya kâdir olamadı.

“−Yâ Muhammed (s.a.v.)! Bir daha güreşelim!” dedi.

Resûlullâh tekrar güreşti ve onu yine yendi. Rükâne (r.a.):

“−Ey amcamın oğlu! Haydi bir kez daha güreşelim?” dedi.

Üçüncü kez de sırtı yere gelen Rükâne (r.a.) yine îmân etmedi.

Varlık Nûru, Rükâne’nin (r.a.) îmân etmemesinden ve bu arada sarf ettiği bâzı sözlerden çok müteessir oldu. Ona:

“−Al git davarlarını!” buyurdu. Bunun üzerine Rükâne (r.a.):

“−Vallâhi Sen, benden daha hayırlı ve daha şereflisin!” dedi.

Rükâne (r.a.) seneler sonra Mekke’nin fethinde Müslüman olmuş, Medîne’ye giderek oraya yerleşmiştir. (İbn-i Hişâm, I, 418; İbn-i Esîr, Üsdü’l-Gâbe, II, 236)

Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Hz. Muhammed Mustafa 1, Erkam Yayınları