Peygamber Efendimiz'in Cömertliği

PEYGAMBERİMİZ

Allah Rasûlü -sallâllahu aleyhi ve sellem- insanların en cömerdi idi.

"HİÇBİR KALP BU DERECE CÖMERT OLAMAZ!"

Kureyş müşriklerinin ileri gelenlerinden Safvan bin Ümeyye, müslüman olmadığı hâlde Huneyn ve Tâif gazâlarında Efendimiz’in yanında bulunmuştu. Cîrâne’de toplanan ganimet mallarını teftiş ederken Safvan’ın kalabalık hayvan sürülerine büyük bir hayranlıkla baktığını gören Rasûlullah -sallâllahu aleyhi ve sellem-:

“–Pek mi hoşuna gitti?” diye sordu. “Evet” cevabını alınca:

“–Al hepsi senin olsun!” buyurdu. Safvan kendisini tutamayarak:

“–Peygamber kalbinden başka hiçbir kalp bu derece cömert olamaz!” diyerek şehâdet getirdi ve müslüman oldu. Kabîlesine dönünce de:

“–Ey kavmim! (Koşun,) müslüman olun! Çünkü Muhammed, fakirlik ve ihtiyaç korkusu duymadan çok büyük ikram ve ihsanlarda bulunuyor.” dedi. (Bkz. Müslim, Fedâil, 57-58; Ahmed, III, 107-108; Vâkıdî, II, 854-855)

"ARŞIN SAHİBİ AZALTIR DİYE KORKMA!"

Süfyân bin Uyeyne şöyle demiştir:

“O’nun yanında (vereceği bir şey) olmadığı zaman, (eline geçtiğinde vereceğine dâir) vaadde bulunurdu.” (Dârimî, Mukaddime, 12)

Hattâ daha da ilerisi…

Bir gün, muhtaç bir kimse Peygamber Efendimiz’e gelerek bir şeyler istedi. Allah Rasûlü -sallâllahu aleyhi ve sellem-:

“–Yanımda sana verebileceğim bir şey yok, git benim nâmıma satın al, mal geldiğinde öderim.” buyurdular. Efendimiz’in sıkıntıya girmesine gönlü râzı olmayan Hazret-i Ömer -radıyallahu anh-:

“–Yâ Rasûlâllah! Yanında varsa verirsin, yoksa Allah Sen’i gücünün yetmeyeceği şeyle mükellef kılmamıştır.” dedi.

Allah Rasûlü -sallâllahu aleyhi ve sellem-’in bu sözden hoşnud olmadıkları mübârek yüzlerinden belli oldu. Bunun üzerine Ensâr’dan bir zât:

“–Anam, babam Sana fedâ olsun yâ Rasûlâllah! Ver! Arş’ın sahibi azaltır diye korkma!” dedi.

Bu sahâbînin sözleri Efendimiz’in çok hoşuna gitti, tebessüm ettiler ve:

“–Ben de bununla emrolundum.” buyurdular. (Heysemî, X, 242)

KENDİSİNDEN BİR ŞEY İSTENDİĞİNDE "HAYIR" DEMEZDİ

Hazret-i Câbir’in naklettiğine göre:

“Peygamber Efendimiz’den bir şey istendiğinde, «hayır» dediği vâkî değildi.” (Müslim, Fedâil, 56)

O’nun cömertliği, sarsılması mümkün olmayan çok sağlam bir temele dayanıyordu. Zira İslâm’a göre, insanoğlunun hakîkî serveti; Allâh’ın rızâsını kazanmak maksadıyla O’nun gösterdiği şekilde harcadığı maddî-mânevî imkânlardır.[1] Yoksa dünyada kullanıp tükettikleri değil…

Dipnotlar: [1] Bkz. Tirmizî, Kıyâmet, 33/2470.

Kaynak: Osman Nûri Topbaş, Hak Din İslâm, Erkam Yayınları