Peygamber Efendimiz Ebu Süfyan bin Haris’i (r.a.) Nasıl Affetti?
Abdullah Sert Hocaefendi, Peygamber Efendimiz’in amcaoğlu Ebu Süfyan bin Haris’i (r.a.) nasıl affettiğini anlatıyor.
Peygamber Efendimiz’in kendisine düşmanlık eden Ebu Süfyan bin Haris’i, samimi pişmanlığının ardından geçmişi başa kakmadan affetmesi, İslam ahlakında merhamet ve affın eşsiz bir örneğini gösteriyor.
ALLAH RESULÜ EBU SÜFYAN BİN HARİS’İ NASIL AFFETTİ?
Allah Resulü’nün amcaoğlu Ebu Süfyan bin Haris, nübüvvetten evvel Peygamber Efendimiz’in dostuydu. Amcaoğlu, yani Peygamberimiz de bir dost. Nübüvvetten sonra ise azılı bir düşman kesilerek ona hicviyeler yazmaya başladı. Niye? Puta tapmaktan kurtulamıyor kolay kolay. Peygamber şairi Hasan bin Sabit radıyallahu anh da bu hicviyelere cevap verirdi.
Sonradan bu Ebu Süfyan, tabii birkaç tane Ebu Süfyan var malum. Bu, Peygamber Efendimiz’in amcaoğlu Ebu Süfyan bin Haris. Sonradan Ebu Süfyan bu yaptıklarına pişman oldu. Medine-i Münevvere’ye doğru yola çıktı. Yolda Mekke fethine gelen Allah Resulü’ne rastladı. Peygamber Efendimiz Ebu Süfyan’ın yüzüne bakmadı. Bir şey yapmadı. Yani sadece yüzüne bakmadı.
Ebu Süfyan çok müteessir oldu. Fakat Hz. Ali radıyallahu anh ona orada bir ayet öğretti. Bakın, Hazreti Ali de ne kadar bir şey, yani sen onu Resulullah’la buluşturmak istiyor. Yani hani, “Şu Peygamberimize düşmanlık yaptı. Şurada işini bitirelim bunun.” demiyor ya. “Gel, güzel adam gibi Resulullah’tan özür dile. Ondan sonra o seni affetsin. Bizim halimize gir.” Ve ona bir ayet öğretiyor.
Buyuruyor ki, âyet-i Kerime, Yusuf Suresi’ndeki, diyor ki: “Git Resulullah’a şu âyet-i kerimeyi oku. ‘Allah'a andolsun, hakikaten Allah seni bize üstün kıldı. Gerçekten biz hataya düşmüşüz.’” (Yusuf suresi, 91)
Dedi ve özür diledi. Peki, Resulullah ne yaptı?
Bunun üzerine merhamet ve şefkat umanı Allah Resulü de hemen o ayete şununla cevap verdi: “lâ teśrîbe ‘aleykumu-lyevm yaġfirullâhu lekum vehuve erhamu-rrâhimîn.” Mekke fethinde de bu ayeti okumuştu Peygamber Efendimiz. (Eski yaptıklarınız sebebiyle) “Bugün hiçbir başa kakma ve ayıplama yok. Allah sizi bağışlasın. O, merhametlilerin en merhametlisidir.” (Yusuf suresi, 92) ayet-i kerimesini okuyarak onun ve diğerlerinin eski ayıplarını affetti.
Gördün mü? Bak, şimdi geldin işte huzurumuza. demedi. Efendimiz aleyhissalatu vesselam, “Geleceğin yer burasıydı zaten.” demedi. Ya, o bir ayet okudu, aff istedi. Allah’ın Resulü sallallahu aleyhi ve sellem de bir ayetle ona cevap vermiş oldu.
Ebu Süfyan Müslüman olduktan sonra utancından başını kaldırıp da Fahri Kâinat Efendimiz’in yüzüne bakamazdı artık. Ama demek ki böyle fazilet de var. Yani ben bir hata işledim ama dolayısıyla affedildim ama affedilmek de beni tatmin etmiyor. Yani hep hatam içimde bir vicdan muhasebesi olarak devam ediyor diye, ee, o da o hususa devam etmiş oluyor.