Osmanlı’da Merhamet Medeniyeti Nasıl Yaşanırdı?

RAMAZAN ÖZEL

Osmanlı’da Ramazan, iyiliğin incitmeden yapıldığı; borcun gizlice ödendiği, verenle alanın yalnızca Allah katında buluştuğu bir merhamet medeniyetiydi.

Medeniyetimizde Ramazan, adeta bir hayır seferberliği hâlinde yaşanıyordu. Osman Nûri Topbaş Hocaefendi, buna dair pek çok misal veriyor.

OSMANLI’DA İYİLİK NEDEN GİZLİ YAPILIRDI?

–Eskiden mahalle esnafında «Zimem Defteri» denilen veresiye defterleri vardı, Osmanlı zamanında.

Hayır yapmak isteyen kişiler dükkâna gider, bu defterlerden en mağdurların sayfalarını açtırıp o imkânı olmayan gariplerin borçlarını onların haberi olmadan öderlerdi.

Alanın veren karşısında ezilmemesi, rencide olmaması için ne büyük bir hasenat şekli.

Kimin borcunu ödediğini bilmiyor. Borcu ödenen kişi de kimin ödediğini bilmiyor. Lâkin Allah biliyor!

Cenâb-ı Hak, bütün mü’minleri birbirine zimmetlemiştir. Fakir zengine zimmetlidir. Zengin de fakirin duâsına muhtaçtır. Belki zenginin, fakirin duâsına muhtaçlığı, daha ziyadedir. Belki zengin, fakirin duâsı sebebiyle daha kârlı durumdadır.

Güzel bir kıssadır:

Sultan III. Mustafa, bir Ramazan akşamı iftar için Şeyhülislâm Mehmed Emin Efendi’ye gider.

Bir ara Şeyhülislâm’a;

“–Efendi, konağınız şehirden pek uzak. Şöyle yakın bir muhitten ev bulsanız da sık sık sohbetinizle mütelezziz olsak.” der. Mehmed Emin Efendi de;

“–Sultanım, size yakın bir yerden de ev bulmak sayenizde mümkündür, lâkin şu civarın hâneleri hep mutfaksızdır.

Sabah-akşam yemekleri fakirhâneden gider. Bu sebepten buradan ayrılmak istemem.” cevabını verir.

İşte merhametin mücessem şekli.

Kaynak: Osman Nuri Topbaş Hocaefendi ile Mülâkatlar, Yüzakı Yayıncılık