Oruçluya İftar Ettirmenin Sevabı

RAMAZAN ÖZEL

Hadîs-i şerîfte buyrulur: “Kim bu ayda bir oruçluya iftar verirse, bu onun günahlarının bağışlanmasına, Cehennem azâbından kurtulmasına ve kendi mükâfatından hiçbir şey eksilmeden bir oruç tutma sevâbına daha nâil olmasına vesîle olur.”

Abdülkâdir Geylânî Hazretleri buyurur:

“Ey oğul! Oruç tut. Akşamleyin iftar ederken, iftarlık yiyeceğine fakirleri de ortak et; onlara da yedir, içir. Tek başına yiyip içme! Zira tek başına yiyip içerek başkalarına ikramda bulunmayan kişinin, fakir olup dilenciliğe düşmesinden korkulur…”

Bunu işiten sahâbîler:

“–Ey Allâh’ın Elçisi! Hepimiz bir oruçluyu doyuracak kadar yiyeceğe sahip değiliz.” dediler. Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz bunun üzerine:

“–Kim bir oruçluyu bir hurma ile veya içecek su ile veya tadımlık bir süt ile iftar ettirirse, Allah ona bu sevâbı verir.” buyurdu. (Ali el-Müttakî, VIII, 477/23714)

Günümüzde verilen bazı iftar ikramları ise, maalesef bu maksadın dışına taşan birtakım manzaralara sahne olmaktadır. Lüks lokantalarda, -hattâ daha ötesi- diğer zamanlarda içkili olan mekânlarda, israf ve güç gösterisine dönüşen ziyafetler verilmektedir. Fakir-fukarânın değil, sadece kendi seviyesinde olanların davet edildiği bu nevî sofraların, hadîs-i şerîflerde fazîletinden bahsedilen iftarlara ne kadar benzediği ise meçhuldür!..

Bir iftar verirken eş-dostun yanında, duâsı alınacak sâlih kimseleri, fakirleri ve garipleri davet etmeyi de ihmâl etmemek gerekir. Şeyh Sâdî’nin buyurduğu; “Hak dostları, kimsenin uğramadığı dükkânlardan alışveriş ederler.” düstûrunca; asıl hüner, garip ve kimsesizlere ulaşabilmek, onlara hânesini, sofrasını ve gönlünü açabilmektir.

Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Altınoluk Dergisi, 2018 – Mayıs, Sayı: 387, Sayfa: 032

ORUÇ İLE İLGİLİ YAZILAR