On Yıllık İtikâfa Bedel Bir İyilik
Abdullah Sert Hocaefendi, İbn Abbas’ın (r.a.) kederli bir borçluya yardım etmek için itikâfını yarıda kesmesini ve bu fedakârlığın on yıllık nafile ibadetten daha hayırlı olduğu gerçeğini anlatıyor.
Metin, bir din kardeşinin ihtiyacını gidermeyi, on yıllık nafile itikaftan daha hayırlı gören sosyal yardımlaşma ve merhamet önceliğini İbn Abbas'ın örneğiyle vurgulamaktadır.
İTİKÂFTAN HİZMETE: BİR MÜSLÜMANIN MÜŞKÜLÜNÜ GİDERMEK
Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) amcasının oğlu Abdullah İbn Abbas (r.a.), bir gün Mescid-i Nebevî’de itikâfta iken yanına birisi gelir ve selam verir. İbn Abbas, adamın halini görünce: "Kardeşim, seni çok yorgun ve kederli görüyorum, sebebi nedir?" diye sorar. Adam şöyle cevap verir:
"Evet, ey Resulullah’ın amcasının oğlu, kederliyim. Falan şahsın üzerimde bir borcu var; fakat şu kabrin sahibi (Hz. Peygamber) hakkı için söylüyorum ki, borcumu ödeyemiyor, işin içinden çıkamıyorum."
Bunun üzerine İbn Abbas, "Senin adına gidip o zatla konuşmamı ister misin?" teklifinde bulunur. Adamın kabul etmesiyle İbn Abbas, ayakkabılarını giyerek mescitten çıkmaya hazırlanır. Adam şaşırarak müdahale eder: "Ne yapıyorsun? İtikâfta olduğunu unuttun galiba!"
İbn Abbas (r.a.), gözlerinden yaşlar süzülerek şu cevabı verir:
"Hayır, unutmadım. Fakat ben, şu kabirde yatan ve aramızdan henüz yeni ayrılmış olan o muhterem zattan (s.a.v.) bizzat duydum ki..." (Bunu söylerken Peygamberimize duyduğu hasretle duygulanır; çünkü sahabe efendilerimiz hadis naklederken büyük bir tazim ve edep içinde olurlardı.)
"Her kim din kardeşinin bir işini takip eder ve o işi görürse, bu kendisi için 10 yıl itikâfta kalmaktan daha hayırlıdır." (Beyhakî, Şuabu’l-Îmân, Beyrut 1990, III, 424-425.)
Hâlbuki bir kimse Allah rızası için bir gün dahi itikâfa girse, Cenab-ı Hak o kimse ile cehennem arasında, mesafesi doğu ile batı arası kadar olan üç hendek yaratır. Resulullah Efendimiz itikâfı teşvik eder, özellikle Ramazan’ın son on gününde mutlaka itikâfa girerdi.
Günümüzde bu sünnet maalesef çok yaygın değil. Örneğin, her yıl Amerika’dan bir grup gelir, Üsküdar Çamlıca’daki Çilehane Camii’nde bu ibadeti huşu içinde eda ederler. Bayram gününe kadar kimseyle konuşmadan, sadece ibadetle meşgul olurlar. Görüldüğü üzere metin hem itikâfın büyük sevabını hem de bir din kardeşinin müşkülünü çözmenin, on yıllık nafile ibadetten bile daha üstün tutulduğunu bizlere hatırlatmaktadır.