Öfkeli Anımda Beddua Ettim ve Kalp Kırdım Ne Yapmam Gerekir?

VİDEOLAR

Öfkeli anımda beddua ettim ve kalp kırdım ne yapmam gerekir?

Öncelikle öfkemizi kontrol etmemiz gerekir. Öfkelenip bağırmak, çağırmak ve insanlara kızmak bir Müslümana yakışan davranışlar değildir. Zira Müslüman; öfkesini yenen, insanlara karşı affedici olan kimse olarak vasfedilmiştir. Nitekim Yüce Allah, müminleri “Öfkelerini yutanlar ve insanları affedenler” olarak tanımlamaktadır (Âl-i İmrân, 3/134).

Eğer bağırma, çağırma, beddua etme gibi kötü bir alışkanlığımız varsa, bunlardan kurtulmanın yollarını aramalıyız. Kendi başımıza bunun üstesinden gelemiyorsak, bu konuda uzmanlardan destek almak, kendimize bir plan ve program yapmak da doğru bir adımdır.

Bunun ötesinde, Efendimiz ﷺ’in hayatında çok ibretli bir örnek vardır. Rivayet edildiğine göre Allah Resûlü ﷺ, ümmetine örnek olmak için şöyle buyurmuştur: “Kime haksızlık etmişsem, kime vurmuşsam, kime kötü söz söylemişsem gelsin, hakkını benden alsın.” (Buhârî, Mezâlim, 10). Peygamber Efendimiz ﷺ bunu, kul hakkının ne kadar önemli olduğunu fiilen göstermek için söylemiştir.

Dolayısıyla bizim de yapmamız gereken şudur: Eğer birinin kalbini kırmış, ona bağırmış ya da incitmişsek, “Kardeşim, hakkını helal et. Hakkını helal etmen için ne yapmam gerekiyorsa söyle, onu yapayım.” diyebilmeliyiz. Doğru olan budur. Helalleşmek gerekir. Helalleşmek için de gönül almak gerekir. Gönül almak bazen bir tatlı sözle, bazen bir ikramla, bazen araya hatırı sayılır birini koymakla olur. Nasıl mümkünse, mutlaka gönlünü almaya çalışmalıyız.

Eğer gönlünü kırdığımız kimse vefat etmişse ve onunla helalleşme imkânı kalmamışsa, bu durumda onun adına hayır ve hasenatta bulunmalı, sadaka vermeliyiz. “Ya Rabbi, şu sadakayı kalbini kırdığım, incittiğim kimselerin sevabı olarak bağışlıyorum. Sen onların gönüllerini razı eyle, benimle aralarını ıslah eyle.” diyerek Cenâb-ı Hakk’a iltica etmeliyiz. İnşallah Allah Teâlâ bu vesileyle aramızı bulur ve kıyamet gününde bizleri kul hakkı sebebiyle hesaba çekilmekten muhafaza eder.

Aksi hâlde, insan dağlar gibi sevaplarla gelir; namaz sevabı, oruç sevabı, zekât sevabı vardır. Fakat dünyada kimine sövmüş, kimine iftira atmış, kimini incitmiştir. Alacaklılar gelir, sevaplarından alırlar. Sevaplar bitince bu defa alacaklıların günahları ona yüklenir. İşte Efendimiz ﷺ bunu anlatarak şöyle sorar: “Müflis kimdir, biliyor musunuz?” Sahâbe, “Malını kaybeden kimsedir.” deyince, Efendimiz ﷺ şöyle buyurur: “Hayır. Benim ümmetimden müflis, kıyamet günü namazla, oruçla, zekâtla gelir; fakat buna sövmüş, şuna iftira atmış, bunun malını yemiştir. Sevapları onlara verilir. Sevapları bitince onların günahları buna yüklenir ve cehenneme atılır.” (Müslim, Birr, 59).

Binaenaleyh Cenâb-ı Allah bizleri müflis olmaktan muhafaza eylesin. Bazen insan kendinde bir gurur hisseder: “Elhamdülillah namaz kılıyoruz, oruç tutuyoruz, hacca gittik, zekât veriyoruz.” der. Ancak farkında olmadan kırdığımız kalpler, incittiğimiz gönüller olabilir. İşçisine bağıran, sert davranan bir kimse şunu unutmamalıdır: Bunun bir de ahiretle ilgili hesabı vardır. Dünyada makam, yetki, güç insanı kibirli kılabilir; fakat yapılan her davranışın hesabı mutlaka sorulacaktır.

Dolayısıyla “Attığımız taş ürküttüğümüz kurbağaya değiyor mu? Kaş yapayım derken göz çıkarıyor muyuz?” diye sürekli kendimizi muhasebe etmeliyiz. Bir sevaplı işi yapmak, o sevaplı işle birlikte günah işlemeye mazeret olamaz.

Nitekim Yüce Allah şöyle buyurur: “Güzel bir söz ve bağışlama, peşinden eziyet gelen sadakadan daha hayırlıdır.” (Bakara, 2/263). Yani bir fakir istemeye geldiğinde, onu inciterek bir şey vermektense, tatlı bir sözle gönlünü almak daha hayırlıdır. “Yine mi geldin, utanmıyor musun?” diyerek bir şey vermektense, “Hoş geldin kardeşim. Allah kerimdir. Dilerse beni, dilerse başkasını vesile kılar. Şu an imkânımız yok ama Rabbim inşallah hepimize genişlik verir.” demek çok daha faziletlidir.

Eğer bir ikramda bulunacaksak, büyüklerimizden öğrendiğimiz gibi, gönül alıcı bir üslupla yapmak gerekir. Aksi takdirde Allah muhafaza etsin, ahirette o korkunç iflas manzarasıyla karşılaşabiliriz.