Neml Suresinin 79. Ayeti Ne Anlatıyor?

KUR’ÂNIMIZ

Neml suresi 79. âyette ne anlatılmak isteniyor? Allah Teâlâ’nın, Resûlullah’a tevekkülü telkin ettiği, karşılaştığı zorluklarda O’nu desteklediğini bildirdiği Neml suresinin 79. âyetinin Arapçası, meali ve tefsirini yazımızda...

Neml sûresi 79. âyette Rabbimiz şöyle buyuruyor:

Neml Suresi 79. Ayet Arapça:

فَتَوَكَّلْ عَلَى اللّٰهِۜ اِنَّكَ عَلَى الْحَقِّ الْمُب۪ينِ

Neml Suresi 79. Ayet Meali:

O hâlde sen Allah’a güvenip dayan. Çünkü sen apaçık hakikat üzeresin. (Neml, 27/79)

NEML SURESİ 79. AYET BİZE NE ANLATIYOR?

Bilgi:

Hz. Muhammed’in -sallâllâhu aleyhi ve sellem- peygamber olarak gönderildiği toplumun önde gelenleri O’na inanmamışlardı. Üstelik onu yalancılıkla suçlamışlar ve ona düşmanca davranmışlardı. Onların bu tutumları karşısında Yüce Allah, Hz. Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’e destek olmuş, inkârcıların yalan saydıkları şeylerin gerçek olduğunu bildirmiş ve kendisine güvenip “tevekkül” etmesini tavsiye etmiştir. Aynı zamanda, karşılaştığı zorluklardan dolayı Hz. Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’i teselli etmiştir.

Mesaj:

  1. Müslümanlar Allah’a tevekkül etmelidirler.
  2. Hz. Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in bildirdikleri, apaçık gerçeklerdir.
  3. Doğruların yardımcısı Allah’tır.

Kelime Dağarcığı:

Tevekkül: Allah’a teslim olmak, her işte yapılması gerekenleri yaptıktan sonra Allah’ı kefil bilip sadece O’na güvenmek.

Hakk: Varlığı kesin olan şey; doğruluk, adalet; batılın zıddı.

Mübîn: Açık ve anlaşılabilir olan, gerçekleri açıklayan.

Kaynak: Diyanet, Kur'an-ı Kerim'den Serlevha Ayetler

TEFSİR

Neml Suresi 79. Ayet Tefsiri:

  1. Rasûlüm! Sen yalnızca Allah’a güvenip dayan. Çünkü, tuttuğun yol gerçekliği apaçık ortada olan hak yoldur.
  2. Şunu iyi bil ki sen, ne ölülere duyurabilirsin, ne de arkalarını dönüp kaçarlarken o sağırlara dâvetini işittirebilirsin.
  3. Körleri de savrulup durdukları yanlış yollardan kurtarıp doğru yola çekebilecek olan sen değilsin. Sen dâvetini ancak, önyargısız bir şekilde âyetlerimize inanıp gerçeğe teslim olmaya yatkın kimselere duyurabilirsin.

Cenâb-ı Hak, İslâm’ı tebliğ, yaşama ve yaşatma gibi ağır bir mesuliyetin altında bulunan Resûlullah (s.a.s.)’i tekrar tekrar teselli etmekte; tüm gücüyle çalışabilmesi ve gönlünde en küçük bir zaafiyetin peyda olmaması için yalnızca kendisine güvenip dayanmasını istemektedir. Çünkü Efendimiz (s.a.s.)’in tuttuğu yolun, Allah’ın dosdoğru yolu olduğunda şüphe yoktur. Onun yolu doğru, söyledikleri doğrudur. Ancak bu doğru sözlere inananlar olacağı gibi inanmayanlar da olacaktır. Sözün doğru olması, imtihan gereği, herkesin ona iman etmesini gerektirmemektedir.

Şu halde kâfirlerin söz dinlememelerine üzülmemek lazımdır. Zira kusur peygamberde değil, o sözü dinlemeyenlerdedir. Çünkü onlar gerçeği anlama, duyma ve görme bakımından “ölü”, “sağır” ve “kör” hükmündedirler. Dolayısıyla bunlara gerçeği dinletmek, belletmek ve onları sapıklıklarından kurtarıp doğru yola getirmek Peygamberin elinde olan bir şey değildir. Onun, ancak Allah’ın âyetlerine inanan ve O’na teslim olan kişilere sözünü dinletmesi mümkün olabilir. O halde peygamberin ve onun tebliğ vazifesini üstlenen kişilerin yapması gereken, Allah’a güvenip vazifelerini yerine getirmeye çalışmaları, fakat kimin doğru yola gelip gelmeyeceği hususundaki kararı Allah’a havâle etmeleridir.

Kaynak: Ömer Çelik Tefsiri, kuranvemeali.com