Necm Suresi 24-25. Ayetler Ne Anlatıyor?

KUR’ÂNIMIZ

Necm Sûresi 24-25. âyetlerde, insanın her arzusuna kavuşamayacağı ve dünya ile âhiretin Allah’a ait olduğu hatırlatılıyor.

Ayet-i kerimelerde şöyle buyrulur:

İNSAN HER İSTEDİĞİNE KAVUŞABİLİR Mİ? KUR’ÂN NE DİYOR?

Necm Suresi 24-25. Ayetler Arapça:

اَمْ لِلْاِنْسَانِ مَا تَمَنّٰىۘ

فَلِلّٰهِ الْاٰخِرَةُ وَالْاُو۫لٰى۟

Necm Suresi 24-25. Ayetler Meali:

İnsan arzu ettiği her şeye sahip olabilir mi ki? Ahiret de Allah’ındır, dünya da. (Necm, 53/24-25)

Bilgi:

Mekkeli müşrikler putlara tapar, onların kendilerine şefaatçi ve yardımcı olacağına inanırlar, bunu arzularlardı. Allah Teâla, Hz. Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’i ve onunla Kur’an’ı göndererek bu inanışın, gerçek yönü olmayan kuruntulardan ibaret olduğunu ortaya koydu. Zira o putların kendilerine bir faydası olmadığı gibi onlara da bir faydası yoktu ve olmayacaktı. Dolayısıyla müşriklerin zanları ve temennileri değil Allah’ın dilediği olacaktır.

Mesaj:

  1. Dünyada ve ahirette mülk, tasarruf ve otorite, sırf Allah’ındır.
  2. İnsanın arzuları sınırsız olsa da sahip olacağı şeyler sınırlıdır.

Kelime Dağarcığı:

Temennâ: Arzu etti, istedi, temenni etti.

Ûlâ: İlk olan; dünya.

Kaynak: Diyanet, Kur'an-ı Kerim'den Serlevha Ayetler

TEFSİR

Necm Suresi 24-25. Ayetler Tefsiri:

  1. Hiç düşündünüz mü niçin taptığınızı Lât ve Uzza’ya.
  2. Üçüncü olarak da öteki put Menât’a?
  3. Demek, erkek çocuklar sizin, dişiler de Allah’ın, öyle mi?
  4. Şu halde bu, gerçekten çok insafsızca bir bölüştürme!
  5. Aslında bu putlar, sizin ve atalarınızın uydurduğu bir takım kuru isimlerden, gerçekliği olmayan boş lafızlardan ibarettir. Allah onların ilâhlığı hakkında hiçbir delil indirmemiştir. Dolayısıyla bunlara tapanlar, başka şeye değil sadece kuruntuya ve nefislerinin arzularına uymuş olurlar. Halbuki onlara Rableri tarafından doğru yol rehberi olan Kur’an ve Peygamber de gelmiş bulunmaktadır.
  6. Yoksa insan, arzuladığı her şeye sahip olacağını mı sanı­yor?
  7. Hayır! Gerçek böyle değildir! Âhiretin de dünyanın da mutlak sahibi ve hâkimi Allah’tır. Kimse O’nun hükmüne karışamaz ve kime neyi vereceğini yalnız O takdir eder.

Lât, Uzzâ ve Menât Kureyşliler’in en fazla önem ver­dikleri putların isimleridir. Bunların Kâbe’nin dışında başka yerlerde tapınakları vardı. Lât için Tâif’de, Uzzâ için Nahle’de, Menât için Kudeyd’de birer mekânın olduğu nakledilir. Bunlardan başka çeşitli kabilelerin kendilerine mahsus, kapıcıları ve bakıcıları bulunan tapınakları da bulunmaktaydı. Müşrikler, tamamen nefsânî arzu ve isteklerine bağlı olarak bunlara tapmakta idiler. Çünkü bunların tanrı olduğuna dair hiçbir sağlam bir belge ve delile sahip değillerdi. Halbuki bir şeyin gerçek olup olmadığı kuruntulara göre değil, sağlam delillere dayanılarak ispat edilebilir.

İşte doğru yol rehberi olarak gelen Kur’ân-ı Kerîm ve onu tebliğ eden örnek insan Hz. Muhammed (s.a.s.), bu putların tanrılıkla uzaktan yakından bir ilişkilerinin bulunmadığı gibi, bunların bâtıl şeyler olduğunu açıkça beyân etmekteydi. Gerçek güneş gibi ortaya çıkmışken, şirki terk edip imana gelmeyenler, umduklarını bulamadıkları gibi, her şeyin yegâne sahibi olan Allah tarafından müstahak oldukları cezaya uğratılacaklardır. Hiçbir şefaatçi de onları bu cezadan kurtaramayacaktır.

Kaynak: Ömer Çelik Tefsiri, kuranvemeali.com