Namazı Tamamlayan Mali İbadet: Zekat Kur’an’da Nasıl Geçer?

Zekat

Namazı tamamlayan mâlî ibadet: Zekât. Kur’ân-ı Kerim âyetleri ışığında zekâtın ehemmiyeti, servetin arınması ve maldaki hak sahipleri.

Yüce dînimiz İslâm; beş temel esas üzerine binâ edilmiştir ki, bu esaslardan biri de zekât ibâdetidir.

KUR’ÂN’DA ZEKÂTIN ÇOK ZİKREDİLMESİNİN HİKMETİ

Mü’minlerin mâlî vazife ve yardımlarının geniş adı infaktır. Zekât ise bunun içinde farz olan kısmın husûsî adıdır.

Dînen zengin kabul edilen mü’minlerin, mallarından her yıl vermeleri gereken mâlî bir ibâdettir. Nisap ve nisbetleri, sahip olunan malın cinsine göre değişiklik arz eder.

Zekât, Kur’ân-ı Kerim’de 27 yerde namazla birlikte zikredilmiştir. Rabbimiz buyurur:

“Namazı kılın, zekâtı verin, önceden kendiniz için yaptığınız her iyiliği Allâh’ın katında bulacaksınız. Şüphesiz Allah, yapmakta olduklarınızı noksansız görür.” (el-Bakara, 110)

“O erler ki ticaret de alışveriş de onları Allâh’ı zikretmekten, namazı dosdoğru kılmaktan ve zekâtı vermekten alıkoyamaz. Onlar, kalplerin hâlden hâle girip altüst olacağı ve gözlerin dehşetten donakalacağı bir günden korkarlar.” (en-Nûr, 37)

Zekâtın Kur’ân-ı Kerim’de bu kadar çok zikredilmesi, ona atfedilen ehemmiyeti gösterir.

NAMAZI TAMAMLAYAN MÂLÎ İBADET: ZEKÂT

Bedenî ibâdet olan namazı, mâlî ibâdet olan zekât tamamlar. Zira beden de, helâl lokma ile ayakta durur. Zekâtı verilmemiş bir servet, kirlidir. Çünkü içinde başkasına ait hakkın bulunduğu bir maldır.

Âyet-i kerîmede mü’minlerin malları hakkında şöyle buyurulur:

“Sâilin (muhtacın) ve mahrumun (iffeti dolayısıyla isteyemeyenin), onların mallarında mâlûm bir hakkı / payı vardır.” (ez-Zâriyât, 19)

Yani bu ayrılıp tevdî edilmesi gereken bir haktır, bilinen, sâbit bir paydır.

Verip vermemek, kişinin arzusuna bırakılmış bir hediye veya bir ikrâmın ötesinde, bir payın çıkarılıp hak sahibine teslim edilmesidir.

Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Mü'minin Hayatında Namaz ve Zekât, Yüzakı Yayıncılık