Namaz Kılana Engel Olmanın Günahı
Namaz kılmamak bir eksikliktir; ancak ondan da büyük bir günah vardır: Namaz kılana engel olmak! Abdullah Sert Hocaefendi, Alak sûresindeki ilahî ikazı hatırlatarak bu tavrın vebaline dikkat çekiyor.
“NAMAZ KILANA ENGEL OLANI GÖRDÜN MÜ?” — ALAK SURESİNİN UYARISI
Kıymetli kardeşlerim,
Namaz kılmamak, hakikaten bir mümin için büyük bir eksiklik, hatta büyük bir suçtur.
Ama bundan daha büyük bir suç var, biliyor musunuz o nedir?
Namaza engel olmak!
Cenâb-ı Hak, özellikle de “namaza engel olanı gördün mü?” buyuruyor.
Bakın, “namaz kılmayan” değil de “namaz kılamayan” demek mümine daha yakışır.
Çünkü kişi bazen nefsinin tesiriyle, cehâletiyle veya başka sebeplerle namaz kılamayabilir. Elbette ki bu hâliyle de Cenâb-ı Hakk’ın emrine karşı gelmiş olur. Allah bir şey yap diyor, o yapmıyor… Bu da büyük bir suçtur.
Ama ondan da daha büyük bir suç var: Namaz kılana engel olmak!
Öyle bir kul, o zaman daha büyük bir cür’et göstermiş olur.
Hem kendisi kılmıyor, hem de kılana engel oluyor.
Onun için, ilk inen sûrelerden olan Alak Sûresi’nde, Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor:
“Namaz kılanı engelleyeni gördün mü? Biz onu mutlaka yakalayacağız. O, kimi çağıracaksa çağırsın! Biz de zebânileri çağıracağız. Sakın ona itaat etme! Sen secde et ve Rabbine yaklaş!” (el-Alak, 9–19)
Yani Allah Teâlâ buyuruyor ki:
“Biz o yalancı ve sahtekâr kimseyi perçeminden yakalayacağız.” (el-Alak, 16)
Ne ağır bir ifade, değil mi?
Bir kul nasıl olur da, “Ben sana namaz kıldırmam!” diyebilir?
Ya da “Sen namaz kılamazsın!” deme cür’etinde bulunabilir?
Bir müminin ağzından böyle bir söz nasıl çıkar?
Cenâb-ı Hak buyuruyor ki:
“O, kimi çağıracaksa çağırsın! Biz de zebânileri çağıracağız.” (el-Alak, 17-18)
Yani azaptan kurtulması mümkün değildir.
Bu sebeple Rabbimiz buyuruyor:
“Sakın ona itaat etme! Sen secde et ve Rabbine yaklaş!” (el-Alak, 19)
Efendimiz -aleyhissalâtü vesselâm- da şöyle buyuruyor:
“Kulun Rabbine en yakın olduğu an, secdede bulunduğu andır.” (Müslim, Salât, 215)
Neden secde anında?
Bunun hem mânevî hem de fizîkî bir izahı vardır.
İnsan ayaktayken gözleri sağa sola takılabilir.
Bir tehlike gelse hemen namazını bozup kendini koruyabilir.
Ama secdeye kapandığında artık dünyayla irtibatı kesilir.
Küçük bir çocuk bile üstüne bir şey dökse fark etmez.
Çünkü alnı, burnu, elleri, dizleri ve ayaklarıyla birlikte yedi uzvuyla yere kapanmıştır.
İnebileceği en son noktaya inmiştir.
Ve işte tam o noktada, Allah’a en yakın olduğu andadır.
Cenâb-ı Hak, secdelerimizin farkında olmayı hepimize nasip eylesin.
Secdelerimiz bizi Rabbimize daha çok yaklaştırsın, kalplerimizi arındırsın.