Mütevâzı İnsanların Özellikleri
Mütevazı insanların özellikleri hangi güzel hasletleri kapsar? Tevazu, imanın hangi yönünü temsil eder?
Allâh'ın kullarını küçük gören, hakîkatte Allâh'a karşı kendini küçük düşürmüş olur. Zira hadîs-i şerîfte buyrulduğu üzere:
“İnsana günah olarak, Müslüman kardeşini küçük görmesi yeter.” (Müslim, Birr, 32)
Cenâb-ı Hakk'ın kardeş kıldığı müslümanların, birlik, beraberlik, kaynaşma ve dayanışmasına en büyük engel teşkil eden, gurur, kibir, enâniyet ve üstünlük iddiâları; esâsen, bütün sermayesi “yokluk” ve “hiçlik” olan insanoğlu için, en büyük haddini bilmezliktir. Zira insanın sahip olduğunu düşündüğü maddî-mânevî bütün nîmet, imkân ve meziyetler; bütünüyle Cenâb-ı Hakk'ın lûtfudur. Yani hakîkatte Allâh'a aittir. İnsan, ancak bir emanetçidir.
İnsanın, emânetçisi olduğu nîmetleri kendisinin zannederek bundan nefsine pay çıkarması; Cenâb-ı Hakk'ın “kibriyâ” sıfatıyla ortaklığa kalkışması demektir. Lâkin tevhîd akîdesinin hiçbir şekilde ortaklığa tahammülü yoktur. Bu yüzden ortaklığa kalkışan, kahrolur gider. Nefsini büyük ve aziz tutan; rezil ve zelil olmaktan kurtulamaz.
Öte yandan, başkalarını hor görerek kendini beğenmek kadar, insanı mânen helâk eden bir başka felâket yoktur. Bunun içindir ki Mevlânâ Haz-retleri birçok mânevî tehlikeden selâmetin; hiç-lik, yokluk ve tevâzûya bürünmekle mümkün olacağını, şu teşbihle ifâde etmiştir:
“Kılıç, boynu olanın boynunu keser!.. Gölge, yerlere döşenmiş olduğundan, hiçbir kılıç darbesi onu yaralamaya muvaffak olamaz.”
Yine Mevlânâ Hazretleri;
“Tevâzû ve mahviyette toprak gibi ol!..” buyurmuştur.
MÜTEVAZI İNSANIN ÖZELLİKLERİ NELERDİR?
Nasıl ki toprak, ayaklar altında ezilir, bütün mahlûkâtın cürûfunu kabullenir, sîneye çeker, içinde kaybedip hazmeder, sonra da bunları, tertemiz çiçekler, meyveler, gıdâlar hâlinde takdim ederse; mütevâzı bir mü'min de aynen öyle olur.
* Mütevâzı mü'min affedicidir. Affede affede, ilâhî affa lâyık olmanın gayreti içinde bulunur.
* Mütevâzı mü'min, kötülüğe dahî iyilikle mukâbele eder. Bu yolda başına gelen ezâ ve cefâları da, kendisi için bir tezkiye ve ecir vesîlesi addeder.
* Mütevâzı mü'min, cömert olur. Çünkü kendinde bir varlık görmez, elindeki varlığı kendine izâfe etmez. Kendini bir emânetçi görür. Bu yüzden, Hak'tan geleni yine O'nun yolunda sarf etmek, mütevâzı kullara zor gelmez. Bilâkis infâk edebilmek, onlar için târifsiz bir lezzet hâline gelir.
* Mütevâzı mü'min, hizmet ehli olur. Yüksek bir mes'ûliyet duygusu içinde, kendisini Allah rızâsı için hizmet etmekle mükellef görür.
* Mütevâzı mü'min, fedakârdır, zariftir, ince ruhludur…
Velhâsıl, pek çok güzel hasletin kendisine bağlı bulunduğu müstesnâ bir fazîlet olan tevâzû, kâmil mü'minlerin alâmet-i fârikasıdır.
Yazının tamamı için tıklayınız...
Kaynak: Osman Nûri Topbaş, Altınoluk Dergisi, Sayı: 358